<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485</id><updated>2011-09-06T08:52:14.606-07:00</updated><category term='burada'/><category term='tekamül'/><category term='gerçek Ol&apos;mak'/><category term='usta'/><category term='kendini sevmek'/><category term='sorumluluk yasası'/><category term='ruh duruşu'/><category term='ruhsal yetenekler'/><category term='evrensel varoluş'/><category term='sevgi'/><category term='bilgiyle ve sevgiyle varolmak'/><category term='evrensel insanın ilkeleri'/><category term='bağışlamak'/><category term='BİZ'/><category term='psisşik yetenekler'/><category term='merkezlenmek'/><category term='şimdi'/><category term='ihtiyaçsız'/><category term='Basit Ol&apos;An'/><category term='ebediyet'/><category term='ben'/><category term='Aşk Ol&apos;An'/><category term='düşüş'/><category term='özgürlük'/><category term='yaşamın yasaları'/><category term='o'/><category term='tasavvuf'/><category term='ruhsal gelişim'/><category term='asalet'/><category term='kendisi Ol&apos;mak'/><category term='DENGE BİRİCİKLİK'/><category term='kendini bilme'/><category term='aşk'/><category term='DEVR-İ AŞK'/><category term='kendini bilmek'/><category term='bir'/><category term='kamil insan'/><category term='TOPRAK'/><category term='gerçek olmak'/><category term='ayırtetmek'/><category term='yol bizim yaşamımızdır'/><category term='kaos'/><category term='varlık'/><category term='bilgelik'/><category term='asale kader'/><category term='Sevgi Ol&apos;An'/><category term='ne yazık ne kutlu'/><category term='efendi'/><category term='kendin olmak'/><category term='GÜÇ EŞİĞİ'/><category term='koşulsuz'/><category term='an'/><category term='BENLİK'/><category term='oluş'/><category term='varoluş'/><category term='aydınlanmak'/><category term='zararsız'/><category term='geçiş'/><category term='evrensel insan'/><category term='Kendisi'/><category term='knedinin sorumluluğu'/><category term='sonsuz an'/><category term='insan'/><title type='text'>EVRENSEL İNSAN</title><subtitle type='html'>www.nilgunnart.net,  
www.nilgunnart.com</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>23</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-6684790083103966270</id><published>2010-09-19T00:30:00.000-07:00</published><updated>2010-09-19T00:33:04.378-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DEVR-İ AŞK'/><title type='text'>DEVR-İ AŞK</title><content type='html'>DEVR-İ AŞK &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Evren bilinçte mevcuttur. &lt;br /&gt;“Ben gizli bir hazine idim bilinmek istedim.” &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Bilinmeyi arzu etmeden önce bir hazine olduğunu bilen O’dur. &lt;br /&gt;Ve Evrenleri yaratır… &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;O; yok,  vardır. Var, yoktur. &lt;br /&gt;O; Hiç, heptir. Hep, hiçtir. &lt;br /&gt;Birliktedir. &lt;br /&gt;İkisini Bir Eden’dir. Birlikte ikisinde de Olabilendir. &lt;br /&gt;İkisinde nasıl birlikte olabildiği, tanımlanamaz Ol’Andır. &lt;br /&gt;Ve ne ise O, O An’da Olmakta Ol’Andır. Ve kendi halini kendisi bilebilendir. &lt;br /&gt;O; yaradılışla birlikte görünüşe çıkan ve  yokluğundan var Ol’Andır. Varlıktır. &lt;br /&gt;Varlık oluş, O’nun kendini bilme eylemidir. &lt;br /&gt;Bilinçtir. Bilinçliliktir. &lt;br /&gt;Varlık; varoluşa saçılan, parçalarına ayrılmadan önceki ilk bilinçtir. &lt;br /&gt;Ve hepsi olarak da tüm bilinçtir. &lt;br /&gt;Var Ol’mayı arzulayan Bilinçtir. &lt;br /&gt;Saf bilinçtir. Ben Ben’imdir. &lt;br /&gt;Ve bu nedenle Varlık saftır. &lt;br /&gt;Saf Bilinçtir. &lt;br /&gt;Ve görünüşe çıkışta kendinden değerlidir. &lt;br /&gt;Varlık boyutları; tıpkı Tanrı’nın Bahçesindeki, bin bir çiçekler ve ağaçlar gibi, farklı ve çok boyutludur. Hepsinin de toprağı saf bilinçtir. &lt;br /&gt;Saf Bilinç; tüm boyutların  toprağı olması nedeniyle aynı zamanda  varoluş ağacının, potansiyeller alanıdır. &lt;br /&gt;Varlık oluşumundan toplanan ve derlenen bilgilerin biriktiği, bir sonraki varoluşa kadar saklanacağı işleneceği ve tekrar evrenlere saçılacağı yer saf bilinç toprağıdır. &lt;br /&gt;Bilinç olmadan varlık olamaz, varlık olmadan da bilinç olamaz. &lt;br /&gt;Evrendeki her şeyin kendisinde, tezahür edişine uygun bir bilinci vardır. Çünkü görünüşe çıkmıştır. Görünüşe çıkış; Bilinçtir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Varlık; saf bilinçle, ne ise O, O Ol’duğunu Bilen’dir. &lt;br /&gt;Bilmiş Ol’Andır. &lt;br /&gt;Ben’im; -Kendisi- Ol’muş Ol’Anın bilebildiği; HERŞEY OL’AN’dır. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;O’nun; “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim.”  Arzusundan sonra varoluşa çıkan Bilinen -Kendisidir-. BEN BEN’İMdir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Ben Ben’im de bir deneyimdir. Varlığın kendi, Aşk Ol’duğu asalını deneyimlediği ve tüm varlığını kucakladığı, deneyimidir. &lt;br /&gt;Her şey bir anda tümel olarak görülür, ve bağışlanır. &lt;br /&gt;O’na  ve O Ol’An her şeye hayranlık, sonsuz kabul, sonsuz şükür sonsuz şefkat ile varoluşun -Tanımlanamaz Ol’Anı, eğer ki söze dökmek gerekiyorsa, tek kelimeyle AŞK’tır. Muhteşemdir. &lt;br /&gt;Saf ve gerçek haliyle ilk defa Ben Ben’imde AŞK hissedilir ve yaşanır. &lt;br /&gt;Yaşanan ne sonsuzluktur ne de son. &lt;br /&gt;Ne yokluktur ne varlık. &lt;br /&gt;Asla tanımlanamaz. &lt;br /&gt;Sanki şimdiye kadar tanımlananlarda, tanımsızı, hatırlamak için gevezece sayıklamalarımızdan ibarettir. Ve pekaladır. &lt;br /&gt;O tanımsızdır. &lt;br /&gt;Zamansızdır. &lt;br /&gt;Mekansızdır. &lt;br /&gt;Aşk’tır. Sevgi’dir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Yine söze dökmek ve hep Ol’duğumuz yere; Ben Ben’ime gelebilmek için; &lt;br /&gt;aslında; saf bilincin toprağından baktığımızda; sonsuzluk ve sınırsızlık diye bir kavram ve tanım da yoktur. &lt;br /&gt;Sonsuzluk, çoklu bakışın (zihin – ego), Baki Ol’Anı tanımlama uğraşından başka bir şey değildir. &lt;br /&gt;Sonuçta; Sonsuzluğu tanımlayarak tanıma getiren zihindir. &lt;br /&gt;Sonlu olan ve sınırları olan zihnimiz, -tanımsızı- sonsuzluk olarak tanımlayarak anlamaya çalışır. &lt;br /&gt;Sonsuzluk ve sınırsızlık ikisi de dualite olgusunun içinde zihnin yarattığı tıpkı; zaman ve mekan gibi varlık boyutlarının kutuplarını oluşturmaktadır. &lt;br /&gt;İllaki anlamak istiyorsak; Sonsuz Şimdi; evrimimizde ve tekamülümüzde, bizlerin anlayışını çok boyutluluğa hazırlayan ve süreçlerimizi daha çok kolaylaştıran kavramdır. &lt;br /&gt;Sonsuz Şimdide; An’lar, mevcudiyeti ifade eder. &lt;br /&gt;An, zaman değildir. &lt;br /&gt;An; ne geçmiştir ne de gelecektir. &lt;br /&gt;An; basitçe O An’da ne deneyimleniyorsa hepsidir. &lt;br /&gt;An; ne oluyorsa ne varsa ne ise basitçe O’dur. &lt;br /&gt;Ve kendimizdir. &lt;br /&gt;An’da her şey yiter. Yitirilir. Geçmiş ve gelecek yitirilir. Zaten hiç olmamışlardır. &lt;br /&gt;Yitmiyorsa ne An Ol’unabilir ne de -eylemin- kendisi olunabilir. &lt;br /&gt;An’da; ne ise O Ol’An, Ol’maktadır. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;An; Bir yere ulaşmakla bir yere varmakla  veya bir şey olmakla ilgili değildir, sadece -kendisi- Olmakla ilgilidir. &lt;br /&gt;Ve kendisi Ben Ben’im Ol’An, AŞK’tır. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Nihayet sonsuz zamanlardan sonra, Devr¬-i Aşk’tayız. &lt;br /&gt;2012 başlangıçtır. &lt;br /&gt;Bundan sonra –Devir-, kalbin devri, son söz kalbin sözüdür. &lt;br /&gt;Devir, kendiliğine, insana, varlığına ve Ol’uşa, hasbihalde Aşk Devridir. &lt;br /&gt;Aşk; saf bilinçlerin  Altın terazisinde tartılabilir… &lt;br /&gt;Ve sadece Aşk Ol’An İnsan, Aşk’ı yaşayabilir ve Aşk’ın Hak’ını, Hak edene verebilir. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Ne Mutlu Bize! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEVR-İ AŞK &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Beden kapısının bekçisiyim &lt;br /&gt;Kapıyı açmakla görevliyim &lt;br /&gt;Kapı ki; &lt;br /&gt;Sonsuz gözü Ol’An &lt;br /&gt;Sarmalanmış içrek içrek &lt;br /&gt;Sessizlikte uyumakta &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Açtığında &lt;br /&gt;Serilecek yüreğin &lt;br /&gt;Sonsuz ışıklı Evrenler üzerine &lt;br /&gt;Sanki sensin gibi &lt;br /&gt;Uzaktan göz kırpacaklar &lt;br /&gt;Hangi Alemde &lt;br /&gt;Huşuya dalmak istersin? &lt;br /&gt;Diyecekler… &lt;br /&gt;İnan bana &lt;br /&gt;Ötelediğin ve bazende örselediğin &lt;br /&gt;Ve şimdi açtığın &lt;br /&gt;Ve sana aslında her zaman açık kapıdan &lt;br /&gt;Bir adım gitmek istemeyeceksin. &lt;br /&gt;Tam Eşikte &lt;br /&gt;Alfa ve Omega’da duracaksın &lt;br /&gt;Durdukça eşiklerde &lt;br /&gt;Ve Eşiklerin üzerine yuva kurdukça &lt;br /&gt;Sonsuzluk sana Yol gösterecek &lt;br /&gt;Kendisinin hiç gitmediği &lt;br /&gt;Yer Ol’mayan Bilinmezlere &lt;br /&gt;Gönül Dergahındaysan eğer &lt;br /&gt;Orada &lt;br /&gt;Görecek gözlerin olacak &lt;br /&gt;Kucaklaşacak dostların &lt;br /&gt;Ve Dostlar ki &lt;br /&gt;Saklanmışlar belirsizliklerin içine &lt;br /&gt;Velhasıl &lt;br /&gt;Sen ki &lt;br /&gt;Kendiliğin Sonsuz Enginliğinde &lt;br /&gt;Hiç düşlenmemiş Ol’Anı düşleyebilesin &lt;br /&gt;Dileyesin &lt;br /&gt;Ve &lt;br /&gt;Aşk Ol’An yüreğini &lt;br /&gt;Evrenlere SER-ESİN diye &lt;br /&gt;Sevgili &lt;br /&gt;Es esebildiğin kadar Sonsuzluğunda &lt;br /&gt;Devir; Aşk’ın Devri &lt;br /&gt;Aşk Sen’sin &lt;br /&gt;Ve Sen Sevgili &lt;br /&gt;Bil ki &lt;br /&gt;Estikçe ve Aktıkça &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Kendindesin…. &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Nilgün Nart / İstanbul / Kızkulesi/ 28.04.2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-6684790083103966270?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/6684790083103966270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=6684790083103966270' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6684790083103966270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6684790083103966270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2010/09/devr-i-ask.html' title='DEVR-İ AŞK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-670640381018537330</id><published>2010-05-13T02:00:00.000-07:00</published><updated>2010-05-13T02:01:44.994-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='GÜÇ EŞİĞİ'/><title type='text'>GÜÇ EŞİĞİ</title><content type='html'>GÜÇ EŞİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekamülün en can alıcı eşiği; “güç-güçsüzlük” olgusunun ne olduğu veya ne olmadığının anlaşıldığı ve kavrandığı yerdir.&lt;br /&gt;Güç Eşiği;  iki realiteyi birbirinden ayıran,  sonsuz bir uçurumun üstüne kurulmuş, dar ve uzun manalar köprüsüdür. &lt;br /&gt;Köprü subjektif algımıza göre yapılanmakta ve kendini yaratmaktadır.&lt;br /&gt;Ne isek O Ol’duğumuzda, köprünün üzerinden yollar peydah olur yüksek Alemlere bağlanan ve cenneti yeryüzüne indirdiğimiz ve cenneti burada yaşabildiğimiz. Bu nedenle insan bir kapıdır; her konuştuğunda, düşündüğünde ve söylediğinde, cennet veya cehennemlere açılan.&lt;br /&gt;İsa’nın dediği gibi bizler tüm yaşamımızda, ister bilelim ister bilmeyelim, düşündüklerimizden de sorumluyuz. Çünkü evrenler bağdaşıklık prensibinde birbirine bağlanmış yekpare Bir Bütündür. &lt;br /&gt;Ne isek O olamadığımızda, güç eşiği köprüsü uzar  incelir, dünyanın bin bir türlü tasası endişesi ve çarpık görüntüsüyle dolar.&lt;br /&gt;Neysek O Ol’mak önemlidir. Ne isek O Ol’duğumuzda gerçeğizdir. Burada sonsuz kabul ve şükran vardır. Ve diğerlerinin de ne  iseler O Ol’malarına derin bir izin veriş vardır. Ve bu Şefkattir. &lt;br /&gt;Güç Eşiği, ne isek O Ol’duğumuzda kolaylaşan ve aşılabilendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan öncesi, illüzyon boyutundaki, nefs kabında toplanmış gölge kişiliğin kendine çektiği ve deneyimleyerek sanrılarını tüketerek, Evrensel yaşamdaki gerçek  yerini ve yaşamını -Hak- etmeye çalıştığı sınavlardan ve derslerden ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ol’duğumuzun anlamı; içsel gücü keşfederek bu güç içine yerleşmemizde ve her seferde yine bu güç içindeki yerleşikliğimizde, dengelenmemizde yatmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında büyümek- derinleşmek- genişlemek, doğal bir arzudur ve maddesel formda evrimle gerçeklenir. Varlık maddesel formlarda belirli bir evrim seviyesine geldiği zaman, evrimleşmiş maddesel formun,  yüksek boyutlarla birleşmesi sonucu açığa çıkan ve o mekâna - zamana ait -Bilincin; madde içinde büyümeye başlaması ile tekâmül yolu da başlamış olur. Burası Güç Eşiğinin aşılmaya başladığı yerdir.&lt;br /&gt;Fiziksel büyüme, evrimseldir, ruhsal büyüme tekâmülseldir. İki adımlı büyüme, kendi özgün boyutlarında, en yüksek seviyesine geldiği zaman, devrimsel bir sıçramayla bir üst siklusun dönemecine adım atılır ve yeni bir -varoluş- kendinde sabitlenir. Mayaların 2012 takviminde insanlık için gördüğü ve kehanet ettiği zamanların sonu; yeni bir varoluşun yaratılması ile alakalı bir siklus sonudur.&lt;br /&gt;İnsanlığın, evrensel varoluş hakkını elde edeceği ve Güç Eşiğini geçerek yaratacağı bir gerçekliktir. &lt;br /&gt;Herkes kendi Güç Eşiğini geçtiğinde, aynı gerçekliğe çıkacağız. Birlikte doğacağız.&lt;br /&gt;İluzyonun, dualistik görüşü gereği, düşük titreşimdeki dünya mekanında olanlar ile yüksek titreşimli Alemlerde olanlar tam tersi değerlerde yapılanmaktadır. Dünyanın -değersizinin- üzerine dünya hayatınca sarf edilen emek ve sevgi ile kumlar inci tanesi olmakta ve üst alemlere çıkışın biletleri olarak değerlenmektedir.&lt;br /&gt;Dolayısıyla illüzyon ortamının, neye sahip olduğuna ve -kim- olduğuna dayanan güçleri, tekamül yolculuğunda yüksek Alemlerin titreşimlerinde maden ve manen çözünmektedir. &lt;br /&gt;Yükseliş yolculuğunda, neye sahip (çözündüklerimiz) çıkma istersek, sınavımız olacaktır. Sahip olmak ve sahiplenmek düşük boyutların deneyim aracıdır. Hiç kimse aslında hiç bir şeye sahip olamaz. Çünkü sahip olacak hiçbir şey yoktur. Bütün akış olduğunda,n her şey gelip geçicidir; değişir ve görecelidir. &lt;br /&gt;Sahip Ol’mak tutmak demektir. Sahip olmak istediğimizde ve tutmak istediğimizde akmıyoruz, akmak istemiyoruzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutunmak; dışsal güç yaratmak ve dışa tutunmakla alakalıdır. illüzyonu sürekli var kılmaya çalışmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar dışsal güç istersek o kadar içsel güçten (sevmekten) yoksun kalırız.&lt;br /&gt;Ve o zaman bilinmektedir ki; güç sandıklarımız ve gücümüzü yüklediklerimiz, aslında bizi güçsüzleştirenlerdir.&lt;br /&gt;Güç güçsüzlüğü görebilende ve zaafları bırakabilendedir.&lt;br /&gt;Güç, kumları, inci tanesine dönüştürebilendedir.&lt;br /&gt;Güç; sevgisini emeğini, birlikte doğduğu insanlıktan esirgemeyendedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akmak için bırakmak ve değişimi kabullenmek gerekir. Akışta ise sadece kalıcı olan ve hep bizde Ol’an -kendimizi- ve kendimizde Ol’an ne is O Ol’abiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İçeriye odaklanmak ve içerde kendimiz Ol’an güce yerleşmektir.&lt;br /&gt;Güç; sevgi Ol’An kendimiz Ol’maktır.&lt;br /&gt;Gücün tanımı aslında sevginin tanımıdır. &lt;br /&gt;Evrende; ne kadarını, nasıl sevebildiğimiz, gücümüzü belirler.&lt;br /&gt;Evrenseller boyutlara genişlemeye varolanla  birlikte akmaya  ve zamansızlık boyutlarında yaşamaya -gerçek yaşama-  başlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrensel akışta olmanın ve zamansızlığın yaşam biçimi olan rasgelelik sahiplenmeyi yapışıp kalmayı ve katılaşmayı içermediğinden, süreç içinde; akışkan olanlar zamansızlaşır, bırakanlar akışla Birlikte büyür ve genişler.&lt;br /&gt;Akışla birlikte görünüşler ve manalar değişir. &lt;br /&gt;Bütünleşir ve derinleşir.&lt;br /&gt;Zaman kapanışlarında yaşanan, hızlanma ve üstümüze yığılan bu kadar kaos - karmaşa içinde etrafımıza yağan ışık ve lütfün kıymetini bilerek, kendimize emek vermemiz ve ataletin içinden çıkarak ilerlemeye devam etmemiz, iyiden güzelden hayrdan kendimizi yeniden yapılandırmamız yolumuzu her adımımızda kolaylaştıracaktır.  &lt;br /&gt;Ayırt etmeden tevazu içinde dünyada olan her şeye sevgiyle emek vermek ve eylemlerimizi Bütünün hayrı yönünde eylemek, bizi içsel güce götürecektir. &lt;br /&gt;Sevgiden ve kendimizden başka hiçbir şeye ihtiyacımız yok. Biz şimdi buradayız. Ol’abileceğimiz sadece ve sadece -kendimiz- Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize ve sevgiye odaklanmamız yeterlidir. &lt;br /&gt;O Ol’An; An’da her şeyde ve hiçbir şeyde Ol’abilen kendisidir.&lt;br /&gt;Güç; An’da -kendimiz- Ol’abilmektir.&lt;br /&gt;Güç; An’da, noktadan, çeperlere kadar; her şeye sevgiyle yansıyabilmektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-670640381018537330?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/670640381018537330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=670640381018537330' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/670640381018537330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/670640381018537330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2010/05/guc-esigi.html' title='GÜÇ EŞİĞİ'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-6842005329508121009</id><published>2010-03-22T04:38:00.001-07:00</published><updated>2010-03-22T04:38:48.172-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BENLİK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BİZ'/><title type='text'>BENLİK</title><content type='html'>BENLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihin; Ruhun, ayrılık yanılsamasından dolayı içine düştüğü Alemleri tanıma aletidir. &lt;br /&gt;Benlik ise olmayan sınırlarda ve kalıplarda biriken bir varolma yanılsamasından başka bir şey değildir. &lt;br /&gt;Kümelenmiş sanrılar yığınıdır.&lt;br /&gt;Birikmiş varolma yanılsaması (benlik) zihne doluşan arzularla-düşüncelerle birleştiğinde ego oluşur. Ego yaratıcıdır, yaratıcılığı kendi yanılsaması ve kırılması kadardır. Ve egonun yanılsamalı varoluşu arzuların da çarpılmasına ve ilk kaynağındaki saflığını yitirmesine neden olur. Çünkü ego, ikilik içinde görebilir ve hep kendisini görür. Kendisini var etme ve yanılsamasını gerçek kılma eğilimindedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihin; sanrıların hizmetinde ise kendi kaosunu, cehennemini yaratır.&lt;br /&gt;Zihin; gerçeğin (Efendi) hizmetindeyse -Ben Ben’im- dir, cennetini yaratır.&lt;br /&gt;Yansıma; dünyada görünüşe çıkarken, prizmadan süzülen ışığın renklere bölünmesi gibi kırılmış ve çeşitlenmiş-çoklanmış ve dolayısıyla yanılsamaya dönüşmüş olsa da, yaşadığımız boyut geçişlerinde, devirlerin  kapanma zamanında, gerçek Benliğin gölge-izdüşümü olarak tezahür eder.&lt;br /&gt;Varlığın, çoklu alemlere inişinde (düşüş) ego olarak yansır ve  sistemden çıkışında (yükseliş), benlikteki kırılmalar Bir’leşir, içerde tamlanır, dengelenir ve merkezlenerek gerçek Tanrısal Benliğe dönüşür. &lt;br /&gt;Değişimi, yükselerek genişlemeyi ve bir sonraki -yeni insan- yaşamını seçen varlıklar genelde sistemi kurgulayanlar, inerek-açanlar ve yükselerek-kapayanlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İniş sürecinde unutulan veya yiten bir şey vardır. Bütünün, Birliğinden gelen gücü=aşkı=sevgisi. Varlığın yükseliş sürecinde, bu güç=aşk=sevgi; İlahi Ol’An, Ben Ben’im Tanrısal Benliğini üretir. Ben Ben’im güçtür. Aşk’tır. Sevgi’dir. Çünkü kim Ol’duğunu bilmektedir. &lt;br /&gt;Ve varlığında “kalbin” hakimiyeti sürmektedir.&lt;br /&gt;“Tanrı’nın Krallığı” burasıdır.&lt;br /&gt;“Kevser Şaraplarının aktığı Cennet” burasıdır.&lt;br /&gt;Her geçişte Rahmet, kim olduğunun farkındalığına ermeyi, orada erimeyi ve yeniden varolamayı seçenler içindir.&lt;br /&gt;Çünkü -inişin- özelliği ayrılıktır. Ve ayrılık; Rahmetin, illüzyon boyutlarındaki zahmetli görünümüdür. &lt;br /&gt;Zahmet; Ol’duğu boyutlarda, sefalet, acı, keder, yokluk, yoksulluk, savaş, hastalık, ölüm v.s olarak görünür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlık her ne kadar ayrılık yanılsamasında olsa da, için için kim olduğunun bilgisindedir. Ve kalbin derinliklerinde tezahür eden bu biliş, varlıkta teslimiyet olarak hissedilir. İniş sürecinde, teslimiyetin dışında olan her eylemimiz, etki tepki yasasında karmik bağlarımızı üreten süreci de başlatır. Karmalarımız, grift bir yapı halinde bu günkü dünyamızı oluşturur. Tam bir kaostur. Her şey unutulmuştur. Anlamsızlık, derin boşluğun yarattığı içsel bir acı, değersizlik, yetersizlik, yalnızlık, Ruhun karanlık gecelerinde eşlik eden ve kökleri inişe uzanan ilk ve ilkel acılarımızdır. &lt;br /&gt;Kaçıp kurtulmak isteriz, eğer ki gidecek bir yerimiz olsa idi. &lt;br /&gt;Kurtarılmak isteriz, eğer ki bizi kurtaracak biri olsa idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat; ne gidecek bir yer vardır ne de kurtaracak birisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ego benlikten Tanrısal Benliğe geçişimizi belirleyen en büyük sınavımız, kurtulma ve kurtarılma ile ilgili derin sanrıların hakimiyetindedir.&lt;br /&gt;Tıpkı bir insan varlığının ergenliğinden, olgunluğa geçiş aşaması gibidir. &lt;br /&gt;Ne Ol’du isen O’dur.&lt;br /&gt;Olgunluk, Tanrısal Benlikte üstatlıktır. &lt;br /&gt;Kurtuluş ise varlığın illüzyondan kurtuluş üstatlığıdır.&lt;br /&gt;Gidilecek yer ise, yükselerek büyüyeceğimiz ve yerleşeceğimiz yeni boyut kap’ımızdır&lt;br /&gt;Bu nedenle; galakside geldiğimiz momentteki yüksek alemlerin frekansları, fiziksel alemleri zorlamakta ve baskılamaktadır. İnsanlık olarak; tüm bu kaostan kurtarılma beklentisindeyiz. Beklentilerde ve beklemede olduğumuz sürece yaşamı ertelemekte ve ertelenen yaşamla birlikte kaosumuz da artmaktadır.&lt;br /&gt;Dağın tepesinden yuvarlanan ve her döngüde biraz daha büyüyen kartopu gibi sorunlarımız üst üste yığılmakta ve kördüğümler oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;Kısacası; dünyalar öyle yada böyle ayrılmaktadır.&lt;br /&gt;Ego bende mi kalacağız, yoksa Ben Ben’imi tamamen kabul ederek, sonsuz kabul, sonsuz şükran ve sonsuz şefkat ile illüzyonları dağıtacak ve uyanacak mıyız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten uyanacak mıyız?&lt;br /&gt;Aydınlık bir sabah günü kalbinizde Gerçek Benliğinize uyanmanız dileğimle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart Şubat 2010&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-6842005329508121009?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/6842005329508121009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=6842005329508121009' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6842005329508121009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6842005329508121009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2010/03/benlik.html' title='BENLİK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-6463598054609817585</id><published>2010-02-02T04:30:00.000-08:00</published><updated>2010-02-04T02:56:50.482-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruhsal gelişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekamül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendin olmak'/><title type='text'>KENDİN OL’MAK</title><content type='html'>KENDİN OL’MAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Tam Zamanı&lt;br /&gt;Dün değildi&lt;br /&gt;Yarında değil&lt;br /&gt;Dün ve Yarın bir potansiyeldi.&lt;br /&gt;Şimdi Burada, Sen Var’sın&lt;br /&gt;Hep Şimdi Buradaydın&lt;br /&gt;Ve hep Şimdi Burada Ol’acaksın.&lt;br /&gt;Şimdi Burada Gerçeksin. &lt;br /&gt;Dünde ve yarında, koskoca yalan bir hikayeden ibaretsin.&lt;br /&gt;Güç; kalbinde taşmak ve tüm bentleri yıkmak için bekleyen sonsuz sevgide&lt;br /&gt;Ki&lt;br /&gt;Aşk dediğinde, bu gerçekle yüzleşebildiğinde, varolan herşeye aşkla sevgiyle yansıyabildiğinde...&lt;br /&gt;Gerçek, senin kendinde bir diğeri de kendi gerçeğinde ve indinde yine sevgide ve sende.&lt;br /&gt;Gerçeğe giden Yol’lar çokluktan gelse de, kapıları birbirinden ayrı olsa da, açabildiğinde çıkacaksın yine oradan farklı Ol’An -Bir- Gerçeğe.&lt;br /&gt;Hadi koyul O zaman gerçeğine giden Yol’a, &lt;br /&gt;Ve Yol ki yaşamın Ol’acak ve seni Evrende –Biricik- kılacaktır kapıya geldiğinde.&lt;br /&gt;Kanma sen dünyada anlatılan yalana dolana ve inanma asla talan Ol’Ana&lt;br /&gt;Bağlar bozulmadan, yenisi kurulmaz, &lt;br /&gt;Yeter ki kalbin bozulmasın,&lt;br /&gt;Yeter ki sen Yol’a koyul.&lt;br /&gt;Yeter ki yaşamına ve sen de Ol’An iyiliğe ve güzelliğe sarıl&lt;br /&gt;Heba etmeyesin bağ bozumu armağanlarını&lt;br /&gt;Kendini aramaya kaptırıp…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybolamayacağın bir yerde kaybolduğunu&lt;br /&gt;Ayrılamayacağın yer olmayan yerden ayrıldığını sanmayasın…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandında bak neler oldu….&lt;br /&gt;Umutların tükendi, &lt;br /&gt;Sayılı günler gitti,&lt;br /&gt;Vakitler doldu,&lt;br /&gt;2012 Ol’du&lt;br /&gt;Hatta&lt;br /&gt;Ol’Anlar Ol’du.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala arayıştasın.&lt;br /&gt;Bırak arayışı. Bulamadıysan hiç bulamayacaksındır.&lt;br /&gt;Aramak geçmişin ve geleceğindir. &lt;br /&gt;Hep arayacağından ve asla bulamayacağından emin Ol’abilirsin.&lt;br /&gt;Arayışını bitirdiğinde Şimdi Buradasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Burası Ol’manın yuvasıdır. &lt;br /&gt;YUVA’dır.&lt;br /&gt;Şimdi Burada, Ol’maya adandığında ve Kendini; eylemlerini duygularını düşüncelerini Şimdi Buraya toparlayabildiğinde yalın sade ve basit bir şekilde içine bak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinden sana bakan Sonsuzun Gözlerini göreceksin…..&lt;br /&gt;Tüm ihtişamıyla Evrenlerin harelerinde titreştiği ve nabız  gibi attığı karanlık koyu bir çift Göz sana bakıyor olacak….&lt;br /&gt;Ve sen Sonsuz Göz’de, kendini bilmediğin zamanlardan beri ilk defa  huşu içinde huzura demirleyeceksin ve seyredeceksin. &lt;br /&gt;Ve O’da nihayet kendini sende seyre dalacak…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer göz göze gelmişsen Sonsuzla, O’nun senin gerçeğin olduğunu bileceksin….&lt;br /&gt;Eğer ki gerçeğinin henüz ne olduğunu bilmiyorsan, göz göze gelmemişsindir…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arayışı bırak ve tekrar tekrar içine bak.&lt;br /&gt;Sabırla içeri bakacaksın.&lt;br /&gt;Ve imanla içerde -kendini- bekleyeceksin.&lt;br /&gt;Şundan emin olabilirsin ki, sen sana içerden geleceksin.&lt;br /&gt;Dışarısı arayış. &lt;br /&gt;Dışarısı geçmiş ve gelecek.&lt;br /&gt;Ne ararsan içerde.&lt;br /&gt;Nedenler, gerçek Ol’An -Kendinde- düğümlendi.&lt;br /&gt;O düğüm ki, içine baktığında çözülecek ve -Kendin- kendinde bilinecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sen kendini bil ki; Alemlerde söylesin bildiğini kendinle ve kendince”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;21.12.2009 İstanbul/Turkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-6463598054609817585?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/6463598054609817585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=6463598054609817585' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6463598054609817585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6463598054609817585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2010/02/kendin-olmak.html' title='KENDİN OL’MAK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-5378314415715200292</id><published>2010-01-12T05:59:00.001-08:00</published><updated>2010-01-12T05:59:57.856-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol bizim yaşamımızdır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='merkezlenmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydınlanmak'/><title type='text'>MERKEZLENMEK</title><content type='html'>MERKEZLENMEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende her şey nereden baktığımıza göre değişir. illüzyon alemlerinin bakışı çoklu bakış olduğu için, hangi bakışla (sizde olanlara göre niyetiniz ne ise) bakarsak, baktığımız şey buna göre şekillenir. Manalanır. Ve içinde yaşadığımız gerçekliği oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya 3.boyutludur. Beş dışsal duyu ile ve 5 dışsal duyunun yorumlanmasına dayalı faaliyetlerin ve bellek kayıtlarının idaresini üstlenen ve illüzyon alemlerinde de sanal kimlik egoyu oluşturan zihin ile bilinir ve 3.boyutun deneyimsel gerçekliği için tanımlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.Boyut; zaman+mekandır. Dışarısıdır. Yokluk Alemleridir. Aslında ne zaman vardır ne de mekan.&lt;br /&gt;Yüksek boyutlar, hızlı titreşen boyutlardır. Hızlı titreşmek frekansın yüksekliğini oluşturur. Yüksek boyutlara Yol’ aldığımızdan her şey gibi zamanın da titreşimi artacak veya kısaca hızlanacaktır. Zamanın hızlanması; aynı zamanda alemlerinde dürüleceği anlamına gelmektedir. Alemlerin dürülmesi tüm zamanların An’a toplanması demektir. An aslında Sonsuz Şimdidir. &lt;br /&gt;Şimdi Burada; Tam ve Bütün;  hazır ve nazır Ol’maktır. &lt;br /&gt;Çünkü  Varlık veya Varoluş;  potansiyel haldedir. Yaradılışla birlikte görünüşe çıkmaya başladığı zaman süreçler yasasına tabi olur. Boyutlara akmaya başlar. Boyutlara akan; varoluşun potansiyelleridir.&lt;br /&gt;Varoluş potansiye haldeyken, henüz Ol’mamış haldedir.&lt;br /&gt;Varoluşun veya varlığın; henüz olmaması gelecek ve geçmiş olarak adlandırılabilir. &lt;br /&gt;An; Şimdi Burada Ol’mak yaradılıştır. &lt;br /&gt;Yaradılış eylemde Ol’mak, deneyimde Ol’mak demektir.&lt;br /&gt;Ve varlık fiziksel alemlerde görünüşe çıktığında sadece An’da VAR olabilir. Şimdi Burada, Ben Ben’im. &lt;br /&gt;(Bu ifade yaradılışın şimdiliğinin ifadesi iken, illüzyon alemlerinde, nefsin söylemi ve bencilliği olarak yaşanır, takii nefis bir şekilde ölüp Efendi doğana kadar.)&lt;br /&gt;Çünkü geçmiş ve gelecek potansiyel olduğundan ve potansiyelde Yok’luk alemleri Ol’duğundan, basitçe geçmiş ve gelecek, şimdi burada olmadığından yoktur. İlluzyondur. &lt;br /&gt;Toprak gibidir. Tohumun toprağa ekilip, bir süre karanlıkta kabuğunu çatlatmasına kadar (kendini hatırlayan  kadar) olacağı yerdir.&lt;br /&gt;Geçmiş ve gelecekte aslında yaşanamaz. Yaşanıyormuş yanılsaması içine düşülebilir. Farkındalık geçmiş ve gelecek olduğu sanılan kayıtlarda dolandığında aslında yoklukta Ol’mayanda gezinmektedir. Ve birde sabit bir geçmiş ve gelecek hikayesine asılı kalıp, kendisini hikaye-algısında özdeşleştirdiğinde tamamen kaybolur. &lt;br /&gt;Bu varlığın illüzyon alemindeki bakışının parçalanmasıdır. Tek çare merkezlenmek ve dengelenmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her geçen gün kutuplulukların artığı, dünyaların ayrıldığı ve deneyimlerin keskinleştiği yaşamlarımızda, MERKEZLENMEK önemlidir ve hayrımızadır.&lt;br /&gt;Merkezlenmekten maksat; merkezden ve teklikten bakan, kendi bakışının hakimiyetini kazanmış Bakıştır.&lt;br /&gt;Merkezlenmek; her şeyin “nedeninin” bizatihi kendisi Ol’duğunun bilişinde Ol’An  Efendinin varlığı Ol’An tüm yaradılışın ortak hayrında durduğu hayrı ve şerri kavradığı ve yaradılışı kapsadığı noktadadır. Efendi Noktadır. Kendisini bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkez nokta varlığın, kendisidir. &lt;br /&gt;Bu tıpkı bir çemberin merkez noktasında Ol’mak ve çeperlerini yitirmek gibidir.&lt;br /&gt;Belki illüzyonik olarak başka noktaları da görebilirsiniz (aslında onlarda bir şekilde aynı hamurdan sensindir) ama burada  çeperleri Ol’mayan bir çemberin orta noktasındasınızdır. Ve Nokta’sınızdır. &lt;br /&gt;Çeperleri sonsuzlukta kaybolan diğer noktalarla yeni girişim desenleri oluşturabilir ve tüm oluşan desenleri çemberinin sonsuz çeperlerinde hissedebilir ve varlığının kalbine akıtabilirsin. Keşfedebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mevlana’nın pergeli misali; merkezlenirsin, kendin Ol’An Bir nOktaya; Ol’mayan çeperlerinde Alemleri kucaklayabilir, sonsuza kadar, kendini  kendinde, seyreyleyebilir, sevebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle ayrılıp gidebileceğimiz bir yer ve varacağımız başka bir yer olmadığından, bizden başka da bir şey bulunmadığından, ne kurtulma vardır ne kurtuluş, ne de geçmek vardır nede kalmak. Hepsi bizdedir. Bizdendir. &lt;br /&gt;Sadece illüzyon alemine yaptığımız seferden uyanmamız gerekmektedir.&lt;br /&gt;Geçiş aslında, bilinç eşiklerini geçiştir.&lt;br /&gt;Geçiş; bilinç eşiklerinde nöbet tutan korkuları, endişeler, öfkeleri geçiştir.&lt;br /&gt;Geçiş; aslında bir vazgeçiştir.&lt;br /&gt;Vazgeçiş; *kendin* Ol’mayan her şeyden geçip gidebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arayışı bırakmaktır. Kurtulmayı bırakmaktır. Sanrıları bırakmaktır. dışarıda sana anlatılan tüm bu korkunç hikayeleri, 2012 yi depremleri felaketleri, hastalıkları, 3.dünya savaşlarını kısaca  hiçbir gerçekliği olmayan tüm bu hikayeleri bırakmaktır.&lt;br /&gt;Neşe sevinç coşku iyilik güzellik bolluk huzur ve şifa Ol’duğumuzu hatırlamak ve bu hatırlayışla An’a MERKEZLENMEKTİR. Kendinde Ol’maktır.&lt;br /&gt;Aydınlanma; tüm bunların bilgisine doğmaktır. &lt;br /&gt;Aydınlığın; O, Ol’An kendisinin gözleri ile O’nun Düşünü görebilmek ve düşe Yol alabilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Bir Yol vardır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlıkta bilene  kadar geçen süreç Yol’un Kendisidir ve yaşamımızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol, bizatihi bizim Yaşamımızdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol, Bizizdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;25.11.2009 İstanbul Türkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-5378314415715200292?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/5378314415715200292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=5378314415715200292' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/5378314415715200292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/5378314415715200292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2010/01/merkezlenmek.html' title='MERKEZLENMEK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-6491306907689099392</id><published>2009-11-08T16:06:00.000-08:00</published><updated>2009-11-08T16:10:20.800-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TOPRAK'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DENGE BİRİCİKLİK'/><title type='text'>MESEL; TOPRAK-DENGE</title><content type='html'>MESEL I;  TOPRAK-DENGE&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRİCİKLİK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan toprağa ekilen bir  tohum gibidir.  Gün Işığına çıkıp (ne  ise O olup) varoluşun tablosunda  kendini ifade edebilmesi için, toprağın altında bir süre (kendisi olabilmesi için ihtiyacı olan zaman enerjisi) kalması, tohumun çatlaması için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her tohum farklı iklimden geldiğinden, kabuğunu çatlatması için ihtiyaç  duyacağı şartlar da farklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat şu  gerçektir ki, belirli bir süre sonra her tohum filiz verir ve toprakten başını kaldırır. İşte bu zamanda GÜN IŞIĞI önemlidir. Zamanı, ışığının zamanıdır.&lt;br /&gt;Eğer ki tohum bahar geldiğinde filiz vermiyorsa (uyanmıyorsa) veya  filizini toprakla örtme-örtülmesine izin verme eğilimindeyse ( uyanmışlık uykusundaysa) toprakta çürümeye ve bir sonraki baharın  toprak maddesi olmaya yol alır.&lt;br /&gt;Toprak vaktinde (bahar-kıyam-uyanma) ekilen tohum için Rahim-Doğum  iken, vakti saati geçtiğinde filiz vermek yerine, toprakta kalmak isteyenler için  Hiçlik-ölümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca evrende her şey Denge Yasasının işlemesiyle açığa çıkabilmekte ve varlığını sürdürebilmektedir.&lt;br /&gt;Ve evrensel her yasa, birbirinin içinde-dışında ve birbirini destekleyerek-tamamlayarak-basitçe dokuyarak Evrensel Matrixi oluşturur.&lt;br /&gt;Evrendeki hiçbir şey Evrensel Matrixin dışında var olamaz. Her varlık Evrensel Matrixde ve Evrensel Yasaların dokusunda ve dokumasındadır. Evrensel yasalar dünyaya yansımış, yaşamın yasalarından başkası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesela; Tohumun çiçek olması, Süreçler Yasası içinde (çiçek olmak için geçen zaman); işleyen Denge Yasasının (çiçek olmak için gerekli su hava toprak v.s bileşenlerin gereklilik miktarı ve gereklilik süreleri) işlemesidir.&lt;br /&gt;Fakat bundan önce işlemleri başlatan ilk yasa Özgür İrade Yasası ve  Seçim Yasasıdır. Bir insanı düşünün, her iki yasada birlikte insanın iki kolu gibidir. İki yasanın birlikte kullanılması gerekir. Yasalardan birisi kullanılmıyormuş gibi olan yanılsamalarda, yasaları kullanmayanların veya yasaların farkındalığına eremeyenlerin yerine, varlığın kendi dışındaki başka güçler tarafından kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;Mevsim şimdi burada, dünya gezegeninde, bahar-uyanma mevsimi olduğundan, yasaların bilinmesi ve insanın; yüreğinde Ol’an gerçeğini gerçekleştirmesi yönünde kullanılması, çiçek olmak için elzemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbinin Yol’una sessizce yürüyen bir varlıkta;&lt;br /&gt;Denge; -varlığın- kendisini bilmesidir. (tohum olduğunu ve  filiz vereceğiniz ve hangi çiçeği açacağınızı bilme hali-bu koşulları-bileşenleri sağlama-yaratma).&lt;br /&gt;Ol’ması ise; kendini gerçek kılmasıdır. (filiz vermesi ve çiçeğini açmasıdır. Bahçede yerini almasıdır). Ol’mak aynı zamanda evrensel yasaların üst versiyonlarıın işlediği, kuantum alanına nufuz edebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçeğin açması süreçinde; toprak, hava, iklim, bahçe, bahçevan, günışığı… v.s hepsi çiçeğin açması içindir.&lt;br /&gt;Çiçek açtığında, çiçeğin açısıyla hepside (toprak, hava, su, v.s), kendisini gerçeklemiş Ol’ur.&lt;br /&gt;Hepsi çiçeğin kokusunda, renginde ihtişamında ahengindedir. Çoşkusundadır.&lt;br /&gt;Toprak, başka bir boyuttur ama çiçeğin gerçekliğinde de başka bir varoluşu gerçekler.&lt;br /&gt;Çiçek Ol’mak başka bir boyuttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiçek Ol’mak, toprak Ol’maktan, hava Ol’maktan, gün Işığı (Güneş) Ol’maktan çok farklıdır.&lt;br /&gt;Bu varoluş; toprak, hava, su için, çiçeğin varlığında gerçekleştirdikleri, hep Birlikte başka Bir Varoluştur.&lt;br /&gt;Çiçek bir Sonuç ise, çiçeğin nazarından, Toprak hava su, çiçeğin açması için birlikte olabiliyorlarsa ve kendilerini çiçeğin varlığında eritip yeniden çiçekte başka bir şekilde Var olabiliyorlarsa anlamlıdır.&lt;br /&gt;Çiçekte; toprak, hava, su, gün ışığı, hepside vardır. Ve bir şekilde, çiçeğinde -öncesi- toprakta havada sudadır. Ama çiçekte başka bir şey daha vardır.&lt;br /&gt;Bu başka şey Çiçeğin, KENDİSİ OL’masıdır. Gül ise, gül Ol’masıdır. Lale ise, lale Ol’masıdır. Ne ise O Ol’masıdır. O’nun sonsuz düşünde, -kendisine-  içkin kılınanı ifade etmesidir.  Gül’e, gül olmak içkin kılındıysa ve gül, rengiyle kokusuyla, kendinde olan tüm özellikler ile büyüyüp açabiliyorsa; sonuç kendisidir. Gül’dür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havanın suyun, gün ışığının, kendilerinde  bütün olmaları ve gerçek olmaları, başka varoluşları (boyutları) açığa çıkarmıştır. Çiçek gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendinde; fiziğiyle, ruhuyla ve bilinciyle bütün Ol’ması; yine kendi varlığında çok daha başka bir boyutu açığa çıkaracaktır. Aynı şekilde insanın; diğerleriyle ve üzerinde yaşadığı dünya gezegeniyle denge ve  uyum içinde olması da bambaşka varoluş boyutlarını açığa çıkaracaktır. Zamanlar; Maya’larında dediği gibi bilinen zamanların bittiği yerdedir. İnsanın; sonsuz zamanlarda olacağı ve kendisini Sonsuz Varoluş’un bahçesinde yerini alacağı zamanlardır. İnsan; şimdi - burada topraktan çıkmak üzeredir. Tohum çatlamıştır.&lt;br /&gt;Toprak her ne kadar tohum için alışıldık ve sıcak bir yuva gibi olsada, tohum filiz vermek durumundadır.&lt;br /&gt;Bu nedenle 2012 bizlerin varoluşun bahçesine ilk kez hep Birlikte İnsanlık olarak göz atacağımız ve komşu çiçeklerle merhabalaşacağımız zamanlardır. 2012 korku zamanı değil kutlama zamanıdır. 2012 nihayet kendimizi, kardeşimizi, varoluşumuzu bileceğimiz zamanlardır. Köklerimiz dünya toprağındadır. Dünyadayız. Dünya bizim yuvamız. Tıpkı ışığı ilk kez gören bir kör gibi gözlerimiz sonsuz bahçede çiçek açmaya filiz verirken ışıktan etkilenebilir. Alışmış olduğu karanlığa dalmak isteyebilir veya rahatsız olabilir. Bunlar geçici durumlardır. Yapmamız uygun olan, üzerimizdeki toprağı atmak ve yaşamımızda dünyadan kopmadan ve sonsuz bahçede  filiz verdiğimizi unutmadan büyümüye devam etmektir. Büyümemizde denge yasasını işler kılmak ne olduğumuzu gerçekleştirmemiz için önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denge; farkındalığı her anda canlı tutmak ve dünyasal ve ruhsal yaşamımızda gelişen her durumun ve olayın dengelenmesine, önce kendimizde ve sonra diğerlerinde, sevgiyle sevinçle destek vermek ve nihayetinde dünyasal ve ruhsal yaşamımızı birleştirebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denge; Işığımızı, bilinçli olarak dünyaya işlerken ve dünyayı bilinçli olarak cennete yükseltirken, ne dünyadan ne ruhtan vazgeçmektir. Her seferde bir adım dünyaya, bir adım cennete adım atabilmektir. Bir nefes cenneten, bir nefes dünyadan alabilmektir.&lt;br /&gt;Ve bu sessiz yürüyüş sırat üzerinde yürümektir. Alemleri; kehanet edilen sonsuz zamanların yürüyüşüyle sessizce içimizde birleştirebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denge; varlığın kendinde bütün olmasıdır ve kalbine yapacağı içsel Yol’culukla gerçekleşebilir.&lt;br /&gt;Her Yol’culuk; çok özeldir. Varlığın Biricikliğini açığa çıkarmasına hizmet eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biricikliğimiz, Evrenin çokçeşitliliğine kendi imzamızı sonsuza kadar işleyişimizdir.&lt;br /&gt;Biricikliğimiz, bireyselliğimizdir.&lt;br /&gt;Biriciklik; kendimiz Ol’mamızdır.&lt;br /&gt;Biriciklik; Evrensel İnsan Ol’mamızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben; Evren toprağına atılmış bir tohumum, ki kendimde üreteceğim başka bir tohumdur, O’nun Muradı ve benim, sonda O’na vereceğim”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;21.10.2009 İstanbul Turkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-6491306907689099392?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/6491306907689099392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=6491306907689099392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6491306907689099392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6491306907689099392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/11/mesel-toprak-denge.html' title='MESEL; TOPRAK-DENGE'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-3424980610536710973</id><published>2009-09-28T12:09:00.000-07:00</published><updated>2009-09-28T12:53:47.615-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendini bilmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Basit Ol&apos;An'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruhsal gelişim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kamil insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşamın yasaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tasavvuf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekamül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kaos'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='düşüş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='geçiş'/><title type='text'>YAŞAMIN YASALARI</title><content type='html'>YAŞAMIN YASALARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğada gerçekleşmekte olan, doğa olaylarında, gezegensel dengelerde, işbaşında olan kuvvetler daima Bütünün en yüksek faydasını açığa çıkaracak görünüşte gerçekleşirler.&lt;br /&gt;Fiziksel görünüş açısından, kaos olarak tanımlayacaklarımız, kaosla birlikte eğer içinden çıkmayı başarabilirsek bizi bir sonraki bilinç eşiğimizin kapısına getiren itici güç olabilecek Ol’Anlardır.&lt;br /&gt;Her zaman içsel ve dışsal kaosumuzun ardında bizim için büyük gelişmeler saklıdır. Büyük gelişmeler, büyük geçişlerin habercisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse Şimdi Burada dünyada ve özel yaşamlarımızda yaşadığımız ve giderek kaotik bir hal alan dengesizlik ve kaos, yaklaşmakta Ol’An Büyük Gelişmenin ve Geçişinin dengelenme DEVİNİMLERİDİR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dengeler, yaşamın yasalarının değişmez özelliğinde hepimizin en yüksek hayrına Ol’acak şekilde, kuantum bilinçliliğinin Sonsuz Şimdisinin An’larında yaşamlarımıza akmakta ve yeniyi yapılandırmakta.&lt;br /&gt;Yaşamın Yasalarının değişmez özelliği her zaman Bütünün en yüksek hayrının gözetilmesidir. Şahsımız adına bizlerde büyük gelişim evrelerinde yaşamın yasalarının değişmezine (Bütünün En Yüksek Hayrına) hizalanabilirsek ve odağımız Bütünün en yüksek hayrında tutabilirsek, yaşamlarımızın her alanında şifalanmalar kendiliğinden mücizevi olarak gerçekleşmeye başlayacaktır.&lt;br /&gt;Mucizeler zaten yüksek yasalarla hizalanmamızdan kaynaklanan “kendimizin” ifadesinden başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;Mucize, yüksek realitelerin, fiziksel alemlerde tecelli etme tarzlarıdır.&lt;br /&gt;Yüksek realiteler, farklı boyutların ifadeleridir, fiziksel ile çakıştıklarında, mucize olarak algılanırlar. Aslında bir başka açıdan baktığımızda da her zaman, bizlerin anlayacağı seviyede iş başındadırlar; eşzamanlılık gibi, hatırlayış gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bizler kendimizi yaşamlarımızda en yüksek hayrımıza ne kadar açabilirsek ve arzumuzu yüreğimizde her An tutabilirsek, bilincimizin Büyük Geçişlerini yapması (genişlemesi) ve tutabildiğ ışığı dünyada demirlemesi ve akıtması daha kolay olacaktır.&lt;br /&gt;Bu farkındalık, ışığımızın sorumluğunu almayı ve kendimizce yorumlayarak içsel disiplinimizi sürekli ve gerçek kılmayı gerektirir.&lt;br /&gt;“gereklilik” bizlerin dünyasal yaşamlarımızda çok sevmediğimiz bir kelimedir ve bir takım zorunlulukları ifade eder.&lt;br /&gt;Fakat; yükselmek her zaman bir gücü gerektirir. Güç 3. boyut alışkanlıklarını ve algılamasını bırakabilme gücüdür.&lt;br /&gt;3.Boyut algısı sıfırlanmadan (-0-); kısaca 3.boyut deneyimleri ile etkileşim, hiçbir şeyden etkilenmeyeceğimiz farkındalık noktasına yükselmeden ve bir süre bu sıfır (geçiş) noktasında kalmadan (yeninin –Nedenlerini- oluşturmadan), 5. boyut; “yaşadığımızı bilebileceğimiz” anlamda yaşanamaz.&lt;br /&gt;Yaşanamadığı zaman yine farklı şekilde başka ve öncekine göre daha derin bir ayrılığın içine düşeriz. Burası da başka bir düşüştür. Ve gerçek bir düşüştür.&lt;br /&gt;Tasavvuf literatüründe gerçekte -sıraat köprüsü- ile ima edilen geçiş benzetmesi 2012 ye kadar sürecek olan süredir ve buradaki düşüşlerin hepside gerçek düşüşlerdir. Çünkü Sonsuz Şimdinin An’ları bizlerin anlayabileceğimiz hali ile uzun dünyasal zaman dilimlerini kapsayabilir. Ve kapsar. Zihnimizin sabırsızlığını, dünyasal mantığını ve karmaşasını düşündüğümüzde sürelerin nasıl da dayanılmaz olabileceğini varın siz hesaplayın. Dengelenmek, sebat etmek, disiplin bir gerekliliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar “gereklilik”; 3.boyutta mecburiyet ve zahmetli bir şey olarak adlandırılmış ve yaşanmışsa da, yüksek alemlere odaklanabilmek için, 5.boyutun eşiğinden (Bilinç Eşiği-Sıraat Köprüsü) bakıldığında “gereklilik”; 3.boyutun algısını bırakabilme ve dönüştürebilme tekniğidir.&lt;br /&gt;Ve En Büyük Teknik ve yetenek ise; İnsanın (her birimizin kendimiz adına) bilincinde geçeceği ve aşacağı uçurumun tekniğidir.&lt;br /&gt;Çok basit Ol’An her zaman en zordur.&lt;br /&gt;Çünkü 3.boyut kaos (yokluk) boyutudur. Korku acı üzüntü ayrılık boyutudur. Dışarısıdır. Mücadele ve kargaşadır. Kaosun içinde çözüm yoktur&lt;br /&gt;Basit Ol’An; her zaman içerdedir. Kabuldür ve çözümdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın bilincindeki aşılması en zor ve en büyük eşik, tüm sanrıları ve ayrılığı yaratan UÇURUM; etrafımızda bizden başka bir şey varmış yanılgısındadır. Güç ve teknik burada gereklidir.&lt;br /&gt;Bilinçlilik; dışarıyı (sanrıyı-dedikoduyu-yargıyı-nefreti-öfkeyi-acıyı-ayrılığı) bırakıp gözlerimizi dışardan içimize çevirebilmekteki ve bunu her An yapmaktaki en yüksek hayrımızı görebilme bilinçliliğimizdir.&lt;br /&gt;Dışardan içeriye bakabilmek; bilinçteki çok büyük bir uçurumu aşmayı gerektirir. Bu devrimseldir.&lt;br /&gt;Zira dışarı baktıkça Yok’luk Alemlerine (illuzyona) bakmaktayızdır. İçimize bakmaya başladığımızda Var’lık Alemlerine -kendi- içsel gerçeğimize de bakmaya başlarız.&lt;br /&gt;Kendi içsel gerçeğimize bakabilmek, gözlerimizi içeri çevirebilmek, tekamül ve ÖZ ile ilgilidir. Bu ise tasavvufun aynalar evrenindeki aynaları fark edebilmek ve her Aynadan bakanın sen (bakanın kendisi) Ol’duğunu bilebilmektir.&lt;br /&gt;İçimize baktıkça ve her şeyin NEDENİNİ kendimizde aradıkça aynalarda ki görüntüde netleşecektir.&lt;br /&gt;Veya Bizler -net-, -basit-, yani –kendimiz- Ol’duğumuz ölçüde aynalarda bir süre sonra netleşecek. Belki de aynaların netleşmesi; tıpkı gerekliliğin, yüksek alemlerde farklı anlamlara gelmesi ve farklı anlamların farklı görünüşleri açığa çıkarması gibi, aynalarda, biz netleştikçe başka bir GÖRÜNÜŞ olarak ortaya çıkacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Yaşamın Yasaları hiçbir boyutta değişmeden yaşanılan boyutun gerçekliğine uygun; Bütünün En Yüksek hayrına işlemeye devam edecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dünya toprağına atılmış bir tohumum, kendimce büyüyüp ağaç olacağım Gökbahçelerinde, ki meyvelerim salkım saçak dağılacak Alemlere, yada seçimimce dünya toprağında eriyip çözüneceğim Hiçliğin Sessizliğine.” nnArt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;23.09.2009 İstanbul/ Türkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-3424980610536710973?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/3424980610536710973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=3424980610536710973' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/3424980610536710973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/3424980610536710973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/09/yasamin-yasalari.html' title='YAŞAMIN YASALARI'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-2828509239782716858</id><published>2009-08-01T14:53:00.000-07:00</published><updated>2009-08-01T14:56:40.788-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='usta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel varoluş'/><title type='text'>ZAMANIN RUHU, YAŞAMIN USTASI OLMAKTIR</title><content type='html'>ZAMANIN RUHU, YAŞAMIN USTASI OLMAKTIR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın ruhu; yaşama doğmasından dolayı, yaşayan bir varlık olarak kendisinin ve içinde aktığı yaşamın sorumluluğunu almış, İnsan olmayı tamamlamış, Yaşam Ustası Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paraya dayalı sistemleri medeniyetinin temel taşı yapmış insanın,&lt;br /&gt;maddenin ve konfor alanlarının bağımlılığından kendisini bir an önce kurtarması ve artık yıkılmakta Ol’An eski sistemin yıkıntıları arasında  hazine aramaktan, hazine arayanların kokuşmuş masallarından ve bu masallarla gün geçirmeye çalışmaktan vazgeçmesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddeye-sömürüye dayalı sistemin huyudur, sömüren sömürdüğünü bırakmak istemez, taa kii cehenneme kadar birlikte götürmek ister. Sömürülen ise illüzyonda yaşadığından gittiği yerin cennet Olduğuna inandırılmıştır. Çünkü kurtarılmak istemektedir. Bu dünya ve sömürenin kendisini sömürmesi canına tak etmiştir ama yine de kurtuluşu kendi dışında kendini sömüren sistemden beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın kendisine ve çevresinde Ol’makta Ol’Anlara duyarsızlığı öyle bir hastalıktır ki, kişiyi ne olduğuna bakmadan cehalete ve karanlığı sürüklemektedir.&lt;br /&gt;Cehalet; karanlıktır.&lt;br /&gt;Cehalet insanın idrak ve anlayış melekesinin çalışmamasıdır.&lt;br /&gt;Zihninin ve kalbinin atalete girmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunun topluca seçim yapacağı zamanlar yaklaşmaktadır. Zaman kendi içinde dürülmeye başladığından, artık dürülmekte Ol’An zaman içinde olamayacak Ol’Anın, baskısı ve yoğunluğu da artmaktadır. Gitmekte Ol’Anın tek derdi vardır; “eski hamam eski tas nasıl devam ederim, düzenimin” derdindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küresel krizlerle birlikte gün be gün yüzleri açılmakta ve kendilerince sırlarını ortaya sermekte Ol’An eski sistemin yüzeyleri, insanlığa değişik çözümler üreterek sunuyor gözükmektedir.&lt;br /&gt;Eğer  insan dikkatle  yeteri kadar derine ve yeteri kadar uzağa bakabildiğinde görecektir ki, önerilen çözümler başka bir isim ve konsept altında, yeni bir esaretten başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın eski sistemin düzenini devam ettirmeyi içsel Ol’arak bırakabilmesi için, binyıllardan beri devam ettirdiği ve kendisini dışarıya (eski sisteme) bağlayan, beklentilerini ve ihtiyaç sanrılarını bırakması yeterli olacaktır.&lt;br /&gt;Dünyanın illüzyondan uyanma krizleriyle sarsıldığı 21.yy da kurtarma ve kurtarılma ihtiyacımız tavan yapmış durumdadır. Hatta insan kurtarılma adına hazır mezar bulsa girip yatacak duruma gelmiştir.&lt;br /&gt;Fakat acilen anlamamız gereken şudur ki;&lt;br /&gt;Kitleleri kurtaramayız. Çünkü kitle diye bir şey -YOK-tur.&lt;br /&gt;Kurtarılmak ve kurtarmakla ilgili her şey, istisnasız her şey egonun ürünüdür.&lt;br /&gt;Kurtulmak; herkesin kendi fazlalıklarını bırakması, fazlalıklarını salıvermesi ile ilgilidir.&lt;br /&gt;Düşünce zemininde ve kitlelerden hareket geçmek, kitleler için çözüm üretmek;  süper egonun, bireysel varlık olmayı taklit edenin, gelişmiş bir tutsaklık oyunu yaratmaya çalışmasından başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek Bireylerin olmadığı yerde, çözüm yoktur; bireyleşmiş kişilerden oluşan birlikteliklere topluluk denir. Ve ancak eğitilmiş insanlardan oluşan  topluluklar bir bilinç taşıyabilir. Bu bilinç yazılı kurallardan oluşmaz. Çözümler; insanlığını tamamlamış ve Ol’muş ruhların, yüzyıllarda damıttığı bilgeliğinden ve çıktıkları çetin dağda gördükleri aynı içsel manzarada ve BİLİŞTE bütünlenmelerinden Ol’uşur. Bilinç birey olmuş her bir Varlığın  içinde devinirken güzelliğe iyiliğe barışa çok sesliliğin içindeki ahenge uyuma, barışa huzura  hayra olan ortak vizyonda öykünür ve Bir’likte çözüm yaratılır. Çözüm basitçe ortak hayra odaklanmaktır. Ve çözüm oradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada paylaşmanın hazzı vardır. Desteklemenin anlamı vardır. Mananın derinliği, yaratmanın yüceliği, herkesin kendi sorumluluğunu almanın  erdemi,  aklımıza gelebilecek tüm güzel paylaşımların hepsi buradadır. Ve bu hepimizin, dünyanın dört bir tarafında ortak hayra –kendini bilme- yolunda yürüyerek hizmet edenlerin oluşturabileceği Bir Bir’likteliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birlikte üretilen ve Ol’uşan aydınlanmış Yeni Yaşamdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski enerjide veya sistemde; kitlesel çözüm sanrılarında, insan birey olarak dikkate alınmaz. İnsan, kitlenin içinde ikincildir (nesnedir)&lt;br /&gt;İnsanın ikincil olduğu sistemlerde; kişiler bireyselleşemez ( bireyselleşmek özgün bir ruh varlığı Ol’maktır). Kendini olduğu gibi ifade edemez  ve yaratıcılığını dolayısıyla  manalarını kaybeder.&lt;br /&gt; Kısaca anlamlı bir *Varoluş* gerçekleşmez.&lt;br /&gt;Anlamınız olmadığında -sizde özgün Ruhun nüvesi oluşamadığından- baskın egoların sahte anlamlarına sömürülmek ve sömürmenin anlamında tükenmek üzere sistemin, sistem için çalışan (ama gönüllü ama gönülsüz) dişlisi Ol’ursunuz. (evrensel hareket kanunu, çıkamazsanız-inersiniz, genişleyemezseniz-daralırsınız, hiçbir şey durmaz))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü anlamlı varoluş yaratmakla ve Öz ile ilgilidir. Ve Tekbaşınalıktır. Tek başına durmayı öğrenemeyen ( varolamayan), yaradılışın doğası gereği kümeler halinde ortak ruhla varoluşta kalmaya çalışır.  Hayvan türlerinin oluşumunda ortaya çıkan sürü psikolojisinin, fiziksel gerçeklikte bireyselleşmemiş insan kitlelerince de sergilenişinden başka bir şey değildir. Kitlelerin ruhunun yansıdığı bir lider (baş) vardır. Veya liderin yerine konan bir gurup. Veya bir çıkar birlikteliği (siyaset, borsa v.s). Veya bir imaj (moda akımları; inançlardan, kıyafetlere ve fikirlerden-duygusal eğilimlere kadar geniş bir yelpazede değişir. Kitle başsız olamaz. Ve genelde kurtarıcı Ol’An başında (liderin) kitle üzerinden tatmin olacak deneyimlenecek  emelleri ve ihtiyaçları vardır.&lt;br /&gt;Kısaca düzen ve sistem aynı eski sistemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın anlaması gereken şudur ki;&lt;br /&gt;Ya kitle olarak kalacağız illüzyon alemlerinde ve kurtarılmayı bekleyeceğiz yada bireyselleşerek hem kendi çözümlerimizin hem de içinde yaşadığımız toplumun çözümü olacağız.&lt;br /&gt;Çözüm aydınlıkta Ol’ur.&lt;br /&gt;Kişi aydınlandığında bireyselleşir.&lt;br /&gt;Kitle cehalettir. Karanlıktır.&lt;br /&gt;Karanlığın çözümü YOK-tur.&lt;br /&gt;Çözümsüzlüktür.&lt;br /&gt;Çünkü Kendisi YOKtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan; kendini -ne- olduğunu bilmek için fazlalıklarını bırakıp, içine yürümeye başladığında manyetize olmaya da başlar.&lt;br /&gt;Bu bireyselleşmektir.&lt;br /&gt;Bireylerin çözümleri vardır.&lt;br /&gt;Çünkü birey kendisi Ol’muş Bilgedir.&lt;br /&gt;Varlığa çıkış yapmış Ol’Andır&lt;br /&gt;VAR-dır. Ve gerçektir.&lt;br /&gt;VAR Ol’An çözüm üretebilir.&lt;br /&gt;Çünkü VAR Ol’An çözüm Ustasıdır.&lt;br /&gt;Fiziksel Evrene çıkış yaptığı mekan+zamanın ustası Ol’muştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle 21 yy da insanın kendisine  sunulan ve hiçbir bilimsel gerçekliği ve   dayanağı ve dünyasal mantığı olmayan kurtuluş planlarına ihtiyacı yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın sadece anlaması gereken dinamikler ve oluşumlar vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insanın aklını  -kalbine- toplayıp; nereye  ve nasıl gideceğine karar vermesi gereken bir dönemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun için sadeleşmek ve basit bir yaşamı seçmek yeterlidir.&lt;br /&gt;Basitliği ve sadeliği seçebilmek bilgeliktir.&lt;br /&gt;Çünkü karmaşıklık bizi Yol’umuzdan oyalar.&lt;br /&gt;Sadeleşmek ve basit yaşamı gerçek kılmak bir -süreci- içerecektir.&lt;br /&gt;Eğer bu süreci yürüyebilirsek; sonunda; göbek bağını kitle ve sürü psikolojisinden koparmış, yaşamı Ol’duğu gibi görmüş, kabul etmiş, hesaplarını kitaplarını sonsuz kadar kapatmış, bilgeliğini-ışığını-sevgisini  yaşadığı koordinatların (zaman +mekanına) işleyen “Yaşamın Ustası” Ol’uruz.&lt;br /&gt;Kendimiz; basit ve sadedir. Yalın ve nettir. Tıpkı sevgi gibidir.&lt;br /&gt;Sevdiğiniz zaman ya seversiniz ya da sevgi orada Yoktur. Azı çoğu Ol’maz.&lt;br /&gt;Ya kendinizsinizdir yada değil.&lt;br /&gt;Ya basit yaşarsınız yada yaşamazsınız.&lt;br /&gt;Ya Ustasınızdır ya da değil.&lt;br /&gt;Aslında her şey çok BASİTtir.&lt;br /&gt;Basit Ol’Anı sadece ve sadece  fazlalıklarını atarak sadeleşen USTA’nın Gözü görebilir, Kalbi bilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sıradan, sade ve basit Ol’mak, Usta için sıra dışı bir durumdur.” nnArt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;22.07.09 İstanbul / Türkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(EVRENSEL VAROLUŞ - USTA SERİSİNDEN)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-2828509239782716858?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/2828509239782716858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=2828509239782716858' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/2828509239782716858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/2828509239782716858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/08/zamanin-ruhu-yasamin-ustasi-olmaktir.html' title='ZAMANIN RUHU, YAŞAMIN USTASI OLMAKTIR'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-7383066431252928596</id><published>2009-07-07T01:56:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T06:35:40.375-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='usta'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruhsal yetenekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psisşik yetenekler'/><title type='text'>PSİŞİK YETENEKLER, BİLGELİĞİMİZİN İFADESİDİR</title><content type='html'>PSİŞİK YETENEKLER, BİLGELİĞİMİZİN İFADESİDİR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sufilerin; dergahlarının ve türbelerinin kapısına yazdıkları bir cümle vardır.&lt;br /&gt;  *“Edeple gelen, Lütufla gider”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Edep; iki dünyayı; Öte Alemi ve yaşadığımızı sandığımız yer Ol’An dünya alemini BİR etme ve paradoksallık Ol’An O’nu Hak’ıyla kucaklama disiplinidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egonun hükmüne dayalı eski sistemler yıkılırken ve eski Ol’Ana ait ne varsa büyük yaygaralar kopararak giderken, Gönül Dergahına yürüyenlerin Yeni Bilincinin, Şimdi-Burada; her An’da; düşünsel, sözel ve eylemselliğinde, kısacası Var Ol’uşunda ve Var’lığında  kararlı bir sabitlik (sabite) yaratması önemlidir ve hayrınadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görülmekte olandan ve yaşadıklarımızdan hareketle diyebiliriz ki;  gitmekte Ol’Anın fiziksel ve eterik dünyadaki kararlılığı binlerce seneye dayanmaktadır. Bu nedenle gitmesi de haliyle biraz olaylı olacaktır.&lt;br /&gt;Eski Ol’An giderken, yeniye -dil- uzatacak, kendisine benzetmeye ve hatta yeni bilince de kendi karanlığının tohumlarını çeşitli vesilelerle atmaya da çalışacaktır. Karanlığın tohumları; anlamları bir birine karıştırarak, değerleri sözlerle basitleştirerek, başlı başına Bir  değer Ol’An ve Asıl gerçek Ol’An Ruhunuza, hayrın ve şerrin bir birine karıştırdığı anlamları size sunması ve sizinde inanmanız ve Yol’unuzdan dönmeniz ve kendi Yol’unuzda endişelere ve şüphelere düşmenizle gerçekleşir ve sizi Yol’unuzda oyalamasıyla sonuçlanır.&lt;br /&gt;“Pirincin kara taşlarını görmek kolaydır ama asıl Ol’An pirincin beyaz taşlarını, Aş yaptığınız ve karnınızı doyuracağınız yemeğinizden önce ayıklamanızdır. Yoksa bir daha beslenecek dişleriniz ve Aş yiyecek imanınız Ol’maz.”&lt;br /&gt;“Kullanılan -sözcükler- artık önemli değildir. Sözcükleri kimin kullandığı önemlidir. Sözcükler insanları hiç bir yere götürmez. Ama sözcükleri kullanan insanlar, birilerini bir yerlere götürmek isteyebilir. Gitmek istemediğiniz yerler için sözcüklere değil, ardındaki söyleyene, kalbinizle bakmanız ve ayırt etmeniz hayrınızadır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi ve paylaşım temelli yeni yaşam için hepimizin veya dünyanın dört bir köşesinde insanca yaşam için uğraş verenlerin, kendi doğasına iman etmekten doğan neşeli sabrı,  Kalbin Yol’unu yürümekteki asil kararlılığı, Büyük Tabloyu hissedişinin ifadesi Ol’An alçakgönüllülüğü ve tüm bunları An be An sevgiyle  disipline etmesi, ister fark edelim veya etmeyelim,  hepimizin yaşamlarında birbirimizi etkileyen bir -sabite- yaratmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100.maymun hikayesinde olduğu gibi, içimizde ve dışımızda yaratacağımız sabite; fiziksel realitede -Ustalığı-da beraberinde getirir.&lt;br /&gt;Usta- Ol’mak, ne isek O Olmamızdır.&lt;br /&gt;Fazlalıkları bırakmaktır.&lt;br /&gt;Gönül dergahına yürüdüğümüz Yol’da fazlalığımız sadece ve sadece egomuz (nefsimiz) ve egomuza ait Ol’Anlardır.&lt;br /&gt;Çünkü vakti saati geldiğinde fazlalıklarımızı;  bırakıp, sadece ne isek O Ol’mayı seçmediysek ve niyet etmediysek ve gerçek eyleyemediysek (Ol’duklarımızı fiziksel hayatta yaşamak), bize hiçbir şeyin yararı dokunamayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistemin kurgulanan doğası gereği; farkındalığımızı dışardan alıp, içimize yönelttiğimizde her şey çözülür. Farkındalığımızı içeriye yöneltebilmek ise başlı başına bir DİSİPLİN işidir ve yaşam sürecimizde de devam eden bir ustalıktır.  Çünkü yaşadığımız sandığımız illüzyon (hayallerimiz sanrılarımız beklentilerimiz korkularımız v.s) farkındalığımızı dışarıya bağlamak üzerine kurulmuş bir Matrixtir. Her şekilde dışarıya Ol’An bağımlılığımız bizi o kadar hayalde o kadar illüzyonda tutacaktır. Ve illüzyonda olmak korku endişe ve  kızgınlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşlerimizi süsleyen, geçiş yaparak varacağımızı sandığımız yeni yaşam ise Evrensel Matrixe ulaşmak ve evrensel matrix içinde devinmeye başlamakla ilgilidir. Buraya ancak ve ancak, kalbimizde yaşayarak ve kalbimizden geçerek ulaşabiliriz. Kısaca fazlalıklar gittiğinde Ol’duğumuz olarak kalabileceğimiz yere varmaktır, kalpte yaşamak.&lt;br /&gt;Zihin veya nefs; bu hali anlamlandırmadığından ve anlam, nefs için sadece elde edilebilirlik, sahiplenmek ile ilgili olduğundan ve bu da nefsi elle tutulur gözle görülür gerçekliğe demirlediğinden, kalpte yaşamayı ve ruhsallığı (her şeyin var olma nedenini) dağıtmaya çalışır. Manyetizmaya dayanamaz. Çünkü Ruh elle tutulur ve gözle görülür değildir. Zihnin (egonun); Ruhu kalp gözü ile görecek, Ruh ile muhabbetleşecek ve O’nun Güzelliğinin-iyiliğinin cezbesinde eriyerek, yeniden doğacak ne sabrı ne cesareti ne zekası vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın ustalığı; ruhu ile fizikseli ne şekilde Bir ettiği dengelediği ve harmanladığı ile ilgilidir.&lt;br /&gt;Ve ustalaştıkça bilgeliğimizi ve bilgeliğimizin ifadesi Ol’An; psişik ve ruhsal  yeteneklerimizi de, fiziksel dünyada ifade edebilir hale geliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psişik ve ruhsal yeteneklerin açığa çıkarılması çalışma ve çabayla değil, bilgelikte ustalaşmayla ( Ruhsal Hakimiyet) ilgili kendiliğinden Ol’An bir süreç olduğundan, vaktinden önce yeteneklerin açığa çıkarılmaya çalışılması, alt kimliklerin, paralel yaşamların, karmik hatırlamayı zorlamanın ve ısrarın kişiye yarar getirmekten çok zararı dokunacaktır.&lt;br /&gt;Sonuçta  zararımız ve yararımızda; seçimlerimizle ne Ol’mak ve neye sebebiyet verdiğimizin farkındalığı kadar Ol’acaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLGE doğamız gelişmeden ve  Ruhsal hakimiyet sağlanmadan gelişen yetenekler zihinsel güç esaslı olduğundan  kalıcı değildir. Çekildiğimiz veya kendimizle birlikte hizmet edeceğimiz deneyimin doğası kadar sürer.  İlgili kişilerin alınacak derslerine ve ruhsal veya psişik gelişimlerine hizmet ettikten sonra sönerler. Genelde yeteneklerin sönmesinden, yeteneklerin doğası dışında kullanıldığı ve hayırdan çok şerre hizmet ettiği anlaşılmalıdır.&lt;br /&gt;Çünkü BİLGE Ol’An extra ve özel yeteneklere ihtiyaç duymaz.&lt;br /&gt;Çünkü ihtiyacın doğası nefsten gelir.&lt;br /&gt;Nefs ihtiyaç duyar. Çünkü yaratamaz.&lt;br /&gt;Yaratan; Usta  Ol’Andır, Bilgedir. Tam ve bütündür.&lt;br /&gt;İhtiyaçsız, zararsız ve koşulsuzdur.&lt;br /&gt;Bilgenin -ihtiyacı- olmadığı için, dolayısıyla  yeteneğini (kendi olmayan şahsı için) -kullanma-, sergileme, denemeye tabi tutma, ispatlama, gösteri yapma, başkalarına dersini verme, birilerini bir yerlere sürükleme, manipüle etme, kendisine veya birilerine tatmin sağlama amaçlı ne gündemi vardır ne de niyeti vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ustan’ın yeteneği An’da tecelli eder ve usta yeteneğini bilgece kullanır.&lt;br /&gt;An'da tecelli eden görünüşe çıkan yetenek de çevresindeki durumdan ve çevresindeki varlıkların ihtiyacından kaynaklanmakta ve ihtiyaca göre şekillenerek ilgili herkesin; Bütünün hayrı gözetilerek tecelli etmektedir.&lt;br /&gt;Yeteneğin ortaya çıkışında Bütünün  hayrı söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Usta Ol’An; kendisi Ol’An Bütünün hayrına, başkalarının mucize olarak gördüğü yeteneği bilgece kullanan ustada tecelli eden O’ndan başkası değildir.&lt;br /&gt;Belirsiz belirlilik; Yol’da yürüdüğünüzde bilgeleşeceğinizdir.&lt;br /&gt;Belirli belirsizlik ise, bilgeliğinizde nasıl ustalaşacağınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgeliğin doğasından gelen yeteneklerin görünüşe çıkış nedenleri ihtiyaç dahilinde değildir. İhtiyaç dahilinde nitelenen ve kullanılan yetenekler, nefsin hüküm sürdüğü titreşimsel alanlar içinde kalacağından, hizmeti de nefse olacaktır. Yeteneğe ne zaman ihtiyaç duyarsak karşılılığında dünyasal veya Öte Alemle ilgili bir tatmin nesnesi elde etmek istiyoruzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yeteneklerim ve ben” diye bir şey yoktur. Yetenek ve -ben- varsa; -ben- Bütünden ayrıyımdır. Ayrılık yanılsamasındayımdır. Dolayısıyla Bütünün hayrına hizmetten de ayrıyımdır.&lt;br /&gt;İkilikteyimdir. İkilikte Olduğumuzda ise her zaman yanılabiliriz. Ve ikiliğin madde aleminde açığa çıkan doğası gereği, çekim gücü çok daha fazladır. Ve bu çekiliş genelde uyutur ve karanlığa düşürür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiklerimizin yanında bilmediklerimiz, sonsuz ve çok büyük olduğundan, hepimizin içinde ve dışında ve sınırsızlığında devindiğimiz Bütüne zarar (!) verme olasılığımız daha buna benzer bir çok etmenle ve nedenle birlikte artar. Ve bir gün gelir biz kendimizi tanıyamadığımız ve yürüdüğümüz yoldan dönemediğimiz şer odağı olabiliriz. Buraya varmak küçük adımların eseridir.&lt;br /&gt;Bu nedenle küçük seçimler çok önemlidir.&lt;br /&gt;“küçük şerlerden kaçınamayanlar, büyük şerlerin yayın odağı Ol’ur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Küçük hayırlara sebep Ol’Anlar ise Bütünde; büyük hayırların Nedeni Ol’ur”&lt;br /&gt;İlk adımımız nereye doğru ise, son adım da bizi oraya bırakacaktır.&lt;br /&gt;Ve Evrende her adım ilk adım ve her adım da son adımdır.&lt;br /&gt;Belirsizliğin belirliliği “adımınızı atmanızdır”.&lt;br /&gt;Belirliliğin belirsizliği ise nereye adımınızı atacağınızdır.&lt;br /&gt;Şerre mi hayra mı?&lt;br /&gt;Özgür İrade Yasası; Evrenin tüm şeklini belirleyen yasadır. Ve  özgür irademizin seçimleri, İlahi Adalet ile güvenceye alınmıştır. Evren herkesi tanımakta  ve her şeyini bilmektedir. Evrende hiçbir şey, istisnasız hiçbir şey unutulmaz. Gün gelir her şey Rahmet olarak veya zahmet olarak ödenir.&lt;br /&gt;Ve Allah, özgür iradeyi; “hiçbir yere sığmadım ama mümin (yüreğindeki O’nu bilen ve O’na iman eden) kulumun kalbine sığdım” dediği, insana vermiştir. Ve sorumlu kılmıştır.&lt;br /&gt;Bu nedenle kedimizden  ve kendimizin ifadesi yeteneklerimizden ve bu yeteneklerimizi -nasıl- kullandığımızdan sorumluyuz. Yeteneklerimizi kullanışımızdan, başımızdan aşağıya  ya Rahmet yağacaktır yada zahmetler yollarımız tıkayacak ve hiçbir yere geçit vermeyerek içinde bulunduğumuz boyutsal gerçeklik hapishanemiz olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın her zamankinden daha sade, basit, farkındalıklı, kararlı, asil, derinlikli, paylaşımcı, destekleyici, hoşgörülü ve kendini sevgi temelli yeni yaşama kalben odaklamış olarak yaşamasının hayrına Ol’duğu zamanlardayız.&lt;br /&gt;İmanımızı, bilişimizi, hissedişimizi dengemizi ve yaklaşmakta Ol’An ve O Ol’An yeninin VİZYONUNU özenle korumalıyız.&lt;br /&gt;Ne yaparsak kendimize yapıyoruz.&lt;br /&gt;Ve ne Ol’ursam O’yum.&lt;br /&gt;Ol’duğum kadar O’yum.&lt;br /&gt;Nereye dönersem döneyim -Var- ettiğimi buluyorum ve TENEFFÜS ediyorum.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;O’nu var ettiysem O’nu buluyorum. Etmediysem illüzyonda kalıyorum…&lt;br /&gt;Ol’makta Ol’Anın hepsi de pekaladır.&lt;br /&gt;Maksat; bizim ne Ol’duğumuzun ve nasıl Ol’duğumuzun farkındalığıdır.&lt;br /&gt; “Hiç kimse doğru değilHiç kimse de yanlış değil, Ne sen ne benSadece -dönüşüyoruz-Henüz tanımlayamadığımız Neden’eNeden O ki; Son’da Murad’ı Ol’An&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;07.07.2009 İstanbul Türkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(EVRENSEL VAROLUŞ - USTA serisinden)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-7383066431252928596?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/7383066431252928596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=7383066431252928596' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7383066431252928596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7383066431252928596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/07/psisik-yetenekler-bilgelimizin.html' title='PSİŞİK YETENEKLER, BİLGELİĞİMİZİN İFADESİDİR'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-6971939320987906710</id><published>2009-07-07T01:55:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T01:56:26.611-07:00</updated><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ X - AŞK İLE HİZALANMAK</title><content type='html'>burada yayınlanacak...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-6971939320987906710?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/6971939320987906710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=6971939320987906710' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6971939320987906710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/6971939320987906710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/07/evrensel-varolus-x-ask-ile-hizalanmak.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ X - AŞK İLE HİZALANMAK'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-8937303138986588955</id><published>2009-07-07T01:52:00.000-07:00</published><updated>2009-07-07T01:55:20.626-07:00</updated><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ IX - YARATILIŞ - Dişil ve Eril</title><content type='html'>Evrensel Varoluş kitabı ile yayınlanacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-8937303138986588955?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/8937303138986588955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=8937303138986588955' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/8937303138986588955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/8937303138986588955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/07/evrensel-varolus-ix-yaratilis-disil-ve.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ IX - YARATILIŞ - Dişil ve Eril'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-3159499893052781431</id><published>2009-04-14T01:10:00.000-07:00</published><updated>2009-04-14T01:12:32.840-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ne yazık ne kutlu'/><title type='text'>NE YAZIK - NE KUTLU</title><content type='html'>NE YAZIK - NE KUTLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan *basit* yaşayabilmeli…..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Entelektüelliğini ve tıkıştırılmış bilgilerini, Bilgelikmiş gibi sunanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsin gelgitlerini ve yalanlarını, her An’da yeni olmayla karıştıranlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırılganlığını ve kargaşasını, içine dönmeyle maskeleyenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arpa boyu yol gitmeyi, marifet sananlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişik bir şey söylemek için, eski yargıları ters yüz edip yine yine yargılayanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamsız her şeyi bir araya getirip, yeniçağ bilgisi diye anlatanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsin daldan dala konuşlarını, değişim diye adlandıranlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kardeşleri arasında ayrılık yaratmayı, birleştiriyormuş edasıyla sunanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlunu ve ürettiği her şeyi aşağılayıp, “Bütünün en yüksek hayrı için” sözüyle bitirenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerlerini içine sindiremeyişini ve öfkesini, sınırsızlık ve özgürlük sananlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşkünlüklerini ve bağımlılıklarını, farklılık olarak kabul edenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtişmeyi- kakışmayı - didişmeyi, uzlaşma yolu olarak seçenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kardeşleriyle alay etmeyi ve tacizi, neşeli olmakla karıştıranlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsin açgözlülük ve sahiplenme heyecanını, yaşamın coşkusuna tercih edenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinden başka çalmadık kapı bırakmamayı, arayış sananlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol’da yürüdüğünü sanırken, aslında oturduğu yerden hayatı boyu hiç kalkmamış olanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kesin ve her şeyin karşısında olarak, ”kendisi” olanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkesi aptal, geri ve her şeyi eski ilan edip, yeniçağ çığırtkanlığı yapanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada çalacak bir dost kapısı olmamasını, aydınlanarak farklılaşmanın Tekbaşınalığı sananlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamdan ve diğerlerinden çekingenliğini ve korkaklığını, saygı olarak algılayanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onursuzluğunu ve sevgisizliğini, izin vermekle karıştıranlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vurdumduymazlığını ve konfora düşkünlüğünü, şefkat olarak görenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bencilliğini ve nefsini, ilahi hak olarak algılayanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefsi terk etmeyi, dünya nimetlerini terk etmek olarak bilenlere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları her yol ve her araçla; acz, korku endişe ve suçluluk içinde bırakarak; nefsinin tatminine basamak yapanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey olup da, bir dostun gönlüne dost olamayanlara&lt;br /&gt;Yüreğinde; “Kendine” ve diğer insan kardeşlerine taht kuramayanlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi bilip de, bir tek Kendinin ne halde olduğunu ve ne eylediğini bilmeyenlere;&lt;br /&gt;Yol’u yürümeyenlere,&lt;br /&gt;Esirgemeyi, korumayı, paylaşmayı, desteklemeyi, anlamayı unutanlara&lt;br /&gt;Kendine ve İnsanlığa; umut aşk sevgi ve rahmet olamayanlara…… NE YAZIK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendinde” sevgiyle genişleyen, emeğini insan kardeşlerinden esirgemeyen, içsel samimiyetinde ve dürüstlüğünde duran, okyanusa vardığında insan kardeşlerini bulan, maskelerini sonsuza kadar terk etmiş, yalın, sade, yakın, olgun, cesur, sıradan olana, Yaşamı ve İnsanı aziz tutana&lt;br /&gt;ve BASİT YAŞAYABİLENE…… NE KUTLU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;2007 İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-3159499893052781431?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/3159499893052781431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=3159499893052781431' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/3159499893052781431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/3159499893052781431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/04/ne-yazik-ne-kutlu-basit-yasamali.html' title='NE YAZIK - NE KUTLU'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-7291515650861864696</id><published>2009-04-01T22:25:00.000-07:00</published><updated>2009-04-01T22:31:31.187-07:00</updated><title type='text'>NASIL</title><content type='html'>NASIL - VASIL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkiyi Bir edeceğiz….&lt;br /&gt;Öyle Ol’acağız ki...&lt;br /&gt;Ne süptil ne materyalist…..&lt;br /&gt;Ne öteli ne dünyalı…..&lt;br /&gt;Suptillik iliklerimizde maddeleşmiş, iliklerimiz ise suptile evrilmiş Ol’acak…..&lt;br /&gt;Materyal alemde o kadar suptil olacağız ki, dert keder acı öfke ve kızgınlık, suptilleşmiş materyalistliğimizden su gibi akıp geçecek…..takılmayacak bize&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee nihayetinde, sen iyinin kötünün olmadığını ve hepsinin O’ndan geldiğini bilenlerdensen, ne diye söz sarf edersin, bir başkasının ölümüne, düşkünlüğüne, sefaletine, acısına, başına gelenlere (?) için için nefsince “adalet” dersin. Kah sevinirsin. Kah yerinirsin. Ki “adaleti” de kendine göre yorumlarsın. Yorumunla ölümü de “ceza” olarak ilan edersin.&lt;br /&gt;Ki böyle “görmekle” de ölümü kendine gerçek kılarsın.&lt;br /&gt;Sormazlar mı sana ki … bilmiyor musun diye, baktığını ve gördüğünü ve söylediklerini satın almakta olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee sen senelerdir suptilim geçtim geçiyorum, uçtum kaçıyorum diyenlerdensen, ne diye hala ikilikte; dedikoduda ve yargıdasın. Nedenleri -neden- bulandıransın.&lt;br /&gt;Geçtiysen de bilmektesin ki Tek sen varsın.&lt;br /&gt;Yok ki başkası konuşasın ve yargılayasın.&lt;br /&gt;Hepsi sensin.&lt;br /&gt;Eğer ki halen yargılamaktaysan senin dışında bir başkası var.&lt;br /&gt;Bilmelisin ki bir başkası var ise iki tanesin.&lt;br /&gt;Sen ve diğeri.&lt;br /&gt;Sen ve diğer isen, bu nasıl Bir Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee o zamanda bilmelisin “Nasıl’ı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dokunmayacak sana başkalarının ihanetleri, çekip gitmeleri, sınırları, sözleri, eylemleri, malları mülkleri, başarıları, seçimleri, oralı buralı olması, materyalist veya spiritualist olması.&lt;br /&gt;Yolcuların Yol’ları sana çıkmayacak.&lt;br /&gt;Senin Yol’un Onların Yol’uyla Bir Ol’acak.&lt;br /&gt;Ki “Bir Yol” her yer ve hiçbir yer Ol’An “Kendine” çıkıyorsa,&lt;br /&gt;Kendin Ol’An Tekbaşına yürüyebiliyorsa,&lt;br /&gt;Tekbaşına Ol’An; Ruhunda durabiliyorsa,&lt;br /&gt;İşte O zaman:&lt;br /&gt;Sen Yol’cu Ol’duğunu bilirsin,&lt;br /&gt;Yol’da, Yol Ol’duğunu bilebilir.&lt;br /&gt;Sen bilirsen her şey bilinecek.&lt;br /&gt;Sen binyıllardan sonra başka Bir şey Ol’maktasın.&lt;br /&gt;Sen bilmez isen sana NE Ol’duğunu, inan hiç kimse sonsuza kadar hiç bir şeyi bilmeyecek.&lt;br /&gt;Ve Tekerlek; değirmencinin tekerleği gibi SONSUZLUKTA dönüp duracak.&lt;br /&gt;Sonsuzluğu da saracak Tekerleğine.&lt;br /&gt;Ve SONSUZUN; Sonsuz Dönüşü başlayacak Yok’luğuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Sonsuzluk bile sen “”de”” sanacak, Yol Ol’An, Yok Ol’An ipin ucunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee o zamanda Alemlerin hesabını senden sormazlar mı?&lt;br /&gt;Dostum bilesin ki; zararın neresinden dönersen kar’dır.&lt;br /&gt;Kar’da isen bilirsin basitçe Nasıl’ı…..&lt;br /&gt;O kadar süptilleşecek ki dilin ve dilinden çıkan sözlerin, dokunmayacak hiç kimseye, açıtmayacak sözleri kimsenin canını.&lt;br /&gt;Süptillikten akan gönlünün güzellikleri, sular seller gibi her yeri yıkayacak, tüm ateşleri söndürecek ki gül bahçeleri peydah olsun, seslendiğin sen Ol’An diğerlerinin gönlünde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar suptilleşecek ki eylemlerin, görülmeyecek insanlara verdiklerin. Sanki veriyorken alıyormuş gibi olacaksın. Dokunmayacak sana verdiklerin…ki hesap defterlerini kapayasın.&lt;br /&gt;Hazineden veresin korkusuzca, tükenmediğini bilerek.&lt;br /&gt;Eee tükenmeyen hazinenin de hesabı, verdiğinin koşulu olur mu hiç?&lt;br /&gt;Bileceksin!&lt;br /&gt;Kerim Vahhab Zıttavl’ın Hazinesi’nden verdiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar suptilleşeceksin ki, katı olmayacaksın kaya gibi, odun gibi.&lt;br /&gt;Sıvı olacaksın su gibi her yere kesintisiz akan, uyan ve yaşam veren.&lt;br /&gt;Akmak ki kılacak seni hayattar. Ve Hayat’da.&lt;br /&gt;HAYATLARI VAR EDEN, ki yaşamın bittiği kiremit çalılarının hercai duruşunda kendini sevinçten kaybedebilecek kadar küçülendir. Küçüklüğünden susacak bütün materyalistliğin ve sonsuz bir huzur kaplayacak içini. O An’da kevgir gibi olacaksın içinden süptil rüzgarların bilinmeze estiği. Ki üfürsün seni rüzgarlar Sonsuz Şimdi’nin enginliğinde yeni bir derinliğe ve genişliğe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir hayat bulacaksın, An’da bir kez daha “O” Ol’acaksın, HAYATTAR kıldığın BAKIŞIN kıvamında, ki Bakışın titretiyorsa, Can Üflendiğin Alemleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman; “Nasıl” ile başlayan Büyük Hikayen “Vasıl’dır, ki O An.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;01.04.2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-7291515650861864696?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/7291515650861864696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=7291515650861864696' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7291515650861864696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7291515650861864696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/04/nasil.html' title='NASIL'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-8272817365464038179</id><published>2009-02-01T17:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-01T17:59:56.549-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh duruşu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gerçek olmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgiyle ve sevgiyle varolmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bağışlamak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendini sevmek'/><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ VIII - Bağışlamak ve Kendini Sevmek</title><content type='html'>EVRENSEL VAROLUŞ VIII - Bağışlamak ve Kendini Sevmek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İnsan; kendisini Ol’muş Ol’duğu, Ol’acak Ol’duğu ve Ol’uyor Ol’duğu haliyle sonsuz kadar bağışlayıp sevemedikçe; aydınlanma; maddesel Alemin yeni bir din “fantezi” olmaktan ileri gidemeyecek.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz Şimdide “Bir” gün gelir, İnsanın kendisine Ol’An borcunu da ödemesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanın “kendine” Ol’An borcu; kendi adına; kalbinde yaşamayı arzu edip de şimdi burada fiziksel Alemde çeşitli içsel ve dışsal nedenlerle gerçek kılamadıklarıdır.&lt;br /&gt;İçsel ve dışsal illüzyon nedenler birleşir ve kişinin yolu boyunca yanarak ve yangınıyla; kendini ve etrafını aydınlatacağı karanlıkların malzemesini oluşturur.&lt;br /&gt;Karanlık; kimi zaman toplumsal bilincin sınırları, belletilmiş amaçlarımız, hedeflerimiz, ideallerimiz, içimize örülmüş ayırt edemediğimiz kalıplarımız bağımlılıklarımız, şimdiye kadar var olmamızın nedeni saydığımız gerekçeler; sözde sevgiler, sevgililer ile yaşanmadan geçmiş ve alışkanlık olmuş uzun yılların ve küskünlüklerin hesabı kitabı ve beklentileri ve en önemlisi var olduğunu sandığımız ama bir türlüde tam olarak tüm hücrelerimizde hissedemediğimiz Sevginin kaybı korkusu ve arkasından gelen yalnızlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şairimizin dediği gibi bu yalnızlık paylaşılmaz, paylaşılsa yalnızlık olmaz. Öyle bir yalnızlıktır ki her An’da yüreğimizde aşka sevgiye yaşama ve insanlığımıza yavaş yavaş fark etmeden öldüğümüz yalnızlıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnızlık fiziksel Alemlerin çoklu görünüşünde yalıtılmışlık duygusudur. Kimse kimseyi anlamaz görmez ve duymaz. Çaresizliktir. Varlık tekamül ettikçe yalnızlık paylaşılmaz ama anlaşılır olur. Anlaşılır Ol’ması varlığın kendinde yeni kendi adına yarattığı kavrayışın sabitesinden ışıyan ışıktandır.&lt;br /&gt;Yeni kendinin kavrayışının sabitesinin; Ruh Duruşuna geçişi bir bilinç eşiğini atlamayı gerektirir.&lt;br /&gt;İnsanoğlu için belki de Sonsuzluğun Gözlerine ilk kez kararlı bir şekilde baktığı ve bakabildiği yerde de merkezlenmeyi ve Ruhunda Durmayı seçtiği An’dır.&lt;br /&gt;Kısaca gerçek bir liyakat sınavıdır.&lt;br /&gt;insanın kendinden kendine Ol’An ve istisnasız her hücresinde ve boyutunda farkında Ol’duğu Bir sınavdır.&lt;br /&gt;Ve sınavın konusu Sevgidir.&lt;br /&gt;Sevgi; kendini ne kadar sevdiğinin hissedişidir.&lt;br /&gt;“Kendini” bulmak için veya bilmek için veya gerçek kılmak için neleri; kendinden başka bırakabileceğinin liyakatidir.&lt;br /&gt;Liyakat; insanın sadece ve sadece “kendisi” Ol’duğunda  geçebileceği veya aşabileceği Bir bilinç eşiği Ol’duğundan; neredeyse kılıçtan keskin köprülerden, iğne deliklerinden ve de atom altı kuantum alanından; yani yoktan “Kendini” yeniden var etmektir. Bu ancak ve ancak bir insanın kendisi için yapabileceği ve liyakati insan bedeninde görülüp hissedilerek onayı verilebilecek bir haldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Bilinç Eşiğini aşabilmek için orada durup kendisine Ol’An; sadakatini; vefasını; yerine getirmesi gerekir. Sadakatin yerine getirilişi; kendisini bağışlamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağışlamak; sürekli acı ve kederi deneyimleyeceği durumları yarattığı ve duygu besini olarak bu duygulara kendisini bağımlı hale getirdiği için,  bağımlılıklarından, korkularında ve nice sefil ve çaresiz durumları üreten duygularından vazgeçemediği için; öncelikle kendisini suçlamayı bırakarak özgür kılmasıdır.&lt;br /&gt;Bağışlamak;  tüm bu acıları yaşarken; “Kendisini” sevgiden, aşktan, iyilikten, güzellikten uzak tutuğu için ve yaşanmayan yıllar ve An’lar için hayıflanmaktan vazgeçmesidir.&lt;br /&gt;Ve bağışlamak; şefkatle varılabilen bir -kavrayış- Ol’duğundan; hissedişlerin eşliğinde gerçekleşebilendir.&lt;br /&gt;Ve tüm hücrelerimizde yankılanan ve titreşen kendimize şefkatin ve bağışlamanın verdiği “Anlayıştan”;  “Kendinin Sevgisi” içimizdeki karanlığın ufkundan aydınlanmaya başlar.&lt;br /&gt;Ve gerçekten O An’da HER YER Aydınlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve insan ilk defa “Kendini” O’nun gözleriyle birlikte görür.&lt;br /&gt;Ve basitçe kendini sever.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Aydınlanmayla; İnsanın kendine Ol’An borcu ödenir.&lt;br /&gt;Kendine borcunu ödemek; insanın; “Kendisini Sevmesidir”.&lt;br /&gt;Bu An’dan sonra yol gerçek anlamda yeniden başlar. Fakat bu sefer niteliği değişir. Ve yaşamın ta kendisi Ol’ur. Yol siz Ol’ursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini sevmek; kendine şefkat duyarak her An’da kendini kendinde bağışlayarak; dilediğin gibi yaşamak ve Ol’mak için kendine izin vermek ve ne isen O Ol’maya gayret etmektir. Kendine dünya veya ahret mali mülkü şanı payesi unvanı mekanı zamanı ve bilgisi için ihanet içinde olmamaktır. Yüreğinde yaşamak istediklerinden vazgeçmemektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan kendisini bağışlayıp bağışlamadığını sevip sevmediğini bilir.&lt;br /&gt;İnsan kendisini bağışlamadan ve sevmeden kendisi olamaz.&lt;br /&gt;Ol’dum diyorsa da “kendisi” değil başka bir şeydir ya da “kimliktir”. Ama kendisi değildir.&lt;br /&gt;Ve insan kendisini sevmeden, bir diğeri sandığı  başka kendisin de  sevemez.&lt;br /&gt;Sevdim diyorsa da illüzyondur.&lt;br /&gt;İnsan kendisini sevdikten sonra Sevgiyi ve Aşkı yaşayabilir ve yaşanmasına vesile olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Aşkı ve Sevgiyi” kendinde bilmeyen; nereden bilebilir ki bir başkasını sevmeyi.&lt;br /&gt;Ve nasıl bakabilir ki bir diğerinin yüreğine temiz bir ayna gibi.&lt;br /&gt;Ve nereden bilebilir ki bir ayna Ol’duğunu bilmiyorsa eğer sevmeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlık Ol’arak Hep Bir’likte geldiğimiz Bilincin Değişim Eşiğinde; lütfen&lt;br /&gt;O kadar kendinize şefkat Ol’unuz ki kendinizi her şey için bağışlayınız ve&lt;br /&gt;“Kendinizi” seviniz.&lt;br /&gt;Hiç kimsenin sizi bu dünyada sevmediği kadar seviniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar seviniz ki illüzyonlar dağılsın yüreğinizden, prangalar sökülsün ayaklarınızdan, kelepçeler düşsün ellerinizden.&lt;br /&gt;Çünkü; illüzyondan boşalan yere tüm haşmetiyle gerçek “Siz” dolacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi sevmeye başladığınızda ilk kez gerçekten dünyayı da görmeye başlarsınız. Aynı şekilde Dünyada gerçekten “sizi” görmeye başlar ve gizemlerini size gösterir, armağanlarını sevgiyle sunar.&lt;br /&gt;Daha önce göstermemesinin nedeni; kendini sevmeyene her şeyin örtülü olmasındandır.&lt;br /&gt;Örtülü olması varlığın “kendini” bilmemesidir.&lt;br /&gt;Örtülü olmak aynı zamanda kendini bilmemenin cehenneminde ve azabında olmaktır. Kendini bilmemek ruhun gözleri ile kendini görememektir. Ruhun “Görüşü” ve Gözleri sevgidir. Sevgiyle görebilir.&lt;br /&gt;Sevgi yoksa her şeyi “”Ol’duğu gibi “Görüşte”” yoktur.&lt;br /&gt;Ol’Anı Ol’duğu gibi görmek sırları da görmek demektir.&lt;br /&gt;Bu nedenle sevgi önemlidir.&lt;br /&gt;Bu dünyada hep ertelenen, geriye bırakılan ihmal edilen önem atfedilmeyen “Sevgi” aslında tüm Alemlerin peşinde koşturduğu ve bu dünyada gerçek Ol’ması için bir insan Ol’arak bizlerin önünde ve huzurunda el pençe divan durarak hatırlayışımıza vesile olmaya hizmet ettikleri ve hatırlayışımızla ortaya çıkacak olan sevgi O’nun Mücevheri’dir. Değil Cennetlerin, her Alemin “Anahtarıdır”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizin dışında; hala sevgi, saygı, onaylama, onaylanma, alkış otorite, guru, bilge, bilgi, kurtarıcı, mesaj, melek, kanıt, ispat, işaret, titreşim, yol arıyorsak ve arayışımızı bitirmediysek bu kendimizi sevmediğimizin, &lt;br /&gt;örtülerin kalkmadığının da delaletidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaçmak- kurtulmak isteği; kurtarıcı - kurtuluş formülleri,  medet - çare olma ve arama girişimleri, içimizde karanlıkların kapısının hala örtülmediğinin, korku realitesi olasılıklarının; potansiyellerimizden sonsuza kadar silinmediğinin ve temizlenmediğinin işaretidir.&lt;br /&gt;Bu ise yaşamlarımızda illüzyon da olsa sefilliğin yoksulluğun acının bir şekilde sahneleneceği anlamına gelir.&lt;br /&gt;Hele ki Amerika’dan  başlayan ekonomik kriz oyunu psikolojik ve ruhsal çöküntülerle ve üstüne üstelik bölgesel savaş ve nükleer tehditlerle adrenalini artırarak; sergilenmeye devam etme eğilimine girmişken içimizde olanlara son kez bakıp; her şeyin oyun olduğunu ve anlamsızlığı görerek, artık tüm oyunlardan kendimizi azat etmenin ve kendimizi bağışlamanın ve yüreğimizde yaşamaya başlamanın tam momentidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep başkalarından hesap sormaya ve her şeyin “Nedenini” kendisinden başka her şeyden bellemiş bir toplumsal bilinçten “Kendimizin Sorumluluğunu” alarak kendi kendimize liyakatimiz vererek “Evrensel İnsan” Ol’maya niyet ettik.&lt;br /&gt;Kendi göbek bağımız kendimiz keseceğiz.&lt;br /&gt;Bundan sonra “Nedenimiz” kendimiz Ol’acağız.&lt;br /&gt;Çünkü biz kendisini unutmuş “kendisiyiz”.&lt;br /&gt;Bilir de fiziksel alemlere çıkış yaparsak ne ala bilmezde sonsuzlukta yine  kendimiz Ol’An sonsuzluğa dağılırsak oda pekaladır. Seçim meselesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz O’nun eonlar süren sonsuz zamanlarda, şaheseri üzerinde çalışan bir usta gibi An be An sevgisiyle aşkıyla ortaya çıkardığı bin bir türlü güzellikte bezediği ve tüm var oluşu bizin gözlerimizden, bizim yüreğimizden, bizimle birlikte seyreyleyebileceği “Yaradılışıyız”.&lt;br /&gt;Yarattığıyız.&lt;br /&gt;Bu anlamda ve manada biz her “Şey”iz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kendimizi seversek; Gönül Dergahı’na girebilirsek ve perdeleri kaldırabilirsek “Varoluş”; kendini -Yaradılışta-; şimdiye kadar hiç olmadığı gibi seyre dalacak.&lt;br /&gt;Sırların sırrı açılacak.&lt;br /&gt;Her yerlere Aşk saçılacak&lt;br /&gt;Sevgi yansıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer biz; yürüdüğümüz Yol’dan sonra hala sevgide neşede coşku da kısaca Var Ol’uşun sevincinde  değilsek; her gün bekleyişimiz ve arayışımız büyüyorsa bir An için durup, kendimize sormamız hayrımızadır.&lt;br /&gt;Tüm bu yaşadıklarımın içinde Aşk ve sevgi nerede?&lt;br /&gt;Yaşananların içinde Aşk,  sevgi,  neşe yok ise; inanın An’lar boşunadır. Yaşanmamıştır.&lt;br /&gt;Ne Siz, ne An, ne O; gerçek Ol’mamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz sevginin ne olduğunu bilenleriz. Çünkü arayanlarız.&lt;br /&gt;Yaşantımızda artık “Sevgi” Ol’mayanlara hayır dediğimiz zaman; sevgi bizim içimizde ışımaya başlar ve bizim için sevginin bir süre içimizde pırıldamasına ve Ruhumuzu kamaştırmasına izin verdiğimizde ve bu izin verişte bir müddet durabildiğimizde artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz.&lt;br /&gt;İllüzyon dağılır.&lt;br /&gt;Ve dağılan illüzyonun yerine “kendimiz” Ol’An sevgi tamamen dolar.&lt;br /&gt;Dolan sevgi bir süre sonra taşar ve sevginin ve aşkın yansıması tüm evrenlere yansır ve Evrenleri ve Alemleri de aşar.&lt;br /&gt;Aşkın Ol’uruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arayanlar olarak her seferde hatırlayacağımıza söz verdiğimiz; “Kendinin” sevgisidir.&lt;br /&gt;Ve ilk “Nedendir”.&lt;br /&gt;Ve Neden; sadece ve sadece İnsanın; “Kendisidir”.&lt;br /&gt;Savaşa cehalete zulme&lt;br /&gt;Ve zihnine dolanan sefilliğe&lt;br /&gt;Ve insanın Gaflet uykusuna&lt;br /&gt;Rağmen…&lt;br /&gt;Kalabalıkların karanlığı&lt;br /&gt;Eriyebiliyorsa yüreğinin kuytularında…..&lt;br /&gt;Ve Sessizce Yürüyebiliyorsan “Kendine”&lt;br /&gt;Ve “Nedenin”&lt;br /&gt;Sadece ve sadece SEVGİYSE&lt;br /&gt;Beklediğin&lt;br /&gt;Ve özlediğin&lt;br /&gt;Ve “Nedenin”&lt;br /&gt;Ebedi Şafaklarda ışıyan&lt;br /&gt;“Sensin”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen&lt;br /&gt;İşte o zaman “BEN’sin”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart &lt;br /&gt;11.01.2009 İstanbul / Türkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-8272817365464038179?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/8272817365464038179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=8272817365464038179' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/8272817365464038179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/8272817365464038179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/02/evrensel-varolus-viii-bagslamak-ve_01.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ VIII - Bağışlamak ve Kendini Sevmek'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-9044608797805808197</id><published>2009-02-01T16:45:00.000-08:00</published><updated>2009-02-01T16:48:22.368-08:00</updated><title type='text'>EVRENESEL VAROLUŞ  VII -  Yaratımın Dinamikleri</title><content type='html'>EVRENESEL VAROLUŞ  VII -  Yaratımın Dinamikleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"EVRENSEL VAROLUŞ" kitabıyla birlikte yayınlanacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-9044608797805808197?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/9044608797805808197/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=9044608797805808197' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/9044608797805808197'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/9044608797805808197'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2009/02/evrenesel-varolus-vii-yaratmn.html' title='EVRENESEL VAROLUŞ  VII -  Yaratımın Dinamikleri'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-8577759084017755969</id><published>2008-12-09T16:09:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T03:21:28.108-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayırtetmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel varoluş'/><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ  VI - Ayırt Etmek</title><content type='html'>EVRENSEL VAROLUŞ VI - Ayırt etmek&lt;br /&gt;Yaşam Ol’An sizin; neyi deneyimlemeyi seçtiğinizin bağlamında en yüksek hayrınıza faydalıyı faydasızdan ayırtetme yeteneğinizdir.&lt;br /&gt;Ayırtetme yeteneği; Sonsuz Şimdide var Ol’mayı seçenin ve Yol’a koyulanın sağ selamet yuvaya varmak isteyenin pusulasıdır.&lt;br /&gt;Her Yol O’na çıkar mı? Tabiî ki her Yol; her yerde Ol’An, O’na çıkar. Önemli Ol’An Yol’u nasıl yürümek istediğimizdir. Nasıl yürümek istediğimiz; eğer biz bir gül isek -derdimiz- nerede yaşıyorsak; orada bir gül bahçesi yaratma arzumuzdan başka bir şey değildir. Çünkü Bir Gül, ancak ve ancak bir gül bahçesine yakışır, gül bahçesinde mutlu olur. Maksat tam bütün; sevgide ve mutlulukta Ol’maktır.&lt;br /&gt;Yüreğimizin derinliğine kendimizi tanımak için yaptığımız yolculukta; aydınlıkta neşeyle sevinçle yürüyebilmek için; Ruhumuzu güçsüzleştiren; güçsüzleştirirken de bizi 3.boyut realitesinin paradigmalarına bağlamaya devam eden; sanrıları, objeleri, hikayeleri, sembolleri, masalları, görünüşleri bırakmamız hayrımızadır.&lt;br /&gt;Gelinen galaktik düzlemde (mekan değildir kuantum bölgesidir-sınırlar yoktur-sınırların olmaması korumanın da olmaması-insanın kendisiyle -yaratacağı kaderle- baş başa olduğu anlamına gelir) ve momentte (zaman değildir-Sonsuz Şimdinin birlikte odaklandığımız niyet yüklenmiş potansiyel An’ıdır) yolun haritasını sadece KALP bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyanın henüz yükseldiği düzlemde; kendimize güvenli bir alan yaratabilmemiz sadece ve sadece kalbin rehberliğinde gerçekleşebilir.&lt;br /&gt;Kalbin Rehberliği ayırtetme yeteneğimizdir.&lt;br /&gt;Ayırtetme yeteneğimiz kalbimizin sesidir.&lt;br /&gt;Kalbimizin sesi hissedişlerimizdir.&lt;br /&gt;Bu demektir ki hissederek ayırtedebiliriz.&lt;br /&gt;Çokboyutlu doğamızın; beş duyumuzu kapsayan, aşan ve fazlasını da zaman içinde hayatımıza getirecek olan komplike mekanizması, hazine sandığımız; hislerimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görünüş, Sesleniş, beliriş ne olursa Ol’sun; hayrımıza Ol’Anı HİSSEDEREK ayırtedebiliriz. Hayrımıza Ol’An yüreğimizde kendi adımıza; ve kendimizle birlikte Bütünün en yüksek hayrına yaşamak gerçek kılmak istediklerimizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada Bütünün hayrı; varlığımızdan yansıyanın, her şeyin ve her varlığın O’nun bir yansıması ve bizatihi Kendisi olduğu bilişinde kalarak, içimizde Sonsuz İyiliği seçme özgürlüğümüzle ve bu berraklığın bize verdiği basit güçle, odağımızı ve Yol’umuzu ( fiziksel hayatımızda ne olursa olsun )Büyük Tablodan ayırmamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya sahnesinin ve binyıllık sistemlerin yıkılışından doğan toz dumanın arasında; artık ne kulağımıza ilişen seslere ne de gözümüze ulaşan görüntülere inanabiliriz.&lt;br /&gt;Görünenin arkasını, işitilenin arasını -hissederek- ayırt etmek durumundayız.&lt;br /&gt;Dualitenin giderek suptilleşen, suptilleştikçe de daha derinleşen kutuplarında aydınlığın ve karanlığın, yokluğun ve varlığın süregelen savaşı; Dünya sahnesinde sergilenmektedir.&lt;br /&gt;Ayırtetmek; netlik, sadelik ve basitlik demektir. Bir şekilde her şeyin ayan beyan Ol’masıdır. Şimdiye kadar öğrendiğimiz ve uyumlandığımız ve aldığımız öğretilerin, bilgilerin, enerjilerin hepsinin Biz de birleşerek Tek Biliş Tek Görüş halinde; bize ikiliğe düşmeden ve içimizde endişelere korkulara neden almadan YOL gösterebilmesi anlamına gelir.&lt;br /&gt;Veya bizim basitçe yürüyeceğimiz Yol’umuzu görmemiz ve yüzde sonsuz güvenle ve gönül rahatlığı ile yolumuza devam etmemizdir.&lt;br /&gt;Net-sade ve basit Ol’mak; insanı koşullara bağlayarak beklenti içinde bırakan, ihtiyaçlara tutsak ederek ikiliğe düşüren ve sonuçta bilinçli veya bilinçsiz kendisinden uzaklaştığı için ayrılığın geriliminden; kendine ve diğerlerine dolayısıyla -Yaşama- zarar vermesine neden Ol’An her türlü korkunun ve ümidin -“şeylerin” içsel olarak bitirilmesi-hesapların defterlerin alacağın vereceğin kapatılmış olması halidir.&lt;br /&gt;Yol’da olup ta hala İçsel olarak alacağımızdan-vereceğimizden kopmamışsak; verip veriştiriyorsak, ona buna tutunuyorsak, kendimizden başka bir şeylerden ve birilerinden medet umuyorsak, verdiğimizi sanıp ta arkamızda sürekli biriktirmeye devam ediyorsak, sevgimiz hala dilimizde, bilgimiz zihnimizde, merhametimiz eylemsiz, eylemlerimiz hissiz, hislerimiz -Bizsiz- ise; teslim edilmemiş dünya arzularımızla; kılıçtan keskin sırat köprülerinden, kıldan ince cennet kapılarından, bu kadar yükümüzle nasıl geçebiliriz.&lt;br /&gt;Bırakalım gitsinler hepsi; herkesin ihtiyaç duyacağı ne varsa O Ol’An bizimle artık. Sadece ayırt etmemiz gerekiyor. Hissedişlerinize lütfen güvenin.&lt;br /&gt;Ayırtetmek bilinçli Ol’manın, şuurdan bilince geçmenin ve ölümden yaşama dönmen başlangıcıdır.&lt;br /&gt;Ayırtetmek farkındalıktan yüksek Alemlerin (süptil-ince) aracı olan hissetmeye; görme-duyma-dokunma-işitme-ses=Tek Bilişe geçişidir.&lt;br /&gt;Bu nedenle ayırtetmede ustalaşmak için; kalbin yasalarını hatırlamak ve yasaların kendisi Ol’arak; içsel akışımızla ve evrenle birlikte dengelenmek, merkezlenmek; insanlık ve tek tek hepimiz için hayati derecede önemlidir.&lt;br /&gt;Gelmekte Ol’An günlerin doğasından, nefsin bütün kandırmacalarının, aldatmacalarının, maskelerinin, kıvırmalarının son dakika uzatmalarının hükümsüz kalacağından; ve maalesef -bir arada derede- hiç kimse bir yerlere ve bir şeylere kaynayıp-tutunup geçişi yapamayacağından; herkesin ayrıtetme yeteneğini keskinleştirmesi ve hissetme mekanizmasını hareket geçirmesi kendisini serbest bırakması hayrınadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hissetmek bizi Gerçek İnsan yapacak. Ve ancak gerçek insan hissettiği için hareket geçecek ve Eylemin kendisi olacak.&lt;br /&gt;Ol’acak.&lt;br /&gt;Hissetmek Ruhsal olarak hareket geçmek demektir.&lt;br /&gt;Ruhun hareketlenmesidir.&lt;br /&gt;Ve Ruh sevgidir. O’ndandır.&lt;br /&gt;Ruhun hareket geçmesi sevginin eylemde Ol’masıdır.&lt;br /&gt;Eylemdeki sevgi Ol’maktır.&lt;br /&gt;Kalbin kanunlarını; O’nu; SEVGİYİ bu dünyada (fiziksel alemlerde) gerçek kılmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖZGÜR İRADE İLE Eylemdeki sevgi Ol’duğumuzda; Alemler yüreğimizde birleşmeye başlar. Tıpkı bir sis bulutu gibi ikilik dağılır. Görüş tekleşir. Görüşün Tek’leşmesi aradaki bağlantıları ve Bir’liği belirli süreklilikte ve yoğunlukta hissetmeniz anlamına gelir.&lt;br /&gt;Dünyasal hayatımızda -yuvada- güvenlikte veya büyüklerin dediği şekli ile dört başı mamur Olma halini çok boyutlulukta yaşayabilme durumudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın hayatta kalması kalbin yasaları öğrenmesine ve kalbi fiziksel alemlerde gerçek kılmasına bağlıdır.&lt;br /&gt;Kısaca HİSSEDEREK yaşamasına bağlıdır. Hissetmeyen hislerine ket vuran yüksek alemlerde kör-sağır veya bitkisel hayata gibi olur.&lt;br /&gt;Göremez duyamaz hiç bir şeyi bilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim ki; Yaradan’ın insana nasıl bir kaderi (Kendinin Sorumluluğu) armağan ettiğini hissedilebilseydi; idrakin ışığından; sevgiden ve aşktan Ruhu kamaşırdı.&lt;br /&gt;Ve elinde neyi var neyi yok hepsini de bırakıp yalın ayak başı kabak Yol’a düşerek Eylemdeki Sevgi Ol’urdu.&lt;br /&gt;Tekne kadar boyu ile kainattın gerçekliğinde varlığa çıkan ve alemde beklenen; nadide bir çiçeğe bakar gibi gözünün içine Rahmetle sevgiyle aşkla bakılan El İnsan’a gönül yüceliği yakışır.&lt;br /&gt;Gönül yüceliği artık ne isek O Ol’maktır.&lt;br /&gt;Ne eksik Ol’maktır. Ne de fazla Ol’maktır.&lt;br /&gt;Fazlalıkları gerçekten bırakmak. Alınması gereken kararları ve Kendinin Sorumluluğunu da gerçekten almaktır.&lt;br /&gt;Asalettir. Vaad edilen kaderini gerçekleştirmeyi kimsenin eline bırakmamaktır. Kimseden medet ummamaktır.&lt;br /&gt;Kaderini gerçekleştirme cesaretidir. Zekasıdır.&lt;br /&gt;İhtiyaçsızlıktan doğmuş koşulsuzluğun, zararsızlığın; masumiyetinde ve vakarındadır.&lt;br /&gt;Asalet insan olmanın farkıdır.&lt;br /&gt;Çünkü İnsan Evrenin Muhteşem Çocuğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem Ol’mak basitçe; kendimiz Ol’maktır. Özgürlüğü düşleyebilmek ve içimizdeki sevgiyi özgür bırakabilmektir.&lt;br /&gt;Ve O; özgürlüğü - sevgiyi düşleyebildiğimiz yaşayabildiğimiz ve yaşatabildiğimiz her yerde olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğü; İçimizden birisi başardığında hepimiz başarmışızdır.&lt;br /&gt;İçimizden birisi bile başaramamışsa hiç birimiz başarmış sayılmayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özgürlüğün, sevginin, aşkın, bolluğun, bereketin, barışın, huzurun kısaca -kendimiz- Ol’manın ayırtında O’lmamız dileğimle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;br /&gt;28.10.2008 İstanbul / Turkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ruh Duruşuna ve Kavrayışına hizmet eden bakış açıları ve öneriler&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Yeni Dunyanin parolasi;&lt;br /&gt;"Ozgurlugu; Icimizden birisi basardiginda hepimiz basarmisizdir.&lt;br /&gt;Icimizden birisi bile basaramamissa hic birimiz basarmis sayilmayiz."&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanın; dünya lineer zamanına göre binlerce yılda oluşmuş illuzyonun labirentinden ve sürekli yarattığı kalıpların içinden biran önce çıkması hayrınadır.(zihinsel süreçlerinden)  Labirentten çıkabilmesi de uygun tanımlara ulaşmasına bağlıdır. (Evrensel Yasalar ve Büyük Tablo; ki Büyük Tablo (insan için) El İnsan Ol’Arak Yaradılışta Evrenlerde ve Alemlerde yerini aldığı tablodur) Öyleyse tanımlardan maksat  Büyük Tablo ile rezonansta olan tanımlardır.  Bu tanımlar Uygun hissedişlere vesile olur. Ki hissedişler “Kendin Ol’manın- yapıtaşlarıdır. Ve önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Tanımlar için objeleri veya olguları sembolize eden şekillerin; neyi temsil ettiğine ve şimdiye kadar neyi yarattığına bakınız. (pirinci ayıklarken kara taştan değil, pirinç gibi olan ama taş olan beyaz taşları ayırtediniz. Beyaz taşları bulunuz ve ayırınız.) Hissetmek, sizin için sizin hissetmeniz bu nedenle bu kadar önemlidir. (başkasının, medyumun veya bir başka arkadaşınızın değil sizin ne hissettiğiniz ve nasıl hissettiğiniz önemlidir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ruhsal dünyada ikiliğin (karanlığın) çalışma sistemi tanımların altını boşaltarak insanları manalardan uzaklaştırmalarıdır. Manalar ve anlamlar insan için önemlidir. Yaşamı devam ettirten ve Güzelliği iyiliği ortaya çıkaranlardır. Değerlerin erozyonuna izin vermeyiniz. Manalarda erozyon başladı mı, kendinize ekeceğiniz hiç bir tohum o topraklarda yetişemez. Nerede varoluş nedenlerinizin elinizden alındığını ayırtediniz. Siz azalmak için eksilmek için burada değilsiniz. Sevgiyle çoğalmak ve genişlemek ve Bütün olduğunuzu bilmek için buradasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilgiyi kim verirse versin ve nereden alırsanız alın; güç teslimiyetine neden oluyorsa istisnasız bırakınız. Hiç bir şeye ihtiyacınız yok. Her seferinde -kendinizi- (kalbinizi) seçiniz. İsa - Buda - Osho- melek...v.s olmak için burada değiliz...ki zaten dünya bilgeleri kendileri olduğu için, ... kendilerini bildiler ve veli oldular. KENDİMİZ Ol'mak için buradayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İkiyi Bir eylemek; iki yarımın bütün olması, yada parçanın bütüne katılması demek değildir. Bir Ol'mak -illüzyon ikiliği- görerek Tam ve Bütün Ol'duğunu bilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ne Ol’mak istediğinizi ve nereye gitmek istediğinize  sevgiden  hareketle karar veriniz ve bu kararınızda ne olursa Ol’sun durunuz. Bırakmayınız. Manyetize Ol’maya başlayınız. Her vazgeçiş savrulmadır. Savrulmanın artacağı alanlardayız. Kısaca Ruh Duruşunuzu sabitleyiniz. Duruşunuz Ol’unuz. Duruş ki; siz huzurda mutlulukta bollukta refahta sağlıkta şifada sevgide aşkta ve Bir de berrak sade ve net bir şekilde durabiliyorsanız Duruştur. Sanrılar ve illüzyonlar içindeki huzursuzluk değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Çok boyutluluk parçalılık değildir. Çok boyutluluk diğer senlerle bütünlenmek değildir. Çok boyutluluk basitçe hatırlamaktır. An be An kendini hatırlayarak ve her hatırlayışa tam ve bütün olduğunu bilerek her An’da; bir kez daha ve sonsuz kez daha Tam ve Bütün Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Dünya bilgeliğinin ve üstatlığının incilerini hatırlayınız ve çekildiğiniz bilgilere tekrardan göz gezdiriniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kendi Bilgilerinize güveniniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilge Ol’duğunuzuda biliniz. Bilge Ol’mak şimdiye kadar öğrendiğiniz bilgileri bütün bir bilişle kullanabilme kapasitesidir. Bilgileri hatırlamıyorum derseniz bu uygundur. Bilgilerinizi hatırlamadığınızda; hepsi birbirine sarmaşık gibi sarıldığında,  Bilgesinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hislerinize güveniniz. Hisleriniz bütünsel içgüdüdür. Hislerinize güvenmek; bütünün hayrına hareket etmek için NEDENDE Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Manalarınızın erozyonuna izin vermeyiniz. Toprağınız yoksa; Gül bahçesini nerede yetiştirebilirsiniz ki. Ve siz bir gülseniz, toprağınızın nasıl eksildiğini bilirsiniz. Hissedersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-8577759084017755969?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/8577759084017755969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=8577759084017755969' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/8577759084017755969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/8577759084017755969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/12/evrensel-varolu-vi-ayrt-etmek-yaam-olan.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ  VI - Ayırt Etmek'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-1844378066727764701</id><published>2008-09-30T18:00:00.000-07:00</published><updated>2008-09-30T18:39:49.184-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgiyle ve sevgiyle varolmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='oluş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel varoluş'/><title type='text'>EVRENESEL VAROLUŞ  V – Sevmek Var Ol’maktır</title><content type='html'>EVRENESEL VAROLUŞ V - Sevmek Var Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SevdiğinizdeYalnız değildiniz&lt;br /&gt;Yalnız Değilsiniz.&lt;br /&gt;Asla yalnız Ol’madınız.&lt;br /&gt;Çünkü; sevdiğinizde ve sevgi Ol’duğunuzda bütün Evren sizinle birlikte Ol’ur. Şah damarınızda nabız gibi atar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi; Var Ol’uşun biçimidir.Ve; Var Ol’uş önce kabı yaratır içine akmak için. Kap; biçim Ol’An insandır. Sonra Var Ol’uş biçimin içine üfler, sevgi Ol’arak doldurur kabı; İnsanı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam bu An’da Hadis-i Kudside “yere göge sığmam mu’min kulumun kalbine sığarım” buyurduğu gibi, Var Ol’uş; İnsan, sevgi Ol’duğunda insanın içine dolandır. İnsan’da tecelli Eden’dir.&lt;br /&gt;Sevgi basitçe Ol'maktır.&lt;br /&gt;Tam ve Bütün Ol'maktır.&lt;br /&gt;Tam ve Bütün isek eksik olamayız.&lt;br /&gt;Eksik Ol'duğumuzu sanıyorsak da yanılsama içindeyizdir.&lt;br /&gt;Eksiklik algısı yanılsamadır.&lt;br /&gt;Sevgi Ruh için tıpkı nefes almak gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes beden içindir. Fiziksel Yaşamın devamı ile ilgilidir.Ya nefes alırsınız yaşamdasınızdır.Ya da nefes almazsınız ve yaşamda değilsinizdir. Ölüsünüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi Gönül-Ruh ile ilgilidir. yüreğinizde manalardan Ol’uşan Ebedi Yaşamın devamı ve fiziksel dünyada da geçek kılınması ile ilgilidir.&lt;br /&gt;Ya sevgisinizdir. Sevgi sizden akmakta ve taşmaktadır. Canlısınızdır. Ya sevgi değilsinizdir.&lt;br /&gt;Sevgiyi hissedememekte, sevgi olamamaktasınızdır. Cansızsınızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefes almak; fiziksel varlığın fiziğinde Ol’An bir kendiliğindenliktir. Basitçe nefes alırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi; tıpkı nefes almak gibi varlığımızda basitçe kendiliğinden Ol’duğunda gerçek Ol’uruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat sevgi; illuzyon alemlerinden Ol’uşa çıkarken, kendimizi yüreğimizde ki gibi gerçek kılmak isterken mana ve görüntü kırılmasına uğrar.&lt;br /&gt;Kırılma; manada eksik algıya ve ayrılığa, görüntüde ise çokluğa ve ikiliğe neden Ol’ur.Burada Tekamülün Yasası devrededir.&lt;br /&gt;Aslında yine her şey yüksel planlardan bakıldığında bir şekilde sevgidir, sevgidendir. Çünkü her yerde Ol’An ve görünüşe çıkan, yine kendini kendi Aleminde arayan; ve sevgiyi; kendini “sevgi Ol’arak” gerçek kılmaya (hatırlama) çalışan O’ndan başkası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu telaş ve kaos; kendini unutuşun ve için için yeniden yanıp tutuşan kendine kavuşma arzusunun; Aşkın, görünüşe çıkmasından başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini “unutuş-hatırlayış”=Tekamül; Bir’in İlk Yasasıdır.&lt;br /&gt;Bir; Hep ve Hiç Ol’Andır.&lt;br /&gt;Hep ve Hiç Ol’ması Varlığının doğasıdır.&lt;br /&gt;Yok Ol’abildiği için Var’dır. Ve var Ol’abildiği için de yok Ol’ur. Döngünün; hepsi ve hiçi “kendisidir”.&lt;br /&gt;Basitçe Var’dır.Şimdi Buradadır. Ben Ben’imdir.&lt;br /&gt;Kendini unutur. Ve kendine evrilmeye -tozadan taştan nebattan hayvandan bilinçli varlığa- kendini hatırlamaya başladığındaki süreç Tekamül Yasaları ile şekillenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir; evrenlere kendini kendinde unutup varlığını kendinde bilmek için açılır. Açılım; genişleme ve genişleyen bilinçte kendini Sonsuz ve Sınırsızca; sonsuzluğunu ve sınırsızlığını bilme ve bildikçe kendini her bildiği varlıkta bir kez ve sonsuz kez daha kucaklamak ve kendini her varlıkta ayrı ayrı Ol’uşlarını sevmek ve istisnasız her Ol’uşta kendi güzelliğini seyreylemek içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ben gizli bir hazine idim. Bilinmek istedim” hadisinde Tekmülün Yasası ifade bulduğu gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR; hiçlik, kozmik ilke - kozmik prensibin dahi Ol’madığı An’daki Ol’An veya Ol’mayan ne ise Bilinmeyen -Ne karanlıktır-, -Ne ışıktır-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece ve yalın ve basitçe Bir’dir ve “O” Bir “O”dur.&lt;br /&gt;Aynı zamanda kozmik ilke ve kozmik prensiptir.&lt;br /&gt;Hiçbirisi Ol’mayan Bir’dir.&lt;br /&gt;Var Ol’uş; O’nun; kendini kendinde bilme ve kendini her şeyde sonsuz kez sevme Arzusudur.&lt;br /&gt;Hayat; O’nun -Görünüşe- çıkmış “Var” Ol’uşudur.&lt;br /&gt;Var Ol’ma Arzusudur.&lt;br /&gt;Varoluş O’nun; Sonsuz Şimdideki “Varlık” Ol’ma Neşesidir.&lt;br /&gt;Tek’likten çokluğa çıkışta O’na Ol’Andır.&lt;br /&gt;Işık gibi parlayan ve Evrenleri perde perde coşkuyla görünüşe çıkarandır.&lt;br /&gt;Neşe; varlığın yaratım enerjisidir.&lt;br /&gt;Kıvılcım gibidir; tıpkı çiçeklerin birden patlayıp çiçek açması, denizlerin dalgaları sahile vurması, şimşeklerin rahmetleri yağdırmadan önceki kıvılcımları, yada evrenlerin ortaya çıkışındaki ve her An varlığımızda irili ufaklı patlayan bing banglerdir. O’na Ol’Anlardır. Kısaca neşedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruh; kendini bildiğinde, kendini her yerde gördüğünde, kendi doğasını hatırlar. Aydınlanma; O’nun, Ol’makta Ol’duğu; NEŞEnin hatırlanmasıdır.&lt;br /&gt;Hatırlar. Neşe Ol’ur. Vecde girer.&lt;br /&gt;Vecd; Kendini her yerde bulmanın sevincidir.&lt;br /&gt;Kendini bulmanın sevinci “Cenneti Dünyaya indirmektir”.&lt;br /&gt;Dünya veya “Yuva”-Şimdi Burada- Ol’manın farkındalığıdır.&lt;br /&gt;Cennetler Dünyadan yaratılır.&lt;br /&gt;Ve bizler dünyadan yarattığımız cennetlere yükselebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve “Çocuk gibi Ol’madıkça cennetin kapısından giremezsiniz” diyen Hz İsa basitçe “Kendini Bil”, sevgi Ol’duğunu ve her yerde kendinin Ol’duğunu bil, bilki sevebil, demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle aslımızı Ol’An sevgiyi unuttuğumuz her An gerçekten de cehennemdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizdeki boşluğu dolduramayışımız, kendimizi yüreğimizden başka her yerde arama çabamız, aradıkça mekanın sınırlarına ve zamanın şartlarına ruhunuzun hapsoluşu, incinmemek için takındığımız maskeler ve ruhumuzun etrafına ördüğümüz duvarlar ve gittikçe derinleşen yalnızlığımız, anlaşılamamanın ve kendimizi bulamanın derinliğinde eriyemeyişimiz. Bilen için her biri incidir. Hazineden armağandır. Sevgilidendir. Tekamülün Yasasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah’a şükürler Ol’sun ki sonuç ta her birimizin dönüşü Hazineye’dir. O’nadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada Şimdi Burada içimizde ve dışımızda dönen kaosların – İlluzyon (yokluktan) arasından geçip düzene gerçeğe ( varoluşa) geçiyoruz. Yükseliyoruz. (oyunu fark edip, tam ve bütün Ol’duğumuzu hatırladıkça, yani yoktan Var Ol’dukça, korkuyla ve korkuyla ilgili her şeyi bırakıp, sevgiyle var Ol’mayı seçtikçe genişliyoruz.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdikçe gerçeğiz. Sevdikçe Var’ız.&lt;br /&gt;Sevmediğimiz her An illuzyona karışıyoruz.&lt;br /&gt;Sonra yine sevdikçe Var Ol’uyoruz.&lt;br /&gt;Bu öyle bir kapı ki; niyet üzre çalışıyor. Niyet sevgidense her An’da kendimizi içeri alıyoruz. Sırat (Sırat Köprüsü) üstündeyiz. Geçiyoruz. Niyet sevgiden değil de neftsen ise kendimizi dışarı çıkarıyoruz; illuzyona. Sırattan düşüyoruz yokluk alemine.&lt;br /&gt;Ne zamanki sevgiyi yaşamımızda akışa geçireceğiz, ve “Akış” Ol’acağız her An’da Yolumuz kapıdan içeri Ol’acak işte O zaman yalnız olmadığımız bileceğiz. Yuva’da Ol’acağz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlluzyon Alemleri; doğası gereği el elde baş başta Ol’unan Alemlerdir. Çünkü illuzyon olduğumuz alemlerde; el ele baş başta Ol’mak “anlatabileceklerimiz birbirimizin anlayacağı kadardır” deyişinde ifade bulur.&lt;br /&gt;Duyamayız göremeyiz söyleyemeyiz.&lt;br /&gt;İlluzyon alemlerinin simyası sabırdır; kumu altın eyler.&lt;br /&gt;İmandır; düşü gerçek eyler.&lt;br /&gt;Tüm bunları ayırt etmek ve Sevgi Ol’mayı seçmek ve Ol’mak; insanı İNSAN eyler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek; İnsan Ol’manın farkıdır. Zekadır. Cesarettir. Kudrettir. Aşktır.&lt;br /&gt;Sevmekten asla asla vazgeçmeyiniz.&lt;br /&gt;Her şeye ve herkese rağmen seviniz.&lt;br /&gt;Hazine sevmektir.&lt;br /&gt;Sevgiden gayrisi bütün alemlerde ve evrenlerde illuzyondur.SevdiğinizdeYalnız değilsinizYalnız DeğildinizAsla yalnız Ol’madınız.Sevdiğinizde her şey SİZ de, Sizin ile birlikte.Sevgiyseniz; O’ndasınız. O’ndansınızVaroluştasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O’nun Varlığa çıkış Arzusu Ol’An; Hayatımızın paha biçilmez Ol’duğunu, sevginin ise “Kendimiz” Ol’duğunu ve Tek Yol’umuzun; kendimizde ve diğer kardeşlerimizde yaşamı ve canı aziz tutmak, yükseltmek ve yüceltmek Ol’duğunu her daim hatırlamak basitçe Var’Ol’maktır.&lt;br /&gt;Var Ol’uşa; -Varlığımızla- hizmet etmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü; Sevgi Ol’mak; Sevgide Ol’mak; Sevgiden Ol’mak basitçe; Var Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün Nart&lt;br /&gt;28/09/2008 İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-1844378066727764701?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/1844378066727764701/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=1844378066727764701' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/1844378066727764701'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/1844378066727764701'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/09/evrenesel-varolu-v-sevmek-var-olmaktr.html' title='EVRENESEL VAROLUŞ  V – Sevmek Var Ol’maktır'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-7130329235427247077</id><published>2008-09-07T15:07:00.000-07:00</published><updated>2008-09-07T15:43:32.996-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgiyle ve sevgiyle varolmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendisi Ol&apos;mak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel varoluş'/><title type='text'>EVRENESEL VAROLUŞ  IV  -  Bilgiyle ve Sevgiyle Varolmak</title><content type='html'>EVRENESEL VAROLUŞ  IV  -  Bilgiyle ve Sevgiyle Varolmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonsuz zamanlar sonra, aklımızın değil düşlerimizin bile düşlemekten yorulduğu, kutsal “Bekleyişimizin” ve “Arayışımızın” Hazinesine henüz dokunamadığımızı sanmanın huzursuzluğu ve hırçınlığı var üzerimizde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında hepimiz hazinemize çoktan dokunduk&lt;br /&gt;Hatırlamamız gerekeni hatırladık.&lt;br /&gt;Ol’makta Ol’Anı gördük.&lt;br /&gt;Şimdi Buradayım.&lt;br /&gt;Ben Ben’im.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Şimdi Buradayım ve Ben Ben’im” bilgisi Ol’makta Ol’Andır ve hazinedir.&lt;br /&gt;Işıklar yanmıştır, görmeyi seçmiş Ol’Anlar, görülmesi gerekeni görmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işıklar yandıktan ve görülmesi gereken görüldükten sonra; ya ışıklar yanık olarak evin içinde oturmaya devam ederiz (Atalet ve eylemsizliğimiz bizi şimdiye kadar okuyarak aldığımız ve Ol’duğumuzu sandığımız bilgilerin obsesyonuna götürebilir) veya dışarı çıkar ve “Şimdi Burada Ben Ben’imi; sevginin ve aşkın hatırı için Ben’imin içindeki Sonsuz iyiliğin bilişinde, hatırlayışın açıklığında ve netliğinde sessizce gerçek eyleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişimlerin en büyük özelliği; gerek toplumsal gerekse bireysel kaoslarımızın etrafımızda çılgınca dönerek aktörleriyle birlikte hasat mevsimine ve kendi liyakatımıza hizmet etmeleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Burada; Yol’da yürüyen yolcu için en büyük sınav (kendinden kendinedir); ayırt etme yeteneğinde ne kadar keskinleştiği, Yol’da yürümek için ne kadar azimli Ol’duğu, şimdiye kadar edindiği bilgiyi içi ve dışı Bir eylemek için mi kullandığı, Ol’makta Ol’Ana teslimiyeti, her teslimiyetten sonra bilinçli olarak varoluşu ( yeni varoluşun paradigmaları sevgi aşk güzellik iyilik bereket huzur barış ve özgürlüktür) seçerek çıkışı ve yeni paradigmaları ne kadar Ol’duğudur. (yaşamında yarattığıdır)&lt;br /&gt;(Her ne kadar sevgi barış özgürlük üç boyutlu realitede dualistik olarak tanınsalarda aslında Varlığın ideasında Ol’An saf ve net Ol’uşlardır. Karşıtları Ol’duğunu sandığımız yanılsamaları şimdi burada farkındalığımızı açmak ve aşmamız içindir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığımızın güzel hatırı için artık ataleti bilgiyle kırarak, kapıdan (maske ve hapishaneden) sevgiyle dışarı çıkıp düşlerimizi gerçek kılalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basitçe Şimdi Buradasınız.&lt;br /&gt;“Var’sınız”&lt;br /&gt;Ve değişen her şeyin içinde ki “Değişmeyensiniz”.&lt;br /&gt;“Ben Ben’im”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve “Değişmeyen” (varlığımızın farkındalığı) OL’duğumuzda, değişmeyen olduğumuzun bilgisiyle ve sevgiyle “Şimdi Burada” değiştirmek istediklerimizi değiştirebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamlarımızda; Işığın Şifanın Bereketin Sevginin Aşkın Güzelliğin ve İyiliğin açığa çıkması için Bilginin ve Sevginin ancak birlikte kullanımı hizmet edebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına sevgi yeterli değildir. Var Ol’An sevginin bilgiyle kullanılması hayrı ortaya çıkarır.&lt;br /&gt;Bilgi Ol’madan sevgi, sevgi Ol’madan bilgi; tek kanatlı kuş gibidir.&lt;br /&gt;Uçamayız. Her uçmaya kalktığımızda  nefsin batağına saplanırız.&lt;br /&gt;Sanıyoruz ki uçuyoruz. Uçtuğumuz alem illuzyon alemidir.&lt;br /&gt;Bilgi ve Sevgi; BİR Ol’duğunda her An’ın aydınlığına doğabiliriz.&lt;br /&gt;Her An’da yeni Ol’abiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi sevgiyi koruyarak; Sevgi Ol’An kendimizi, her An’da Koşulsuz İhtiyaçsız ve Zararsız kılar.&lt;br /&gt;Sevgi bilgiye her An’da “Can” katarak, yaşamı, YAŞAM, insanı İNSAN kılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başına istenilen güç yani sevgi olmadan kullanılan bilginin gücü; insanoğluna şimdiye kadar zarar vermiştir.&lt;br /&gt;Zarar vermeyen tek Güç;&lt;br /&gt;Sevgiyle kullanılan Bilginin Gücüdür.&lt;br /&gt;Bilgiyle kullanılan Sevginin Gücüdür.&lt;br /&gt;Ve birlikte Bir Tek Güç;  KUDRET olarak açığa çıkar.&lt;br /&gt;Kudret; bilgiden ve sevgiden doğandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi şudur; İnsan önce “kendine” gelebilmelidir ki Bir Ol’abilsin.&lt;br /&gt;İnsan Kendini bilmeden ne Bir olabilir ne de Bir’liğe gelebilir.&lt;br /&gt;“Kendini” bilmeden “bir” Ol’duğunun sanısı, insanın kendisine ve çevresine zarar verir.&lt;br /&gt;Buradaki “bir” olsa olsa Süper Egodur.&lt;br /&gt;Buradaki sözde birlik ve sözde hizmet ise güç ve can tesliminden başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;Yenidir.&lt;br /&gt;Ama yeni bir TUTSAKLIKTIR.&lt;br /&gt;Dünyada bundan sonra sergilenecek son kesti oyunu (insanın kendi kendine eylediği düşmanlıklar ve tuzaklarda dahil) yeni TUTSAKLIKLARDIR:&lt;br /&gt;Yeniymiş gibi ama eski, tazeymiş gibi ama bayat. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar almış olduğumuz bilgiler ve eğitimler ile; hala içimizin taşlarını sökemiyorsak, yaşamlarımızda değişen hiç bir şey yoksa ve buna rağmen sarıldığımız her şey ellerimizin arsından kum tanesi gibi akıp gidiyorsa ve canımızın acısını içimizde düşlediğimiz yeni dünyanın devleşen sanrılarıyla geçiriyorsak ve maddesel aleme eskisinden daha çok eğilim gösteriyorsak, bıraktığımızı sandığımız yargılarımız korkularımız bir bir yine kapımızı çalmaya başladıysa, değil bir insanı kucaklamak artık kimseyi bile görmek istemiyorsak, ve artık kendimiz için bir yabancıysak halen üçüncü boyut farkındalığının liyakatındayız.&lt;br /&gt;Zihnimiz veya kendini bütünden ayrı gören egomuz; bizi Yeni Enerjiye, Yeni Dünyaya götürdüğünü söylüyorsa ve biz için için bu sabırsız sesi ve itiliminin çabanın farkındaysak, -meliler, -malılar, amalar halen dilimizdeyse basitçe şunu hatırlayalım&lt;br /&gt;-Bırakalım gidenlerin hepsi gitsin - Sadece - biz- Şimdi Burada Ol’alım yeterli.&lt;br /&gt; (Bize acı keder tutsaklık sefalet yokluk ve iç karğaşa veren her şey; malımızdan mülkümüze, ilişkilerimizden, duygularımıza ve düşüncelerimize, beklentilerimize aklımıza gelen veya gelmeyen her şeyi; canımıza can katmayan her şeyi bırakırız.&lt;br /&gt;Ve canımızın peşine sevgiyle düşeriz, yarın ne olacağım diye düşünmeden, kendimizi ego itilimiyle garantiye almadan; hesap kitap yapmadan, Şimdi Burada Ol’manın Bilgisinin gereğini yerine getiririz.)&lt;br /&gt;( Bu demek değildir ki; dünyasal sorumluluklarımızdan kaçacağız ve vur patlasın çal oynasın her gece bir barda gönlüm hovarda olacak.&lt;br /&gt;Bilgi; sevgiyle içimizdekini gerçek kılmak için hayatımızda olan diğerlerinin de en yüksek potansiyellerinin ve hayırlarının gerçekleşmesi için birlikte çözümler üretmektir.&lt;br /&gt;Ve bizi, birlikte  tutsaklığa sefalete acıya bağlayan ve yıllanmış sorunlara çözüm Ol’maktır. Çare Ol’maktır.&lt;br /&gt;Yüreğimizin sesini dinlediğimizde hiç kimse zarar görmez göremez.&lt;br /&gt;Eğer seçiminizden dolayı bir acı oluşuyorsa da; istiridyenin içindeki  inci Ol’ma acısıdır.  Yaradan esirgeyecek koruyacak ve şifalandıracaktır.&lt;br /&gt;Çünkü herkesin yüreğinde oturan, ve her yerde Ol’An O’dur.&lt;br /&gt;Yeter ki biz yüreğin kanunlarını gerçek kılalım ve kararlarımızı yüreğimizden verelim. Endişeyi korkuyu çabayı ve sanrıyı bırakalım.&lt;br /&gt;Yüreğimizden konuşalım, yaşayalım, verelim.&lt;br /&gt;Ve yürekte yaşanmasına aynalık edelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basitçe eylemlerimizden duygularımıza ve düşüncelerimize kadar tüm boyutlarımızda izin verelim ve Ol’alım.&lt;br /&gt;Ve Ol’mak hissetmek ile başlar.&lt;br /&gt;Değişim ve Geçiş hissetmeden olabilecek bir şey değildir.&lt;br /&gt;Geçişi ve yeniyi -hissetmek- gerçek kılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeninin malzemesi ve kozmik maddesi “Hissetmektir”.&lt;br /&gt;Sevgiyi hissetmek ve sevmek için kendimize izin verdiğimizde, yüreğimizde bir sızı oluşmaya başlar. Çünkü  sevmek incinmeye açık hale gelmektir. Sevmek varlığını Ol’makta Ol’Ana olduğu gibi açmaktır.  Sevmek başımıza deneyim olarak ne gelirse gelsin, karşımıza kim ve ne çıkarsa çıksın Hak’tan geldiğini bilerek ve sevebildiğimiz için şükrederek, inci Ol’maya başlamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkındalık Bilgidir.&lt;br /&gt;Hissetmek Sevgidir.&lt;br /&gt;Farkındalıkla hissederiz&lt;br /&gt;Hissederek ayırt ederiz&lt;br /&gt;Yeni dünyanın; tüm fiziksel duyuların karşılığı Ol’An duyu organı( benzetme) Hissetmektir.&lt;br /&gt;Hissetmemiz; bizi eyleme geçirebiliyorsa değişimimizi ateşleyebiliyorsa hissetmektir.&lt;br /&gt;Hareket geçirmeyen, değişim yaratmayan hissediş olamaz.&lt;br /&gt;Bu Farkındalıktır.&lt;br /&gt;Fark etmek tek başına yeterli değildir.&lt;br /&gt;Hissetmeyi ( değişimi başlatan ateş) farkındalığın üstüne örtebilme yeteneği kazanmamız hayrımızadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimizin,  diğer insan kardeşlerimizin kalplerinin derinliğinde erimek, manalarda birlikte demlenmek hissetmektir.&lt;br /&gt;Çoğalmak ve genişlemektir.&lt;br /&gt;Çoğalmak ve genişlemek çözümdür.&lt;br /&gt;Başka bir dünya yaratmaktır. Yeni Dünyayı yaratmaktır.&lt;br /&gt;Yeni Dünya hissederek, çoğalarak genişleyerek kapsayarak ve böylelikle üçüncü boyutun “dert sanrılarına” çare olarak gerçek Ol’acak her birimizin yüreğinde.&lt;br /&gt;Dertler, kederler sanrı olmasına rağmen , yinede onlara çare olarak, çözüm üreterek Yeni Dünyayı gerçek kılacağız ve Yeni Enerjiyi; sevgiyi aşkı bereketi barışı özgürlüğü huzuru yaşlı dünyamıza ve yorgun yaşamlarımıza demirleyebileceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne daha önce ne daha sonra.&lt;br /&gt;Bizi kendimizden başka hiç kimse kurtaramayacak, ne ilahi Alem, ne Galaktik Alem ne de başka dostlar.&lt;br /&gt;İnsanın ipi kendi elindedir.&lt;br /&gt;İster varlığını tüketir, isterse de yokluktan varlığını üretir.&lt;br /&gt;İnsan Ol’arak birbirimizi sevdikçe, birbirimizi maddi manevi anlayabildikçe ve kucaklayabildikçe, hadi Dostum diyerek sevgiyle yan yana yürüyebildikçe çıkabiliriz karanlıkların içinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Liyakatımız; sevgiyle aşkla  ihtiyacımız Ol’madan yansımak, koşulsuzca  paylaşmak, zararsızca  kucaklaşmak ve bir diğerinin varlığında -Kendi varlığımıza-  şükrederek yan yana yürüyebilmek ve “iyi ki varsın” diyebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;28.08.2008 İstanbul / Turkiye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-7130329235427247077?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/7130329235427247077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=7130329235427247077' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7130329235427247077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7130329235427247077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/09/evrenesel-varolu-iv-bilgiyle-ve.html' title='EVRENESEL VAROLUŞ  IV  -  Bilgiyle ve Sevgiyle Varolmak'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-5950389728726356767</id><published>2008-07-27T01:14:00.000-07:00</published><updated>2008-07-27T01:16:21.163-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zararsız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aşk Ol&apos;An'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koşulsuz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kendisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ihtiyaçsız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sevgi Ol&apos;An'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efendi'/><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ III – Koşulsuz İhtiyaçsız Zararsız</title><content type='html'>EVRENSEL VAROLUŞ III – Koşulsuz İhtiyaçsız Zararsız&lt;br /&gt;Fiziksel ve Ruhsal Alemlerde ”Kendi Sorumluluğunu” almış insanı, “Kendinden”, “Sevgiden” ayırabilecek ve “Görüşünü” bulandırabilecek hiçbir; öğreti, murşit, kanal, mesaj, mal, mülk, paye, iltifat, mekan, zenginlik, cefa, eza, korku yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında “Kendinin Sorumluluğunu” almak dünyasal mekandan bakıldığında bir süreçtir. Yol’dur. Kavrayışı ise birdenbire olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendinin Sorumluluğunun” dünyasal süreci herkesin liyakatına, yüreğinde –neyi-nasıl- gerçek kılmak istediğine göre; öğretilerin içinden murşidlerin arasından, mesajların-meleklerin-kanalların-dünya ermişlerinin eserlerinin-bıraktıkları ipuçlarının arasından geçip kendinize ulaşmayı içerebilir. Bu yolun ne kadar süreceği tamamen sizin tüm bu sayılanların arasından geçip giderken ne kadar ataletinizin üstesinden geleceğinize ve ne kadar kendiniz olmak istediğinize bağlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atalet; Evrenin ve İnsanın Ruhunun küfüdür. Ve küf nefsin besinidir. Nefs en ince haliyle Varlığın ataletinden beslenir. Atalet içinde korkuyu ve korkuya ait olan tüm karanlığı tutar, besler ve büyütür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değişmek istemiyorsanız ve buna bağlı olarak Ol’makta Ol’Ana her An’da zekanızı ve kalbinize sormadan razıysanız ( beni sokmayan yılan binyıl yaşasındaysanız), paket yapılıp size sunulan Uzakdoğu öğretilerinin, ayinlerinin, söylemlerini şimdiye kadar sizi siz yapan güzellikleri, sevgileri, sevinçleri de kalbinizden alıp götürdüğünü kılınız kıpırdamadan seyrediyorsanız ve bunun size arınma olduğunu söylüyorlarsa ve arınma sandıklarınız bütün anlamlarınızı da silip süpürüyorsa, var olma –Nedenleriniz- alıp götürülüyorsa ve siz halen tutunacak bir dal arıyorsanız bulamıyorsanız ve için için değişmediğinizi değişemediğinizi hissediyorsanız; öfkeniz, kızgınlığınız, hayal kırıklığınız süptilleşerek tüm boyutlarınıza yayılıyorsa ve kavramlarınız karışıyorsa ve kirletiliyorsa  ve korku her hücrenizdeyse; siz ataletin içindesiniz, atalet sizin içinizdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılması uygun Ol’An  daha fazla Ol’mak değil, daha iyi Ol’mak değil. –daha’ları, en’leri bırakıp ne isek O Ol’mak ve -kendimiz- Ol’An O’nun Ol’masına izin vermektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzin ver Ol&lt;br /&gt;İzin ver Ol’sun.&lt;br /&gt;Sadece ve basitçe Koşulsuz, İhtiyaçsız ve Zararsız Ol’mak için kendine izin ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey koşulları bıraktığımızda birleşmeye başlar. İçimizde ve dışımızda.&lt;br /&gt;Başlangıç; görünen  ve görünmeyen  bütün koşulları ve koşuldan doğan yargıları (-meli, -malı) bırakmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşulsuzluk; kendini kendinde bilmek, kendini yaratılmış cümle Alemde görmektir. O’nun ihtişamını Alemlerin Görünüşünde seyreylemektir. Ruhun Gözü, ihtişamı “kendini” gördüğünde bütün koşullar yok Ol’ur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece Ruhun Gözü (kalp), İhtişamı algılayıp ve hissedebilir.&lt;br /&gt;Gönül dergahında oturup kendi ihtişamını her yerde seyreden ve bilen O’dur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asırlar sürdüğünü sandığınız bir ayrılıktan sonra çok sevdiğiniz ve hasretini çektiğiniz bir insana kavuşmanın,  yeniden görmenin, kollarınıza alıp sevgiyle ve aşkla kucaklamanın manasında bir hissediştir.&lt;br /&gt;Yaşamak her An bir kavuşmadır bu saatten sonra kendini bilene.&lt;br /&gt;Coşkudur. Hazdır. Varolmanın Sevincidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bilir her şeyin değerini. Her yerde ve her şeyde kendini gördüğünden, Varlığın doğasından dolayı TEK, görünüşe çıkmasından dolayı da Çokluk gibi gözüken kendisi, her neyin içinde görünüşe çıkmış olursa olsun değerlidir. Azizdir. Candır.&lt;br /&gt;Koşulsuzluk hali bu Görüş içinde demirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşul ayrılık yanılsamasından doğan, Adem ile Havanın  “Yasak Meyvesidir”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşul varsa ayrılık vardır.&lt;br /&gt;Koşul yoksa ayrılık da yoktur. &lt;br /&gt;Ayrılığın olmadığı An Varlık Tam ve Bütündür. “Kendisi” Sevgi oradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dengede ve merkezde olunduğunda “kendisi” olunabildiği için Efendiden yansıyan koşulsuzlukta dengededir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Formüle etmek gerekirse Koşulsuzluğun kavrayışına gelene kadar, koşulsuzluğun bir tek koşulu vardır.&lt;br /&gt;Dengede olmak.&lt;br /&gt;Koşulsuzluk sadece dengede olduğunda Koşulsuzluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve koşulsuzluk dengede olduğunda -denge koşulu-  koşulsuzluğu tamamlar, halkayı kapatır ve koşulsuzluk halini görünüşe çıkarır.&lt;br /&gt;Koşulsuzluk hali ortaya çıktığında Özgür İrade Yasası, Eylem Yasası ve Sorumluluk Yasaları üzerinde yükselir. Üç yasa Efendiliğin temel yasalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşulsuzluk bu üç yasanın, “Kendisi yasa Ol’muş örneğini ortaya çıkaramıyorsa, kırılır. (her zaman liyakat sınavları oradadır. Maksat ortaya çıkan halin sabitlenmesine hizmet etmektir)&lt;br /&gt;Koşulsuzluğun kırılma noktasında olmakta olan koşulsuzluk değildir. Başka bir şeydir. Ama koşulsuzluk değildir.&lt;br /&gt;Yasaların birisi eksikse hepsi eksiktir. Yasaların hepsi oradaysa Efendi de oradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşulsuz Ol’An, aynı zamanda ihtiyaçsızdır. Çünkü Özgür İradesi ile, Kendinin Sorumluluğunu almıştır ve birlikte yaratandır.&lt;br /&gt;Kendini her şeyde ve her şeyi de kendinde gören ve içindeki “kendi” hazinesinden kullanan İhtiyaçsızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ve ancak ihtiyacı olmayan zararsız olabilir.&lt;br /&gt;İhtiyaç içinde Ol’An zarar verme kapasitesinde Ol’Andır.&lt;br /&gt;Zarar verebilen ayrılıktadır.&lt;br /&gt;Ayrılıkta Ol’Anın koşulları vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey Koşulsuzlukla başlar.&lt;br /&gt;Sahip olduğumuzu sandıklarımızı bırakmayla başlar.&lt;br /&gt;Koşulsuz Ol’abildiğinizde diğerleri koşulsuzluğun peşi sıra birden bire -kendini bilen- Efendide görünüşe çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende ve Alemlerde TEK GÜC Kendini Bilmektir.&lt;br /&gt;Kendini Bilmek; bilgiyle “Sevgi” Ol’maktır.&lt;br /&gt;Kendini her şeyde görmenin Koşulsuzluğu.&lt;br /&gt;Kendisi (her şey-hazine)  Ol’manın İhtiyaçsızlığı.&lt;br /&gt;Koşulsuzluğun ve İhtiyaçsızlığın bizi getirdiği derin “Anlayıştan” doğan Zararsızlık Hali ile Üçlü tamamlanmış olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunların hepsi birlikte TEK Gücü ve Bütünün Kudretini oluştururlar ve Efendide görünüşe çıkarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendi Ol’mak, var Ol’duğunuz tüm zamanlarda ve boyutlarda kiminle “dans” ettiğimizi bilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendinizle”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir’in Yasası gereği Kendinin (realitesinin) Efendisi olan Alemlerin de Efendisi Ol’ur.&lt;br /&gt;Efendinin derdi Alemlerin efendisi olmak ve güç peşinde koşmak değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendinin Nedeni, KENDİNİ AŞKINLIKTIR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alemler; Efendinin “Kendinde” ve “Kendinden” Ol’duğu için; Efendi, Alemlere de “Aşkın” Ol’ur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alemlerin Efendisi Ol’ur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’An da Tanrı “Ben’im Evimi temizleyin” buyurmaktadır (Eflaki I:465-466).&lt;br /&gt;Temizlik; Koşulsuzluk, İhtiyaçsızlık ve Zararsızlık hallerini Ruh Duruşumuzda sabitlemektir. Ve bu sabitede merkezlenmek ve dengelenmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Efendilerin (Tanrının Erlerinin) kalbi, Tanrının nazarının kıblesidir ve Evrenden daha yüksek ve yücedir.” (Eflaki I:673)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrenler ve Alemler; Efendilerin yüreğinden, Aşkın Sevginin Güzelliğin iyiliğin ve Aşkın Ol’Anın Aşkı için sevgiyle birlikte yaratılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendi bilgiyle ve sevgiyle; Sonsuza kadar Özgür Ol’Andır. Aşk Ol’Andır. Sevgi Ol’Andır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;15.07.2008 / İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-5950389728726356767?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/5950389728726356767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=5950389728726356767' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/5950389728726356767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/5950389728726356767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/07/evrensel-varolu-iii-koulsuz-ihtiyasz.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ III – Koşulsuz İhtiyaçsız Zararsız'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-7068761121198833038</id><published>2008-06-19T16:11:00.001-07:00</published><updated>2008-06-19T16:11:48.617-07:00</updated><title type='text'>“UYANDIM”  UYKUSU</title><content type='html'>“UYANDIM”  UYKUSU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumsal yaşayış düzeninden baktığımızda; insanoğlu tamamen topluma ayak uydurma, onaylanma, kabul görme, düzeni devam ettirme, hayatta kalma adına derin bir şekilde şartlanmış durumdadır.&lt;br /&gt;Bu İnsanoğlunun Yaşam mücadelesidir. Ve şartlanmış olduğunun da farkında değildir.&lt;br /&gt;Şartlanmışlık; en küçük birim olan aile arasında disiplinden, okulda eğitime, iş yerinde kurallara, halk içinde dedikodu, yargı v.s gibi telkin araçlarıyla işlemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu uykudadır. Çaresi ise sarsılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarsılmalar ise; “Kendisi” olan sevgi olamamanın, kendini ifade edememenin yüreğinde kopardığı fırtınalarla boğuşurken, farkında olmadan kendine korktuğu veya yaşamak istemediği her şeyi çekmesiyle gelir. Çünkü odağı, başına gelmesini istemediği “deneyimler” üzerindedir.&lt;br /&gt;Korkar; çünkü elindekileri yitirmek istemez.&lt;br /&gt;Korkar; çünkü yüreğindekileri “bulamama” ve “yaşayamama” olasılığı çok yüksektir. Çünkü her yer karanlıktır. Ve elinde bir haritası yoktur.&lt;br /&gt;Fiziksel dünyanın demir parmaklıkları ve prangaları her fırsatta onu bağlar nefsine.&lt;br /&gt;Burada kişi için sevgi her şeydir. Kılavuzdur. Işıktır. Eğer sevgiyi seçerse.&lt;br /&gt;Nasıl ki göz; ışık olduğu için çevresini ve gidebileceği her yeri görebiliyorsa, yürekte gideceği yeri; “sevgiyi” takip ederek bulabilir.&lt;br /&gt;Yüreğin ışığı sevgidir.&lt;br /&gt;Yüreğin yolunu “sevgi” aydınlatır.&lt;br /&gt;Ve sevginin ışığıyla görebilir, nereye gitmesi gerektiğini.&lt;br /&gt;Işık olmadığı zaman göz nasıl ki hiçbir şeyi göremezse, ruhta sevgi olmadan hiçbir şeyi göremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sevgi seçilmezse, bütün haşmetiyle, karanlıkların içinden ego çıka gelir kılavuzluk etmek için kişiye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan; bu içinde birikenler (acı keder hırs öfke kin değersizlik ve yetersizlik..v.s) ve fiziksel hayatında neye sahipse onları kaybetme korkusundan doğan derin acıların arasında gidip gelirken, kendine çektiği deneyimlerle sarsılarak uyanmaya çalışır.&lt;br /&gt;Uyanırsa ne ala, uyanmazsa o da pekala.&lt;br /&gt;Kader Sistem devamlı devrededir.&lt;br /&gt;Kader; sisteme giriş yaparken aldığı ve an be an dünya eğitiminde edindiği ne varsa dünya biletine yazılanlardır.&lt;br /&gt;Fakat bu öyle bir bilettir ki; insanda; “kendisi” olma ve yüreğine yürüme yolundaki en ufak bir ilerlemede şekil ve sima değiştirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta ki kişi uyanıp, “Kendi biletini” seçip “kendi eline alana” ve serbest dolaşıma geçeceği Gönül Dergahına varana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür bir uyku; İnsanoğlunun var oluşundan beri süregelen olağan uykusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarsılmalar yeterli seviyeye ulaştığında ve kişinin yüreğinden başka gidecek hiçbir açık kapısı kalmadığında, uyanış başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bütün mesele de bu An’da başlar.&lt;br /&gt;Kaos, kaosun üzerine yıkılır. İlk kez içine bakar. Yaşamın anlamını sorgular. Kendisine ne olacağını sorgular. Ne olduğunu sorgular. Soruların ardı arkası kesilmez. Her farkındalığın dönemecinde yollar sonsuz kez, sonsuz potansiyellere ayrılır.&lt;br /&gt;Nefsinde olanları kah bırakır kah yeniden sevgiyle düzenler ve yapılandırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her An’da; hem ölür, hem de yeniden doğar.&lt;br /&gt;Sonsuz bir süreçtir yaşanan.&lt;br /&gt;Kendini kendinde tükettikçe yeniden doğurur. Kendini buldukça yeniden yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada önemli olan kişinin toplumsal şartlanmanın yani hapishanenin tamamen dışına çıkması ve yüreğine samimice bakmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek neden; Hayatın kesme keşinden kurtulup, dünyadan kaçmak mı, daha iyi bir dünyaya ve imkanlara sahip olmak mı, her şeyden bıkmış olmak mı, gidecek başka bir yer bulamamak mı? Yoksa gerçekten her şeyden bağımsız ve nedensiz “kendini” bulmak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yola çıkılış nedeni genelde kaosun hüküm sürdüğü dünyada gidecek başka bir yer olmadığı için yüreğe doğru yol almak olmayla başlasa da, bir yerde bu da terk edilmelidir. Her türlü etkiden uzak yalın ve sade “kendine” varma için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanoğlu; sade ve yalın “kendi” olma nedeni ile baş başa kalmadıktan sonra, (bu nedenin dışında başkaca hangi neden olursa olsun) “uyanıklık” uykusuna girmesi kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir An’ gelir; istinasız her şeyi; dünyasal, kozmik, ilahi her şeyi terk ettiği bir yere ulaşır. Nedenlerin hepsi birer kılavuzdur.&lt;br /&gt;Çünkü artık köy görünmektedir, kılavuza ihtiyaç yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu An’da kişi ya tam manasıyla uyanmayı seçer; (yarı uykulu bir halde de olsa Aşkın yoğunluğundan veya “Kendinin” – “Sevginin” tadına biraz da olsa bakmış olmaktan) ya da geldiği nokta da tekrar uykuya dalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrardan uykuya dalması, kişinin içinde hala tutunacak dalların nedenlerin olmasından kaynaklanır. Tutunduğu dallar kişinin kendisi olma “Gücünü” teslim ettiği her türlü; çalışma, bağlantı, öğreti, kişi, yapılardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutunduğu dallar kişide yeni bir şartlanma yaratır.&lt;br /&gt;Ve yeni şartlanma yeni “hapishane” demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası İnsanoğlunun yeni bir uykuya; “uyandım” uykusuna yattığı yerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve “en derin” uykudur. Çünkü uyanıklıkmış gibi yaşandığı için fark edilmesini ve yeniden yola çıkılmasını ve kişinin kendisiyle yüzleşmesini zorlaştırır.&lt;br /&gt;Ve bu uykuya dalındığında sarsılmalar diğerlerine göre daha şiddetli olacaktır. Çünkü kişi en derin bir uykusuna girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frekansı normal uyuyanlara göre daha yüksektir. Çünkü içinde olmakta olanı bilmesine rağmen, gücünü teslim ettiği “şeylerin” tatlı kış uykusuna girmiştir. Samimiyet ve dürüstlük adına; içinde “kendine” verilecek hesabın faturası çok yüksektir. Yüksekten düşmek her zaman daha fazla can yakar. Çünkü bilmektedir.&lt;br /&gt;Hiç Bilenlerle Bilmeyenler bir olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizde her şeyden çok canımızı acıtan, bildiğimiz halde bilmemezlikten gelmemiz değil midir? Tamamlanmamışlık. Ve Eksiklik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizdeki sessizliğin ve huzurun nedeni; bildiğimizi bilmemiz ve bildiğimizin eyleminde ve OL’masında, olmamız değil midir? Tamamlanmışlık. Ve Bütünlük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal uyuyanlar “Gaflet” uykusundadır. Uyanmışlık uykusunda olanlar “Kendine” ihanet uykusundadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özğürlük; kendi kendinin sorumluluğudur. Kendisi her şeydir. Ve Her şey kendisidir.&lt;br /&gt;“Kendisi”; Özgür İrade Yasasının müsaade ettiği ölçüde; her şeyin ve herkesin sevgide aşkta huzurda mutlulukta bollukta sevinçte başarıda olmasına hizmet etme, yansıma ve paylaşma sorumluluğudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve “Kendisi” Efendidir. Aşk ve Sevgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;24.09.2007 / İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-7068761121198833038?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/7068761121198833038/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=7068761121198833038' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7068761121198833038'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/7068761121198833038'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/06/uyandim-uykusu.html' title='“UYANDIM”  UYKUSU'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-1772055246803250509</id><published>2008-06-08T13:43:00.000-07:00</published><updated>2008-06-08T13:45:51.050-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gerçek Ol&apos;mak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tekamül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sevgi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='knedinin sorumluluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sorumluluk yasası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efendi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel varoluş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sonsuz an'/><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ II - Kendinin Sorumluluğu</title><content type='html'>EVRENSEL VAROLUŞ II - Kendinin Sorumluluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlığın; kendisine ve dünyaya Ol’makta olanı görmesi ve bütün bunlardan sevgiyle özgürleşmesi, kendi içinde kendine yürüyerek gerçekleştirebileceği bir süreçtir. Ve her varlığın “Kendisinin Sorumluluğudur”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendisi Ol’mak” bir kavrayıştır. Tefekkür ve hissedişlerin eşliğinde, derin anlayışlarla ve derinlerde idraklerle çoğalan “kendini” hatırlayıştır.&lt;br /&gt;Kendinizin, kendiniz olduğunu kavradığınızda ve içinizdeki kendinize güvenip iman ettiğinizde, basitçe “Kendiniz” OL’ursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kavrayış” dışardan verilebilecek ve alınabilecek bir “şey” değildir. Gerçek anlamda “kendisi” Ol’duğumuzu anlayana kadar yapılan bütün çalışmalar beyhudedir. Çünkü kendisinin kavrayışında değilsek yaptığımız çalışmalar etrafımızdaki illuzyonu ve sanrıyı beslemekten ve büyütmekten başka hiçbir şeye yaramaz.&lt;br /&gt;Yalın, açık, basit, saf ve yadsınamaz bir şekilde kendisinin “Ne” olduğu görüldükten sonra eğer “Kim=Ben” Ol’mak isteniyorsa; yapacağımız çalışmalardan bir hayır görebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereye (kim olacağını) gideceğini bilmeyen gemiye (varlığa) hiçbir rüzgardan (çalışmadan) hayır gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kim=Ben”; bireyselleşmiş ve manyetize Ol’muş ”Ne” nin; “Kendisini gerçekleştirme Sorumluluğudur”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmek, “anlamak” değildir. Bilmek, zihnin veya nefsin Ruhun Biliş halini taklit etmesidir.&lt;br /&gt;Anlamak; yürekte zeka ve sevginin birlikte örtüşmesiyle oluşan bir histir. Kısaca “Biliştir”.&lt;br /&gt;Ve Biliş, Ruh’un anlamasıdır. Kavrayışıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavrayış; Kendinizin iyiliğine iman etmeyi, güvenmeyi, kendinizi sevmeyi; basitçe içinizdeki “Kendinizin” enerjisini üretmeyi birlikte getirir.&lt;br /&gt;Kendinin Sorumluluğu; Sevgi, Aşk ve Işık Ol’An kendinizi (manevi bahçenizi) her An’da çoğaltmak, yansımaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kültürel, dinsel, sosyal beyin yıkamaların çağı çoktan bitti. Şimdilerde nefsler iyice semirdiğinden Ruhların Yıkanarak arıtılarak bitirilmesi tüketilmesi ve yozlaştırılması başladı. Son hesaplar Ruhları yozlaştırarak tüketmek ve işi bitirmek üzerine yapılıyor.&lt;br /&gt;En basit ve etkili yapılma şekli ise; binyıllık bilgelik öğretilerinin ait olmadığı topraklarda (beyinlerde ve yüreklerde) pazarlanmaya çalışılarak yozlaştırılması ve içlerinin ( maneviyatın) boşaltılması. Meta haline getirilmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle; Dünya Fiziksel mekanının hangi bölgesinde yaşıyorsak; bulunduğumuz Fiziksel Manyetik Koordinatların maneviyatına sarılmak, kendimizi orada çoğaltarak her şeyi kucaklamak, kendimizi oranın maneviyatı ile gerçek kılmak hayrımızadır.&lt;br /&gt;Yaşadığımız momentte; fiziksel varlığımızın; doğduğumuz ve maneviyatı ile yoğrulduğumuz topraklardan sonsuzluğa çıkış yapmasının bütünün en yüksek hayrına bir “Nedeni” vardır.&lt;br /&gt;Meşhum An’ların momentinde şiddetli fırtınalarda ve kaoslarda; köksüz ağaçlar gibi sökülüveririz kendimizi gerçek kılmaya çalıştığımız bize ait olmayan maneviyat bahçelerinden.&lt;br /&gt;Oysa kendi toprağındaki “Çınarlar” ne kadar ulu sağlam ve köklenmiştir, kendi binyıllık maneviyatının bahçesinde. Kol kanat gerer kendisi Ol’An diğerlerine de. Kendinin Sorumluluğundadır bin yıllık meşe ağacı bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinin Sorumluluğu, bulunduğunuz fiziksel alemi ( kulağınıza ve gözünüze ilişen, gücünüzün yettiği her yeri ve her şeyi); yüreğinizdeki O’nu ve yüreğin kanunlarını gerçek kılarak, yeniden düzenlemektir.&lt;br /&gt;Siz yüreğinizdeki sevgiyi ve aşkı, sevgiyle gerçek kıldığınızda; bulunduğunuz fiziksel alem (çevreniz) sizinle düzenlenmiş olur.&lt;br /&gt;Düzenlenmek sevginin itibar görmesidir. Sevgiye hizalanmak ve her şeyin sevgiye hizalanmasına vesile Ol’maktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel Alemler düzenlenmeden, fiziksel mekanları; gerçek kılma (hakikat) deneyimini bitiremeyiz. Fiziksel mekanlarda Gerçek kılma deneyimi bittiğinde “Kendisi” hakikat Ol’ur.&lt;br /&gt;Bu deneyimi “kendimiz” olarak içimize alıp genişlememizdir. Şimdi - Burada fiziksel mekanların düzenlenme merkezi ve üssü Dünyadır.&lt;br /&gt;Düzenleyicisi de Alemlerin Efendisi Ol’An “Kamil İnsandır”.&lt;br /&gt;Düzenleyicinin “Kamil İnsan Ol’masının bir nedeni yoktur.&lt;br /&gt;Çünkü; Kamil İnsan eonlarca zaman sürecindeki nedenlerin “Nedenidir”.&lt;br /&gt;Yaradan’ın sırrının ‘Sır’rıdır.&lt;br /&gt;Yaradan’da Kamil İnsan’ın sırının ‘Sır’rıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinin Sorumluluğu; “Kamil İnsanı”, kendinde gerçek kılmaktır.&lt;br /&gt;Kamil İnsanı gerçek kılmak; yüreğini gerçek kılmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel Alemlerde artık huzur bulabilmek ve cenneti yaratmak; kendimize ve kendimiz Ol’An Bütün Alemler adına “KENDİSİNİN Sorumluluğudur”.&lt;br /&gt;Kendinin Sorumluluğu O’nun Murad’dıdır.&lt;br /&gt;O’nun; Yüreğin Kanunlarının Fiziksel Alemlerde gerçek Ol’masıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam aziz tutulmadığı, cana ve varoluşa kıymet ve değer verilmediği; yaşamı gerçek kılmak için sorumluluk alınmadığı ortamlarda ve durumlarda Sorumluluk Yasası devreye girer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın Kutsallığı ve Canın Azizliği için vakti saati geldiğinde Kendinin Sorumluluğunu almayanın sorumluluğu; titreşimine uygun Alemlere çekilerek veya düşerek Sorumluluk Yasası; yine kişinin kendisi tarafından devreye alınmış olur.&lt;br /&gt;Kişinin yaydığı titreşim (-,+) ilgili Alemlere, Özgür İrade Yasasına göre devreye girme ve yayınlanan titreşime cevap verme (deneyimini yaratma) hakkını doğurur.&lt;br /&gt;Evrende “İhtiyaç” hasıl olduğunda “ yaratım-deneyim” oradadır.&lt;br /&gt;İhtiyacın iyisi kötüsü (-,+) olmaz. İhtiyaç, ihtiyaçtır. Hepside pekaladır.&lt;br /&gt;Yeter ki titreşimimiz ile neye sebebiyet verdiğimizin, neyle beslendiğimizin ve beslediğimizin ve bize ne Ol’makta Olduğunun farkında olalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Evrendeki bütün ihtiyaçlar sonsuza kadar karşılanmıştır.&lt;br /&gt;Bu Varlığın-Varoluşun doğasındandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumluluk Yasası’nda Yaşamı onurlandırmak ve gerçek kılmak esastır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam; sevgi, aşk, özgürlük, neşe, huzur, bereket, coşku, keşiftir. Sevgiyle genişlemek sevgiyle büyümek yansımak ve sevgiyle paylaşmaktır.&lt;br /&gt;Kendisi Ol’An; sorumluluğunu alan ve yaşamı “Yaşam”, sevgiyi “Gerçek” eyleyendir. Yaşamı her An’da sevgiyle Onurlandırandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinin Sorumluluğu;“Kendini” nefsinden ayıklamak, görüşünü Tekleştirmek, Tam ve Bütün Ol’maktır.&lt;br /&gt;Yüreğimizde bize ait olmayan toplum tarafından ekilmeye çalışılmış kimliksiz istek kalıplarını görmek ve bu kalıpları sonsuza kadar kırmaktır. Ve gerçek bize ait arzularımızı bulmaktır.&lt;br /&gt;Çünkü insanın yüreğindeki gerçek arzuları doğmakta Ol’An Efendinin “Kim”lik keyfiyetleridir.&lt;br /&gt;Efendi; O’nun oturduğu Kalbin Kanunlarını ve Arzularını; sevginin ve aşkın hatırına, aşkla ve sevgiyle Fiziksel Alemde gerçek kıldıkça; O, “kendisi” gerçek Ol’ur.&lt;br /&gt;Ve “Kendinin Sorumluluğu” sadece An’da mevcuttur.&lt;br /&gt;An’da durabileceğimiz tek yer Ruhumuzda “Kendimiz” ve kendimizle birlikte herkes için yaratacağımız “Cennet Alan”dır. Burası Gerçek Alandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Ruhun bu Asil Duruşunda zamansızlık boyutları görünüşe çıkmaya başlar. Zamansızlık boyutları; Sonsuz Sınırsız Ol’An Kuantum Alanlarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuantum Alanında; Kendinin Sorumluluğu alınmadan ve Ruhun An’da varolacağı Gerçek Alan yaratılmadan durulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek Alan, kendinin Sorumluluğuyla ortaya çıkan ve örtüşen, çok boyutlu “Kavrayış” hali veya “Varoluş” halidir. Ne enerji çalışmaları ne uyumlamalar kişiyi bu yere getiremez. Çünkü burası bir “yer” ve “zaman” değildir. Zaman ve yer olmamasına rağmen deneyimlerin (zaman+yer) yaratıldığı Sonsuz bir An’dır.&lt;br /&gt;Olduğunuz bütün An’larda dengede merkezde Ol’duğunuzun Bilişi ( Asil Ruh Dururşu) içindeyseniz; “An” Sonsuzlaşır ve Varlığın “kendisi” gibi tekleşir. Varlık ve An basitçe Tek’leşir. Bütün Tam Eksiksiz ve kusursuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek uyumlama insanın kendine ve yüreğine uyumlanmasıdır. Basitçe sevgi ve aşka uyumlanmasıdır.&lt;br /&gt;Gerçek şifa; Ol’makta OL’Anı görmek ve “Kendimizin Sorumluluğunu” almaktır.&lt;br /&gt;“Kendinin Sorumluluğunu” almamış insandan kimseye hayır gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kendinin Sorumluluğunu” almış insan; basitçe Sevgidir, Aşktır. Fiziksel Alemlerde “Neden” Ol’duğu her şey aşkın ve sevginin hatırı içindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fiziksel ve Ruhsal Alemlerde ”Kendi Sorumluluğunu” almış insanı, “Kendinden”, “Sevgiden” ayırabilecek ve “Görüşünü” bulandırabilecek hiçbir; mal, mülk, paye, iltifat, mekan, zenginlik, cefa, eza, korku yoktur.&lt;br /&gt;“Kendisi” basitçe Efendidir.&lt;br /&gt;Efendinin ihtiyaçları yoktur. Efendinin “kendisi”, SEVGİ OL’duğu için; Varoluştur; Sevginin ve aşkın hatırı, güzelliğin doğası için; Alemlere rahmet Ol’arak sevgiyle yağan, kollayan, koruyan, gözetendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efendi; koşulsuzdur. İhtiyaçsızdır. Zararsızdır.&lt;br /&gt;Efendi her şeyden azadedir. Basitçe özgürdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;08.06. 2008 / İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-1772055246803250509?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/1772055246803250509/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=1772055246803250509' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/1772055246803250509'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/1772055246803250509'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/06/evrensel-varolu-ii-kendinin-sorumluluu.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ II - Kendinin Sorumluluğu'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-5525016976078145658</id><published>2008-05-05T06:39:00.000-07:00</published><updated>2008-05-05T06:42:45.460-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özgürlük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='burada'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='an'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='o'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ebediyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varoluş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='asale kader'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ben'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efendi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şimdi'/><title type='text'>EVRENSEL VAROLUŞ I - Ruh Duruşu</title><content type='html'>EVRENSEL VAROLUŞ I - Ruh Duruşu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ol’uşlarımızın ve sanrılarımızın “kaderimiz” olmakta Ol’duğu zamanlarda ve mekanlardayız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayırt etme yeteneğimizi keskinleştirip; “Var” Ol’manın gerçekten ne demek Ol’duğunu algılayarak, Kosmik Duruşumuzu – Yönümüzü belirlememiz (Kozmik tarihimizi; kendimizi bilemediğimiz tüm zamanlar boyunca gerçekte bize ne olmuş olduğu ve Şimdi Buradan sonra ne olacağı ve nereye gideceğimiz), Evrensel Varoluşumuzun “Nedenini” neye bağlayacağımızı tespit etmiş olmamız ( içsel var olma nedenimiz) ve Ruh Kavrayışımızı bir An önce derinleştirip ayağa kalkmamız hayrımıza olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle zihnin ve binlerce yıldır semirmiş Egoların oyun malzemesi Ol’An, tüm insanlığın bilincinde sefilliğin ve cehaletin nedeni Ol’An, inanıldığı için tüm illuzyonik karmik bağları yaratan, seçilmişleri- kurbanları üreten, tanrıcıkları ve tapanları icat eden; kader, okul, sınav, ders gibi kavramlara hiçbir öğretinin, dinin ve şartlanmanın etkisi altında kalmadan gönül gözü ile dikkatlice bakmanızı sevgiyle tavsiye ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz insanlar Şimdi Burada; bu dünyaya yiyip içip gezmek kendimizden geçmek için gelmedik. Ama okulda okumak ve sınava girmek için de gelmedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulda Ol’ma ve sınava girme iluzyonu; Evrende varlığa yeni çıkış yapan ve Evreni Sonsuzluğunu Sınırsızlığını, Alemlerin ve boyutların paradoksal Varoluşunu henüz anlayamayacak evrim skalasında olan varlık boyutlarında geçerli bir sanrıdır. Veya deneyimdir. Varlık büyüdüğünde Evrimleştikçe “benlik Ol’uşlarına” göre terk edilmesi hayrınadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığın; görünüşe çıkışında eğitim aracı iken, vakti saati geldiğinde terk edilmez ise, Varlığın içinden çıkamayacağı hapishaneye dönüşür. Hapishane hem dışardan illuzyona hizmet edenler tarafından örülür hem de içerden Nefs tarafından örülür. ( Okul, sınav ders illuzyonundan beslenen Alemler ve varlıklar bizler bu kavramlara değer atfettikçe ve inandıkça, sanrıyı devam ettirmek için ellerinden geleni yaparlar, çünkü onlarda kendi seçimleri gereği bunun üzerine tekamül etmektedirler.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu illuzyonda zihin (nefs) Yaptığı hizmetler için hem bu dünyada hem ahirette ödül beklemeye, cezadan acıdan kaçmaya alışır ve kendine yaşayabileceği konfor alanı oluşturur. Bu oyun alanında; seçilmişler, kurbanlar, görevliler, tanrılar, tapanlar ve dolayısıyla kader, acı, sefalet, atalet, kibir, karanlık aklınıza gelebilecek ve bizim şu anda Yeni Dünyayı yeryüzüne indirme adına ilerlediğimiz yolda bırakmaya çalıştığımız eski kavramlar ve tekamül yolları ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve böylece Sonsuz zamanlardır, Dünya toprağından “İnsan” olarak Varoluşa çıkmak üzere OL’An, kendini henüz bilmeyen insanın ve haddini bilmeyen Alemlerin - varlıkların oyun alanı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazıktır ki bu Alemler; İnsanın okulda, sınavda, ezada, cefada, Yaradan’dan ayrı ve kul Ol’duğunu sanmasına neden OL’muş ve izin vermişlerdir.&lt;br /&gt;Halbuki İnsanı; sadece koruyup kollamaları ve sevgiyle büyütmeleri gerekirken, insan için “kader” yazmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa ki İnsanın “Kaderi” kendisi iken ve kaderin ismi “”Alemlerin Efendisi”” iken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maksat korumak, kollamak şefkatle sevgiyle “Varoluşu”, hiçliğinde büyütmekse ve bu da güzelliğin ve sevginin hatırı için yapılıyorsa, ne kutlu varoluşu sevgiyle yüreğinde büyütenlere ve kol kanat gerenlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen “masallar” gerçek diye anlatılır. illuzyon Ol’ur yaşanan.&lt;br /&gt;Bazen; “Gerçekler” masal diye aktarılır. Masal diye sunulanın içindeki Sonsuz Gerçektir. Ol’dukça bilinir. Bilindikçe Ol’unur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gezegenlerin var Ol’masının nasıl ki bir nedeni yoksa, Ol’makta Ol’Anın da bir nedeni yoktur. OL’Andır.&lt;br /&gt;İnsan; Alemlerin Efendisidir. Tanrı’nın sırrının sırrıdır.&lt;br /&gt;Neden derseniz, bunun da bir nedeni yoktur.&lt;br /&gt;Çünkü “İnsan” nedensiz “Nedendir”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ol’makta Ol’Anlara; kendinin ve kendisi Ol’An Bütünün hayrına Şimdi Buradan sonra neden OL’acak “Nedendir”. Tabiî ki “Kendini Bilenlere”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize öğretilerle belletildiği gibi, yalan yanlış anlatıldığı gibi ne kuluz ne cezalıyız ne sınavdayız. Ne ötesi var ne berisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey Şimdi Burada.&lt;br /&gt;Ve bizler her An’da masumduk. Ve sevgiydik.&lt;br /&gt;Bizler sadece ve sadece “büyüyorduk”.&lt;br /&gt;Kendi zamanımıza ve mekanımıza. Momentimize.&lt;br /&gt;Artık “İnsan” büyümüş ve moment dolmuştur.&lt;br /&gt;Her şeyin çaresi insanın “Kendisidir”. Kendisini İnsan Ol’arak bilmesidir.&lt;br /&gt;Çanlar İnsan için çalmaktadır.&lt;br /&gt;“Kutsal Vaad” insan için sunulmaktadır. Almak için hazır ve nazır OL’Anlara.&lt;br /&gt;İnsan; Alemlere hiçlikte kaftan biçecek OL’Andır. Manalandıracak ve Rahmet gibi yağacak Ol’Andır.&lt;br /&gt;Son perdeyi indirecek, Tamamlayacak, Bütünleyecek, kendini kendinde dengelemesiyle ve merkezlemesiyle Evrenleri ve Alemleri de dengeleyecek OL’Andır.&lt;br /&gt;Kendini bilişiyle; kendine ve Alemelere “hayır”, kendinden vazgeçişiyle Alemlere “yem” ve “şer” Olacak Ol’Ândır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık Ol’maya kara vermeli ve “Kendimizi” gerçeğimize büyütmeliyiz.&lt;br /&gt;Çünkü artık çok şey biliyoruz.&lt;br /&gt;Yeteri kadar dersimizi aldık.&lt;br /&gt;Yeteri kadar acı ve keder çektik.&lt;br /&gt;Yeteri kadar taptık ve kurban olduk.&lt;br /&gt;Bu rolleri defalarca defalarca yaşadık&lt;br /&gt;Ne Alemlere ne de yücelere hiç birine ihtiyacımız yok. Kendimizi bilmemiz ve “kendimizden” başka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit geldi. Artık büyüyebiliriz.&lt;br /&gt;İnsan; büyümeye kara verdiğinde büyüyebilir, Ol’maya karar verdiğinde Ol’abilir.&lt;br /&gt;Ve İnsan; O’ndan ayrı değildir.&lt;br /&gt;“O”; Sevgidir, Aşktır, Neşedir. Dengedir.&lt;br /&gt;Sevgiyseniz, aşksanız, neşeyseniz, dengede ve merkezde iseniz O’sunuz.&lt;br /&gt;O An’da O’dan ayrı değilsiniz. Ruh Kavrayışındasınız ve muhteşemsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle O, Bir, Şimdi, Burada, An, Ebedilik gibi halleri ve Ruhun duruşunu; kelimelerin yettiğince tarif etmeye çalışmış olan Ken Wilber’in kısa yazılarını yolunuza ışık olması için sizinle sevgiyle paylaşıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************Ken Wilber der ki; " İnsan Tanrı’dan ayrı olduğunu ve ona tekamül ederek varmaya çalışabileceğini sanır. Tanrı’nın bireye açık görünmeyebilmesinin nedeni, bu hep var olan Tanrı bilgisinin biraz tuhaf doğasıdır; yani “O” ikilik- olmayan'dır ( "ikilik - olmayan" tam olarak Bir anlamına gelmez. Çünkü arı Birlik daha çok kendi Çokluk karşıtını dışladığı için ikiliktir. Tekil Bir çoğul Çok'a karşıtken, ikilik-olmayan her ikisini de kapsar. "İkincisi olmayan Bir'in anlamı "Karşıtı olmayan Bir'dir, yoksa Çok'a karşıt anlamında değildir. Hem çokluğu hem de birliği denge içinde kucaklar.)&lt;br /&gt;Bir kimsenin onu biliyor görünmemesinin tek nedeni, özne olarak kişinin ister zihinsel isterse fiziksel olsun bir nesneye baktığında, şeyleri ikilik içinde görmeye çok alışık olması ve "kendisi" ve "o nesne"nin bambaşka iki şey olduğu düşüncesiyle, " Evet nesneyi çok açık olarak görüyorum" diye duyumsamasıdır. Özne olarak kişi, bundan dolayı, doğal olarak Tanrıyı da orada bir yerde bakılacak ve kavranacak bir nesne olarak görebileceğini varsayar. Bu yüzden o, kavrayıcı, Tanrıyı, yani kavrananı elde edebilmeli diye düşünülür.&lt;br /&gt;Ama Tanrı elde edici ve elde edilen olarak ikiye bölünmeyecektir. Çünkü bütündür. Tanrı olduğunuz için elbette Tanrıyı göremezsiniz. Tıpkı gözün kendini görememesi, kulağın kendini işitememesi gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Zenrin basitçe şöyle der; "Kesen, ama kendini kesemeyen bir kılıç gibi; gören ama kendini göremeyen bir göz gibi." Gerçekten de, gözünüz kendini görmeye çalışsa, kesinlikle hiç bir şey göremez. Benzer olarak boşluk da, Tanrı'yı aramaya çalıştığınız şu anda göremediğiniz şeydir.&lt;br /&gt;“””“O”, Boşluk, tam olarak, her zaman aramakta olduğunuz, ama hiç bir zaman bulamadığınız ya da göremediğiniz şeydir. VE TAM DA O GÖREMEYİŞ O'DUR. """"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekliğin tümünde yalnızca bir ikincisi olmayan Bir vardır, ama yine de kişi, alışkanlıktan ötürü, Onu iki yapmaya, bölmeye, böylece sonunda Onu yakalamaya veya sürekli bir "varılmayan- varış " yeri olarak ayrı algılamaya çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“””””Ken Wilber; " ikilik –olmayanın (O’nun) dışında gerçekte hiç birşey olmadığı için, uzayda ya da zamanda Tanrının olmadığı hiç bir nokta yoktur. Bu, Tanrının bir parçasının---panteizmde olduğu gibi-- her bir şeyde bulunduğu anlamına gelmez, çünkü bu sonsuzun içerisine bir sınır getirmek, her şeye sonsuz pastanın farklı bir dilimini yüklemek demektir. Doğrusu, Bütünün---ikilik-olmayanın--Tanrının---uzay ve zamanın her noktasında EKSİKSİZCE ve BÜTÜN olarak bulunduğudur ve bunun nedeni HER BİR NOKTADA FARKLI SONSUZUNUZUN OLAMAYACAK OLMASIDIR. Aziz Bonaventura nın dediği gibi; “Tanrı merkezi her yerde olan ve çevresi hiç bir yerde olmayan bir küredir,"&lt;br /&gt;Öyleki, Plotinos'un sözleriyle, " hiçbir yerdeyse de, hiç bir yer O değildir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tanrının, ancak kendisi uzaysızsa, uzayın her noktasında bütünüyle var olabileceğine dikkat edin. Nasıl ki gözleriniz yalnızca kendisinde kırmızı renk olmadığı ya da "kırmızısız" olduğu için kırmızı renkli şeyleri görebiliyorsa, aynı şekilde Tanrı da tüm uzayı kapsayabilir, çünkü Kendisinde uzay yoktur, ya da "uzaysız"dır. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne olursa olsun, sonsuz denilen şey, başka noktalar, uzaylar ve boyutlar arasında bir nokta, bir uzay--hatta çok büyük bir uzay---ya da bir boyut değildir; tersine noktasız, uzaysız, boyutsuzdur-- birçokları arasında bir değil, ama bir ikincisi olmayan bir. Aynı şekilde, sonsuzun bütünü uzayın tüm noktalarında bulunabilir, çünkü kendisi uzaysız olduğundan, uzayla çatışmaz ve dolayısıyla onu bütünüyle kapsamak için özgürdür--tıpkı şekilsiz ve formsuz olduğu için suyun tüm şekil ve formlardaki kapları doldurabilmesi gibi. Hem sonsuz, uzayın her noktasında kendi bütünlüğü içinde var olduğuna göre, sonsuzun tümü tam BURADA eksiksiz olarak bulunur. Aslında, sonsuzun gözünden orası diye bir yer yoktur ( çünkü, kabaca dile getirirsek, eğer oradaki bir başka yere giderseniz, yine yalnızca buradaki ile aynı sonsuzu bulursunuz, çünkü her bir yerde başka bir sonsuzluk bulunmaz.)"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zaman içinde bu böyledir. Tanrı ancak eğer Kendisi zamansızsa, zamanın her noktasında bütünlüğü içinde bulunabilir. Ve zamansız olan Ebedidir. Ebedilik "sonsuz zaman süresi değil, zamansızlıktır". Başka bir deyişle, Ebedilik; hep-süren zaman değil, ama zaman olmaksızın bir An'dır. Bu yüzden zamansız olduğundan Ebediliğin tümü zamanın her noktasında bütün ve tam olarak bulunur.&lt;br /&gt;Dolayısıyla ebediliğin tümü tam ŞİMDİ zaten vardır. Ebediliğin gözünden, ister geçmiş isterse gelecek olsun, o zaman diye bir şey yoktur. HER YERDE VE HER ZAMAN HAZIR OLMANIN ANLAMI YALIN OLARAK BUDUR. TANRI EŞZAMANLI OLARAK, HER YERDE VE HER ZAMAN BÜTÜNLÜĞÜN İÇİNDE BULUNUR. "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"TANRIYI HER YERDE VE HER ŞEYDE GÖREMEYEN BİRİ, ASLINDA ONU HİÇ BİR YERDE GÖREMEZ."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yalnızca daha öte gelişim, yalnızca daha öte evrim olan meditasyon- farkındalık şöyle ilerler----birlikten birliğe bir dönüşüm, ta ki yalnızca Birlik olana dek; öyle ki Tanrı, uyarısız gelen bir fark edişin ve son olarak anımsayışın verdiği sarsıntı içinde, sessizce kendi kendine gülümser, gözlerini kapar, derin bir soluk alır ve milyonuncu kez kendisini dışavurur; tümüyle kendi eğlencesi ve oyunu olan belirişinde kendini yitirir. "" KEN WİLBER, The Atman Project&lt;br /&gt;*********************************************************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“KENDİ” zaten vardır ve biz zaten O'yuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parçalar birleşecek Bütünü oluşturacak, Bütün bizde olmayacak parçasıyız dersek nasıl “kendisi” OL’abiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi YOL’dayım varacağım dersek; düşünce ve seçim An’daki “Gerçekliğimizi” yaratıyorsa nasıl ŞİMDİ BURADA OL’abiliriz.&lt;br /&gt;OL’mak için artık karar vermezsek nasıl “Kendisi” olabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaradan'ın olmakta olanı bilmemesi, “Kaderi” bilmemesi diye bir şey söz konusu olamaz. Olmakta olanın "Kendisi" zaten O'dur. Ve insan basitçe “Kendisi” yani Efendi ise OL’makta Ol’anın hayrı mı şer mi olacağını İlahi İradesi ile seçer ve karar verir. Ve kendi kendini “Gerçek” kılar. Ve “Kendisi” kaderdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaradan her Varlığın seçimini bilmektedir. Çünkü Yaradan’dır.&lt;br /&gt;Varlık Kader var derse; atalete girer. İrade ve cesaret göstermesini bilmek gerek.&lt;br /&gt;Varlık Kader yok derse sefalete düşer. Teslim OL’masını da bilmek gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayetinde İnsan ne olduğunu basitçe biliyorsa ve OL’uyorsa Efendidir. Özgürdür. Kaderini yaratır.&lt;br /&gt;Eğer ki İnsan “kendisinden” ve ne olduğundan bi haber ise kaderi yaratanların ve dolayısıyla da kendisi için yaratılan kaderin kurbanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#663300;"&gt;&lt;strong&gt;İnsana; özgürlük, sevgi, aşk, asalet kısaca Efendilik yakışır.&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;03.05.2008 / İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-5525016976078145658?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/5525016976078145658/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=5525016976078145658' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/5525016976078145658'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/5525016976078145658'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/05/evrensel-varolu-i-ruh-duruu-olularmzn.html' title='EVRENSEL VAROLUŞ I - Ruh Duruşu'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5458778711829332485.post-2385685532951096002</id><published>2008-05-05T06:09:00.000-07:00</published><updated>2008-05-05T06:16:42.384-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='asalet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varoluş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evrensel insanın ilkeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kendini bilme'/><title type='text'>EVRENSEL İNSANIN VAROLUŞSAL İLKELERİ</title><content type='html'>EVRENSEL İNSANIN VAROLUŞSAL İLKELERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*VAROLUŞ sevinç, neşe, bağışlama, şefkat, sevgi, aşk, huzur, irade, coşku, cesaret, azim, asalet, güzelliğin doğası ve niyettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ruhun; mutlak özgürlüğü, asaleti, bilgeliği sevgisi ve aşkı; Evrensel İnsanın varoluşsal ilkelerinin oturacağı temel zemindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Varolmak; genişleyen bir bilinçte, dengede kalarak, fiziksel Evrende görünüşe çıkmış varlığının her boyutunun keşfinin hazzıdır. Sevincidir. Coşkusudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanın doğası sevgidir. Sevgi olmadan İnsanoğlu var olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsanın “Kendisi” olması sevgi olmasıdır. Sevgi dengedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsan sadece “Kendisi” olabilir. Kendisi olmayan insandan kimseye bir fayda gelmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsan özgür olduğunda sevgiyi hissedebilir ve yaşayabilir.&lt;br /&gt;Özgürlük farkındalıkla kazanılan bir olgudur.&lt;br /&gt;Farkındalık içsel çekiliş niyet ve bilgidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsan bağışlamayı öğrenebildiğinde şefkate ulaşabilir. Şefkate ulaşmak Koşulsuzca sevmenin anahtarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Evrenler denge sistemi üzerine kuruludur, işler ve genişler. İnsan dengede olduğunda sonsuz zamanlar boyunca var olabilir. Varlıkta kalmayı sürdürebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Evrende varlıkta kalmayı besleyen teslimiyetle ulaşılan dinginlik ve dinginliğin sonucunda gelen keşif arzusu ve sevgiyi yeniden yeniden gerçek kılma niyetidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İnsan yaratıcı bir varlıktır. Düşünceleri duyguları niyetleri kendini ve yaşamını yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hakimiyet her şeydir. Düşüncelere, duygulara, niyete ve eylemelere hakimiyet “kendisi” ve “Sevgi” olması için her şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*İrade; sevginin hakimiyeti ile oluşabilen bir güçtür. Sevginin Gücüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Yansımak, paylaşmak insan olmanın manasıdır. Yansıma ve paylaşma olmazsa mana da oluşamaz. Ve varlığın var olma nedeni kalmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Diğerleri varsa siz varsınız. Diğerleri yoksa siz de yoksunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilinçli sevgiyle oluşturulmuş birlikten Güç doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ruhun Asaleti; sevgi bilincinde dengede durarak, An’da sevginin ve aşkın hatırı için, güzelliğin doğasından huzuru mutluluğu sevgiyi aşkı, paylaşma yansıma eğiliminde olmaktır. Ve oluşunda samimi olmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Var oluşta bilinçli olmak samimi olmak ve yüreğe iman her şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bireyselleşmek ve bireyselliğimizi sevgiyle yapılandırmak her şeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir insan, Bütün bir insanlık için, Bütün İnsanlık bir insan için var olabilir. Bu prensip Evrensel varoluşun ebediyetinin temelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VAROLUŞSAL İLKELERİ BESLEYEN OLGULAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*SANATSAL Etkinlikler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bilimsel ve teknolojik çalışmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bireyselleşmiş Yaratıcı Eğitim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bireyselleşmiş Yaratıcı Öğretim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Bir’liğe aidiat Duygusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Hukuksal yapının varoluşsal ilkeler göre düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Ekonominin varoluşsal ilkelere göre düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Eğitim öğretimin varoluşsal ilkeler göre düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Her türlü örgüt ve kurum yapısının varoluşsal ilkeler göre düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Akademik çalışmaların varoluşsal ilkeler göre düzenlenmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Zihinsel içerikli mantık felsefe yerine, içeriyi ve dışarıyı, zıtlıkları birleştirici ve tek “Görüş”e ulaştırıcı kalp-zihin felsefe sisteminin yapılandırılması. Filozofların, Bilgeleşmesi süreci kolaylaştırıcıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazan Nilgün Nart&lt;br /&gt;21.12.2007 / İstanbul&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5458778711829332485-2385685532951096002?l=evrenselinsan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/feeds/2385685532951096002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=5458778711829332485&amp;postID=2385685532951096002' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/2385685532951096002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5458778711829332485/posts/default/2385685532951096002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://evrenselinsan.blogspot.com/2008/05/evrensel-insanin-varolusal-ilkeleri.html' title='EVRENSEL İNSANIN VAROLUŞSAL İLKELERİ'/><author><name>Nilgün Nart</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13191581903611568054</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
